Gündem Sağlık

21. Yüzyılın Baş Belası Covid-19 Aşısının Önemi


Konuk Yazar 16 Ağustos 12:04

Kanserler konusunda yazmama rağmen artan vaka sayıları nedeniyle bir farkındalık yaratabilmek amacıyla bu konuya değinmeyi uygun buldum. "Aslında böyle bir hastalık yok, aşının amacı farklı, ben kesinlikle aşı olmam" şeklinde  konuşmaları her insan gibi ben de arkadaş sohbetlerinde sıkça dinledim. Bu yazının amacı böyle düşünenleri eleştirmek veya suçlamak değildir. Okuyucu ile paylaşılmak istenen Covid-19 virüsünün ne olduğu, enfekte hastalarda tanı süreci (PCR testi), tedavi süreci (evde, hastanede veya ağır hastalarda yoğun bakımda), aşılama hakkında tıbbi bilgiler ve yoğun bakım sürecinde yaşanılan tecrübelerdir.  

Yazının ilk bölümü, dünya tarihindeki salgın hastalıklar ve covid-19 salgını hakkında kısa bilgilerden ibaret. 2. bölümde ise anestezi uzmanı Dr. Ali Tekin’in yoğun bakımda yatan covid-19 hastaları hakkındaki paylaşımları olacaktır.  

Pandemi nedir? 

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre bir hastalık, aşağıdaki üç kriteri sağlarsa pandemi ilan edilir: 

  • Nüfusun daha önce maruz kalmadığı bir hastalığın ortaya çıkışı 
  • Hastalığa sebep olan etkenin insanlara bulaşması ve ölümcül bir hastalığa yol açması 
  • Hastalık etkeninin insanlar arasında kolay yayılması 

 COVİD-19 öncesi salgınlar  

Kara veba: Bir bakterinin neden olduğu salgın. Yalnızca 14. yüzyılda yaklaşık 200 milyon kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır. Çin ve Orta Asya’dan başlayıp  Avrupa’ya yayılmıştır. 

Kolera: Bir bakterinin neden olduğu salgındır. 19. yüzyılda Japonya'da görülen hastalık daha sonra Moskova’ya ve Avrupa’ya yayılıyor. Balkan Savaşları sırasında Osmanlı ordusundaki çok sayıda askerin ölümüne sebep olmuştur.  

İspanyol Gribi: Bir virüsün neden olduğu salgın. 1918-1920 yılları arasında 50 milyondan fazla insanın ölümüne sebep oluyor. Alında hastalığın adı "İspanyol" olmasına rağmen çıkış yeri İspanya değil. İspanyol gribi denmesinin sebebi hastalık, 1. Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktığı için savaşa giren ülkeler gizlilik gereği hasta ve ölü sayılarını şeffaf açıklamıyor. İspanya I. Dünya Savaşı'nda yer almadığı için en net verileri açıklayan ülke olmasından dolayı hastalık "İspanyol gribi veya nezlesi" adını alıyor. Salgın Avrupa’dan sonra dünyaya yayılmıştır. 

Hatta Mustafa Kemal Atatürk de Samsun’a çıkmadan önce İspanyol gribinden enfekte olmuştur. Bir haftaya yakın İstanbul BEŞİKTAŞ’taki evinde istirahat ettiği birçok kaynakta geçmektedir.  

Hong Kong Gribi: Bir virüsün neden oduğu salgın. 1968 yılında ilk olarak Hong Kong’da görüldü. Kısa sürede Avrupa, Amerika Kıtası ve Afrikaya yayıldı. Yaklaşık 1 milyon kişinin ölümüne neden oldu. 

Domuz gribi: Bir virüsün neden olduğu salgındır. 2009 yılında ilk Meksika’da görülmüştür. 

Covid-19 virüsü, 1960’larda keşfedilen bir virüs ailesi olan koronavirüs ailesinden bir virüs tipidir. Bu  virüsün en belirgin özelliği  mikroskop altında etrafındaki çıkıntılarıdır. Bu görüntü güneşin taç küresine benzediği için latince "corona" ismi verilmiştir .   

Korona ailesi ile yeni tanışmadık

Koronavirüslerin, insanlarda ve hayvanlarda üst solunum yolu enfeksiyonu ve ishale yol açtığı uzun yıllardır bilinmektedir. Covid-19 öncesi, son 20 yılda koronavirüs ailesinden dünyada ciddi hastalığa yol açan iki virüs grubu: MERS ve SARS

Hepsi koronavirüs ailesinden olan SARS, MERS  ve Covid-19 arasında bir karşılaştırma yapalım.

SARS:  2002 yılında Çin’de başlamıştır. Enfekte olanların %10 civarında ölüme sebep olmaktadır.  

MERS: 2012 yılında Suudi Arabistan’da başlamıştır. Enfekte olanların %37 civarında ölüme sebep olmaktadır. 

Covid-19: 2019 yılında Çin’de başlamıştır. Enfekte olanların %3-4 civarında ölüme sebep olmaktadır.  

PCR testi nedir? 

PCR testi; vücuttaki pek çok virüs, parazit, mikrop ya da bakterinin tespitinde kullanılan bir testtir. Yani Covid-19 salgını öncesi de kullanılmaktaydı. Moleküler bir tanı testidir. PCR testi koronavirüste virüse ait RNA'yı saptamaktadır. PCR testi, uzun yıllardır enfeksiyon hastalıkları dışında genetik hastalıklar, doğum öncesi tanı, adli tıp, kanser araştırmaları, babalık testleri için de kullanılmaktadır. Güvenilir bir test olarak kabul görmektedir.  

Bu bölümde salgın sürecinde, yoğun bakımda yatan -yani covid enfeksiyonunu ağır geçiren- hastalarla birebir ilgilenen anestezi uzmanı Dr. Ali Tekin’in görüşlerini alacağız. 

Dr. Feyyaz Yalçın: Covid-19‘u belirtisiz geçiren veya hafif bulgular ile geçiren çok sayıda hasta var. Çoğu hasta evinde karantinaya girip hastalığı geçiriyor. Hastada ne gibi belirtiler olursa hastaneye yatış gerekiyor? Ayrıca hastanın durumunda ne gibi kötüleşme olursa yoğun bakıma alınması gerekiyor? 

Dr. Ali Tekin: Hafif bulguları olan hastaların evde karantinaya girip kendilerini izole etmesi yeterli. Bu hastaların evde karantina sürecinde iken yüksek ateş, öksürük, solunum sıkıntısı olması durumunda hastanelerin covid acil polikliniklerine 112 ambulanslarını kullanarak başvurması gerekmektedir.  

2. sorunuza gelirsek covid acil polikliniğine başvuran ve/veya hastanede serviste yatan covid hastalarından yüksek oksijen desteğine rağmen kan oksijen saturasyonun hayati sınırların altına düşmesi, o hastanın yoğun bakım ünitesine yatırılması için en önemli kriter. Ayrıca covid dışında koroner arter hastalığı, yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi ek hastalıkları olan yakın takip gerektiren bazı hastaların yoğun bakımda takibi gerekebilir.  

Gençliğinize güvenmeyin

Dr. Feyyaz Yalçın: Yoğun bakımda yatan covid-19 hastalarında entübe olmuş veya olmamış grup diye ayırırsak hayati risk ne kadardır? 

Dr. Ali Tekin: Sadece covid hastaları özelinde değil; herhangi bir hastalıktan dolayı "yoğun bakımda" yatan her hasta için hayati risk vardır!  Yine sadece covid-19 veya başka bir hastalıktan dolayı bir hasta yoğun bakımda ve entübe olmuş ise hayati risk çok daha fazla artmıştır.  

Dr. Feyyaz Yalçın: Covid-19 hastalarından hayatını kaybedenler genelde yaşlı ,şeker hastalığı, yüksek tansiyonu, kalp hastalığı olan kişiler mi? Genç, sağlıklı hastaları bu virüs etkilemiyor mu? "Ben gencim, sağlıklıyım bana bir şey olmaz" söylemi ne kadar doğru? Genç yaşta covid-19 sebebi ile kaybettiğiniz hastanız oldu mu? 

Dr. Ali Tekin:  Hipertansiyon, şeker hastalığı, koroner arter hastalığı bunlar özellikle ileri yaşlarda sık rastlandığı için bu grup yüksek risk grubu. Bir de obezite -yani aşırı kilolu olma hali- de riski yükseltiyor.   

Tüm bunlara rağmen 40’lı yaşlarda ve bu tarz ek hastalığı olmayan kaybettiğimiz hastalar da oldu. Bunlar aşı yaptırmayan hastalardı. Son dönemlerde yeni varyantlar, genç hastalarda da ağır covid enfeksiyonu ve yoğun bakımda takip ihtiyacının doğmasının sebebi olmaktadır.  

Aşı yaptıran hastaların ölüm oranı daha az

Dr. Feyyaz Yalçın:  Hakkında çok farklı görüşler olan covid-19 aşıları ve tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de aşı karşıtı olanlar var. Yoğun bakımda yatıp iyileşip taburcu olan ve vefat eden hastalarınızda "hangi hasta aşılı hangi hasta aşısız" diye bir değerlendirme yaptınız mı?  

Dr. Ali Tekin: Herhangi bir sebepten bir hasta yoğun bakıma yattığı an itibari ile tüm hayati fonksiyonları anlık takip edilir. Bunun dışında hasta özelinde ve hastalığı özelinde tüm detaylar ayrıntılı incelenir. Covid hastaları için de, yoğun bakımda yatan hastaların aşı olup olmadığını gözlemliyoruz. Tecrübelerimiz şöyle: Hayatını kaybeden hastalardan en büyük grup hiç aşı olmayan hastalar. 2. en çok hasta vefatı ise tek doz aşı yaptıran hastalarımızda. 

Dr. Feyyaz Yalçın: Salgın bitti veya hafifledi diyebilir miyiz? Yoksa hala hastanede veya yoğun bakımda yatan covid hastaları var mı? Tedbirlere uymaya ve maske takmaya devam etmek gerekiyor mu? 

Dr. Ali Tekin:  Son günlerde vaka sayılarında çok ciddi artış var. Neyse ki aşılamanın belli bir seviyeye gelmesi sebebi ile "ağır hasta" sayısında artış daha sınırlı.  Tedbirlere uymak ve aşılama oranını artırarak bu salgını atlatabiliriz. Kış aylarına girmeden aşılama oranını çok daha yüksek rakamlara çekmemiz lazım.  

Yazarın görüşü

1918-1920  arasında 2 yıl süren İspanyol gribi, dünya nüfusunun üçte birini enfekte etmiştir. Bu salgında çok sayıda kişi ölmüştür. Hatta salgında ölen hasta sayısı o vakitte devam eden 1. Dünya Savaşı'nda ölenlerden fazladır.   

Belki de Türk milletinin kaderini "siyahtan beyaza" çeviren iki an:   

1915 Ağustos’unda Conkbayırı tepesinde göğsüne isabet eden bir şarapnel parçasından koruyan cep saati  ve 1919 Mayıs’ında İspanyol  gribini yenip hasta yatağından kalkıp Samsun’a yola çıkması...  

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum