Gündem

‘’ÇÖPÜNÜ AYRIŞTIRMAYAN ŞORT GÖRÜNCE AYRIŞIRMIŞ’’ DERLER


Onur Nurdoğan 5 Temmuz 13:06

Bugün göğüs dekoltemde plastik çöp var. Plastik çöp ithalatında son 3 yıldır bir hareket söz konusu.

Çin, dünyadaki plastik ve kağıt atıklarının yaklaşık %60’ını tek başına ithal ediyordu; ta ki 2017’ye kadar. 2017-2018 gibi “bu işi artık yönetemiyorum, b.ku çıktı; yeter” dedi. Çin’in Avrupa’dan plastik çöp ithalatına sınırlama getirmesiyle, bir nevi el çektiği plastik çöp pazarına birilerinin dahil olması gerekiyordu.

Plastiksizlik için önlem almaya başlayan Avrupa’nın nüfuzlu ülkeleri bu atıkları Çin’den sonra nerelere gönderebiliriz diye pazar arayışına başladılar. Polonya, Malezya, Vietnam ve Tayland ufak ufak girdi bu işe. Örneğin, 2017’de 733 bin ton çöp ithal etti; iki yıl önce bunun yarısı kadar çöp ithal eden Polonya. Neyse, sonra sonra bu ülkeler de belli başlı sınırlamalar getirerek plastik çöp ithalatlarını azalttılar. Akabinde yeni pazarlar Endonezya, Hindistan ve Türkiye oldu. Türkiye sayısal olarak başı çekiyordu.

Greenpace’in internet sayfasında yer alan bilgiye göre;

  • Türkiye, 2020 yılında Avrupa Birliği ülkeleri ve İngiltere’den toplam 659,960 ton plastik atık ithal etti. Bir önceki yıl da Avrupa’dan Türkiye’ye gelen plastik atık miktarı 582,296 tondu.
  • Plastik atık ithalatı son 16 yılda (2004’ten bu yana) 196 kat arttı. Türkiye’ye 2020 yılında en çok plastik atık gönderen ilk beş ülke: İngiltere (209.642), Belçika (137.071), Almanya (136.083), Hollanda (49.496), Slovenya (24.884)

Son 16-17 senede Avrupa'dan ithal edilen plastik çöp ithalatını aşağıdaki grafikte görebilirsiniz.

Hindistan, 1 Mart 2019 yılında plastik çöp ithalatını tamamen yasakladı. Yanılmıyorsam Endonezya yasaklamadı fakat ülkeye yasadışı giren plastik atıklarla ilgili tedbirler aldı ve atıkları geri gönderdi.

Biz ne yaptık?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı plastik ithalatının kotasını önce %80’e, sonra %50’ye düşürdü. Türkçe meâli, bir geri dönüşüm firmasının 100 birimlik geri dönüşüm kapasitesi varsa bunun azami 50 birimini ithal edebilir, kalanını yurtiçinden temin edebilir demekti. "Yetmez ama evet" gibiydi; zira kota düşmesine rağmen plastik çöp ithalatı artıyordu.

Peki neden biz veya bizim gibi ferasete malik ülkeler çöp ithal etmek istiyor? Çünkü plastik ihtiyacımız fazla ve plastiği kaynağında ayrıştırmayı beceremiyoruz. Evindeki çöpü plastik, cam vs. şeklinde ayırarak atanlar el kaldırabilir mi? Pek bir şey kaldıran göremedim. Bizim yapmadığımız bu ayrıştırmayı da el arabasıyla sokak sokak gezen çöp toplayıcıları yapıyor. Farkındalığımız artsın diye yazdım son cümleyi. Tamam?..

Plastik ihtiyacımız neden fazla?

Hemen hemen her sektörde ithalata bağlı bir ülke olarak -bir diğer deyişle dövize endeksli bir hayatımız olduğundan- plastiği hayatımızdan çıkartmamız güç. Plastiği çıkarttığımızda yerine koyacağımız ara mal daha kaliteli ama daha pahalı olacağı için vazgeçemiyoruz plastikten. Avrupa Parlamentosu "şak" diye vazgeçiyor ama! Plastik tabak, çatal, tabak, kulak çubuğu, pipet gibi tek kullanımlık ürünleri 2019 yılında aldıkları kararla yasaklamışlardı. Karar, 3 Temmuz 2021 itibariyle yürürlüğe girdi. Yasa kapsamında 2025’e kadar tamamen geri dönüştürülebilen malzemelere geçilmesi hedefleniyor. Sizce biz ne zaman bu minvalde bir adım atabiliriz?


Biz de yapıyoruz bir şeyler… İtalya, 2011 yılında plastik poşet kullanımını yasakladı; biz 1 Ocak 2019’da plastik alışveriş poşetlerini en az 25 kuruştan satmaya başladık. Uygulamayı destekliyorum; aile olarak plastik poşet kullanımımızda gözle görülür düşüşün olduğunu da söyleyebilirim. Amma velâkin atı alan Üsküdar’ı geçti, köprünün üstünde...

The Guardian’da geçtiğimiz aylarda yayınlanan habere göre, geçen yıl İngiltere’nin plastik çöplerinin %30’unu Adana’dan denize döktük ama plastik poşet 25 kuruş! Bu nasıl perhiz, hangi cins lahana turşusu!

"Lahana turşusunun Almanya’nın ulusal yemeklerinden biri olduğunu" bileniniz var mıdır? Ben bilmiyordum.

Nereden bilebilirdim ki? Külahta dondurma fiyatının Magnum fiyatını geçeceğini... 1993/94 yıllarında; Rize’de, eski Orta Camii arkasındaki Bizim Büfe’den dondurma alırdım hemen hemen her okul çıkışında. Dondurma mevsiminde tabii... O vakitler kışın dondurma satılmazdı. Külahta dondurmanın topu 10 kuruştu. Magnum da yeni gelmişti Türkiye’ye. Şöyle ifade edeyim; üçer toptan üç külah dondurmanın parasına denk geliyordu bir adet Magnum. Velhasıl lükstü, ÖTV alınasıydı.

Neyse; gelelim şimdilere

Geçen gün Mado’ya gittim, dondurma almaya. Topu 8 TL’den 3 topa 24 TL verdim. "Magnum’un gramajı yıllara sair pek değişmedi" diye biliyorum. 80-90 gr. arasında olsa gerek! Magnum bakkalda 7,5 TL. Yine söylüyorum: Bilemem! Magnum, belki de girdi maliyetlerini düşürmüştür ya da yüksek gelirli kesime hitap ederken "herkese hitap eden bir ürün olmayı" hedeflemiş ve başarmıştır; bilemem. Ancak bildiğim tek şey var: 3 top dondurma 24 TL olmaz! Niye mi? Olamaz da ondan!..

"Olamaz, olmamalı" dedirten bir olay geçen gün Kadıköy’de yaşandı. Yoldan geçen kadının şortuna kanaat notu vermek istiyordu Yavuz Atsız adındaki şahıs. İddia bu yönde ki kadın da videoya çekmiş olay anını. Instagram’da Yavuz Atsız’ı aradım; bulamadım ama Facebook’ta buldum. Hesap sahte değilse ona ait. Twitter’da Atsız’ın fotoğrafları, arkadaş listesi afişe edildi. Las Vegas’ta parayı bulamadığını ‘’şortlu’’ bir fotoğrafı ile sosyal medya hesabında paylaşmıştı. Ne kadar ayıp!.. Kumar hatırası olarak çektirdiği fotoğrafta ise pantolon giydiği için menfi bir eleştirim olamıyor tabii. İlkokulda karşımıza çıkan, öğretmenin öğrenciye verdiği kanaat notunu bir insan nasıl bu kadar yanlış anlamış olabilir? Havsalam almıyor.

"Aşırı muhafazakar olduğundan şort giyen kadına tepki veriyor" diyeceğim ama Atsız’ın Facebook’taki arkadaş listesinde yerli ve yabancı escortlar var. Olayın kahramanı -burada- kendi yaşa(ya)madığı şeylere tepki veriyor aslında, o kadına değil. Üzücü…

Yakın zamanda gündemde sık yer edinen Uşakki tarikatı lideri Fatih Nurullah’ın istismarına uğrayan genç çocuk için “orada ne işi varmış?” diyen, İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesine tepki gösteren kadınlara fahişe diyen, ülkeyle ilgili bir projeye muhalif görüş bildireni ihanetle suçlamayı kendine şiar edinen anlayışı bertaraf etmek için adım atılmadığı sürece halimiz nanay! Eğitim, eğitim, eğitim!.. Çin’in de söylediği gibi b.ku çıktı çünkü…

Aman başım nanay

Ağrıdı dişim nanay

Çok içmişim nanay

Nanay gülüm nanay

Kıssadan hisse?.. ‘’Niye çok içtin?’’ diyemezsin. Diş onun dişi… Sen önce evinden çıkan çöpünü ayrıştır #gavat!

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum