Gündem

1 MAYIS'IN ARDINDAN: BEYAZLAR VE RENKLİLER


Onur Nurdoğan 4 Mayıs 06:07

Bugün göğüs dekoltemde beyazlar var. ‘’Beyazlar’’ denince aklıma sınıf ayrımı geliyor hemen. Beyazlar ve Siyahlar... Avrupalıları, Siyahi ve Kızılderililerden ayırmak için 17. yüzyılda dillendirilmiş. Siyahi?.. Kısacası, o zaman da ırkçı bir ayrım ifadesiymiş; günümüzde daha da ırkçı olarak hayatına devam ediyor. 

Motosikletli kuryelerin hayatları bu şekilde devam etmemeli. Binek araç sürücüsü olarak her gün olmasa da gün aşırı bir motosikletli kuryenin trafikte beni ürkütmesi artık ritüellerimin arasında. Öte yandan, pandemi döneminde önemlerini idrak ettik. Haklarını, verdiğimiz bahşişlerle ödeyebileceğimiz düşünmeyenlerdenim.

“Bahşiş” kelimesini de oldum olası sevememişimdir. Eş anlamlısı diyebileceğimiz “caize” de hoşuma gitmez. Telaffuzlarını sevemiyorum zaar. “Lütuf” olmaz mıydı meselâ? Yemek siparişinizi motorlu kurye evinize getirdi, kapıda teslim alıyorsunuz, yemeğin bedeli kadar ödemeyi yaptıktan sonra kurye için ayırdığınız parayı ayrıca verirken “teşekkürler, şu da ufak bir lütuf, iyi günler” deyiversek olmaz mı? Şimdi cevap vermek zorunda değilsiniz, biraz düşünün.

Düşünüyorum da beyaz eşyalarımızı. Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, fırın falan filan... Yaklaşık 30-35 sene önce Rize’deki evimizde bunların hepsi beyaz renkteydi. Başka renkte üretim yoktu herhalde o vakit. Müşteri odaklılık diye de bir şey pek de söz konusu ol(a)mayacağından birçok ürün beyaz üretiliyor ve satılıyordu. 

Doğa, Mesaj Veriyordu Aslında

Hem beyaz hem kara lahana vererek... Beyaz üzüm ve kara üzümü tattırarak... Çeşitlilik fayda getirir çünkü. Her alanda!.. Sofrada çeşit çeşit yemekler, bir konuyla ilgili farklı görüşler, koroda zaman zaman yükselen merak uyandırıcı sesler, okunan farklı türde kitaplar vesaire... Farkına varmaktır aslolan. Zaruriyetinin ve ehemmiyetinin farkına ne zaman vardık acaba çeşitliliğin? En nihayetinde evvelden farkına varan yolunu almaya başlamıştır.

10 yıl evvel Bitcoin’i 6$ iken satın alan, şüphesiz bir farkındalık sonucu bu alımı yapmıştır. Bugünkü bizim yatırım mantığımızla satın almamıştır emin olun. Hali hazırda da elde ettiği kazancı anasının ak sütü gibi haketmiş durumdadır bence. Ak süt gibi beyaz veya içinde ‘’beyaz’’ sözcüğü geçen tamlamalar genelde olumlu anlamlar içerir.

Şüphesiz; Coğrafyaya Göre Durum Değişir Tabii

Örneğin, Japonya’da beyaz karanfil ölümü temsil eder. Dünyanın en büyük yaş ve toz boya tedarikçilerinden Axalta’nın her yıl yayınladığı bir rapor vardır. Tüm dünyada satılan sıfır araçların renk kırılımı raporu... Bi’ göz gezdirelim mi?

*Bir sonraki tabloda yer alan TÜİK’in raporundaki renk kırılımı ile uyumlu olması açısından Axalta’nın renk verilerinde ayrı ayrı sınıflandırılan gri ve gümüş gri renklerini tek satırda gösterdim.

Peki ya Türkiye’de durum nasıl? TÜİK’in verilerini paylaşıyorum.

Axalta’nın verileri sıfır satılan tüm motorlu kara taşıtlarını kapsarken TÜİK’in verileri o yıl içerisinde trafik tescili yapılan otomobillere ait. TÜİK’in verilerine sıfır hafif ticari, ağır ticari ve motosikletleri ekleyip sınırlı sayıdaki ikinci el tescil sayısını çıkarırsak emin olun beyaz renk oranı daha da artacaktır. Zira ticari araçlarda beyaz oranının ciddi düzeyde baskın olduğunu söylemek basitçe yapılacak bir tahmin olsa gerek. Ne var ki o da değişiyor, oraya da çeşitlilik geliyor, yollarda görünüyor; ayrı mesele…

Türkiye'de Yıllar Geçtikçe

Beyaz renk araç satışlarının payı düşerken mavi renk oranı, önceki yıllarda ‘’diğer’’ renklerin içinde cüzi bir yer kaplarken 2020’de %8’e yükselmiş. Çeşitlilik adına olumlu gelişmelerden biri diyebiliriz belki. Grideki artış da yadsınamaz bir gerçek gibi karşımızda. Beyaz ve mavi demişken beyaz yaka ve mavi yaka söylemini de oldum olası sevmemişimdir; ‘’bahşiş’’ gibi. Her yerde “sınıf ayrımı yoktur, kapitalist düzene hayır” ve benzeri naraları atmayı çok iyi biliriz fakat “pandemide maalesef mavi yakalıların çoğu çalışıyor” demekten kendimizi de alamayız.

Velhasıl, en azından ilk aşama olarak bu sınıf ayrımının dilimize pelesenk olan sıfatlarının önüne geçmek için neler yapabiliriz sizce?

a) Çeşitlilik farkındalığı ile çeşitlilik olacak diye sınıf ayrımı yapmanın farklı şeyler olduğunun ayırdına varabiliriz.

b) Sendika kuramayan/sendikaya üye olamayan beyaz yaka çalışanları, mavi yakalıların sendikalarına üye olmasına imkan tanıyabiliriz. Böylelikle birbirlerinin dertlerini anlamalarına, çeşitlilik sağlanmasına olanak sağlanmış olur.

c) “Bahşiş” yerine önerdiğim “lütuf” kelimesi misali; beyaz yaka ve mavi yaka söylemleri yerine de ortak bir sıfat bulabiliriz. Örneğin, “iki yakası bir araya gelmeyenler” olabilir. ‘’Uzun oldu’’ derseniz “yakasızlar’’ da fena olmaz.

d) Beyaz yakalılara “çalışan”, mavi yakalılara “işçi” diyerek işveren ile işçi ayrımına bir sınıf ekleyen zihniyeti bir kenara bırakarak 1 Mayıs’ın hepimizin bayramı olduğunun bilincine varabiliriz. Nitekim, sosyal medyada 1 Mayıs’ı salt arka fonu makine yağı sürülmüş mavi tulumlu işçilerle kutlamayabiliriz.

e) Beyaz zaten ana renklerden kırmızı, yeşil, mavi; ara renklerden mor, turuncu ve sarıdan oluştuğu için bunlar dert değil. Bu kadar yazı yazmaya da, kafa yormaya da gerek olmayabilir.

f) Siz de bir şey söyleyin.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum