Bilim & Teknoloji Gündem

3. Dünya Savaşı Yükleniyor: Uzay Savaşları


Uğur İşçeviren 30 Kasım 14:13
Atom bombasını bulan kişi Julius Robert Oppenheimer, bu buluşu ile 500.00 kişinin ölümüne vesile olacağını bilseydi yine de yapar mıydı? Nitekim "ilk nükleer bombanın babası" olarak anılmak çok havalı olsa da "ölümün anası" olmak kötü. Keza Başkan Roosvelt'e tavsiyede bulunan Albert Einstein da 2. Dünya Savaşı'ndaki rolü sebebiyle çok pişman. Almanların nükleer silah geliştirdiği endişesi ile geliştirilip Hiroşama'ya (ve sonra Nagasaki'ye) atılan atom bombası, 2. Dünya Savaşı tarihinin en büyük katliamıdır. "Neyse ki bu kötü günleri atlattık" demek istesem de daha kötü günler yakında. 3. Dünya Savaşı'nın ayak izlerini duyuyoruz belki de. Ancak güzel haberler var. Savaş muhtemelen uzayda olacak. Yani uzay savaşları dünyada olacak değildi ya. Sonuçlarını göreceğiz(!) tabii ama dünya savaşlarına yön vermiş bir isim olarak yine Einstein'in meşhur öngörüsüne güvenmek gerekir.
3. Dünya Savaşı’nda hangi silahların kullanılacağını bilmiyorum ama 4. Dünya Savaşı’nda taş ve sopalar olacağını biliyorum. Albert Einstein

Rusların uzay tatbikatı

Pasifik Savaşı'nı (Japonlar böyle tanımlıyor) tetikleyen "Einstein'ın öngörüsü" böyle. Şu sıralarda olanlara bakılırsa yine bir tavsiyeye kurban gidecek dünya tarihi. Bu sefer Rusya'dan geliyor tehlike. 15 Kasım tarihinde Rusya, kendisine ait bir uyduyu patlattı. PL19 füzesi, Sovyet Rusya döneminden kalma Cosmos uydusunu hareket halindeyken paramparça etti. Uzaydaki, devletler arası dengeleri de... "Bunda ne var? Moskova kendisine ait uyduyu patlatmış işte. Kime ne?" diyebilirsiniz. Ama öyle değil. Uzay şimdilik herhangi bir ülkeye ya da kuruma ait değil. Teorik olarak hepimize ait. Yani uzayda Amerika da bizimle aynı haklara sahip. Tabii Çin de!.. Öyle önüne gelen at oynatıp füze yollayamıyor. Yollarsa Amerika kızıyor. Zaten kızdı da...
Çünkü Rusya'nı yolladığı Nubol füzesi ile parçalanan Cosmos uydusu, çapı 10 santimetreden daha büyük 1.500'den fazla yörünge enkazı bıraktı. Bu nesneler, saniyede ortalama 7-8 kilometre hızla hareket ediyor. Sırf bu yüzden Amerika Uzay üssündeki yedi astronot kapsüllerine sığınmak zorun kaldı.
Bugün erken saatlerde, Rusya Federasyonu kendi uydularından birine karşı doğrudan yükselen bir anti-uydu füzesinin yıkıcı bir uydu testini pervasızca gerçekleştirdi. Amerika Dış İşleri Bakanlığı

Amerika'nın derdi başka

Ancak mesele tam olarak bu değil. İşin aslı çok daha vahim. Şöyle ki bu füze tüm dünyaya -ve özellikle Amerika'ya- şunu gösterdi. Rusya isterse hareket halindeki uyduları yok edebilir. Yani bu bir test değildi esasen. Bir gövde gösterisi idi. Uydulara bağlı askeri teknolojiler, geleceğin silahlanma modeli. Rusya bu konuda isterse sınır tanımayacağını gösterdi. Pearl Harbor baskını sonrası Amerika'nın yaptığı gibi... Nazilerin atom bombası ürettiği endişesi ile bu teknolojiye abanan Roosvelt, sonunda bombayı patlatıp savaşın seyrini değiştirdi. İşte bu füze de uzaya yapılmış bir Pearl Harbor baskını...
Hayatımda tek bir büyük hata yaptım. Başkan Roosevelt’e atom bombası tavsiyesini yapmak. Ama yine de bir nedeni vardı. Almanların daha önce yapması tehlikesi... Albert Einstein
Peki nasıl? Teorik olarak bu füzenin varlığı Amerika için teşvik edici. Kısaca şöyle anlatayım. Amerika'nın uzayda yerleştirdiği uydular, herhangi bir nükleer saldırıya karşı füze savunma sistemi barındırıyor. Yani nükleer savaşın önündeki koruyucu, uzaydaki uydu. İşte bu füze, bu güvenliğin ortadan kalkması demek. Uyduya bağlı füze savunması, nükleer silahları geçersiz kılabilir. Ancak böyle bir füze de bu savunmayı dağıtıyor. Yani bu döngü neticesinde savunma oluşturmak ve bu konuda evrensel bir anlaşmaya sahip olmamak temel olarak rakibinize daha fazla saldırı füzesi inşa etmesi için ilham veriyor. Uzayda da durum bu ve hala nitelikli bir uzay kanunu yok.

Uzay kimin uzayı?

Yani uzay, hala kanunsuz bir bölge. Sözde kanun (1967 - Birleşmiş Milletler Dış Uzay Antlaşması) var evet ama yetmez! Çünkü bu durum endişe verici. Yumruğu ilk sallayan avantajlıdır ve Amerika/Rusya-Çin karmaşasında bombayı karşı tarafın atacağı endişesi de bu duruma tabi. Çünkü garanti eden bir yasal bölge değil uzay. Yani Rusya, gözdağı verirken ortak bir endişenin fitilin de ateşledi. Kanunsuz bir bölgenin sınır tanımaz serserileri gibi herkes kendi borusunu öttürüyor. Mesela Amerika'nın kadim dostu Hindistan da buna benzer bir test yaptı ve o zaman Batı susarken Çin, sesini yükseltti.
Her ne kadar önemsiz gözükse de Rusların bu testinin bize de doğrudan zararı var. Hatırlarsanız Gravity isimli filmde uzay görevi sırasında uzay gemisi hasar gören Sandra Bullock ile Ceorge Clooney, hayatta kalmaya çalışıyordu. Sebep Rusların patlattığı uydu!.. Kademeli çarpışmalar sonucu üsse yaklaşan yüksek hızlı enkazlardan kurtulmaya çalışıyordu ikili. Nitekim gerçek hayatta da uzayda parçalanan her uydu boşlukta dağılıyor ve çöpe dönüşüyor. Evet; ne yazık ki koca uzay da kirleniyor. Dünya yetmedi bize; uzayı da kirletiyoruz. Üstelik geri dönüşümü de yok! Biriktikçe birikiyor. Böylece çarpışarak daha fazla uzay enkazına yol açıyor. Daha fazla enkaz, daha fazla çarpışma yaratıyor. Buna Kessler Sendromu deniyor ve bu döngünün sonu hiç iyi değil. Çünkü zamanla, yörüngede güvenli bir şekilde çalışmanın maliyetleri artacak. Bu da uzaya erişimi daha pahalı hale getirecek ve belki de olanaksız... Yani Instagram'a girmek bile tehlike altında.
Neyse ki ülke olarak bizim için endişe verici bir durum yok. Yörüngeye fırlatılmış 7 binden fazla uydunun yalnızca 7'si bize ait. Ne mutlu ki enkazların bizim uydulara çarpma olasılığı binde bir ihtimal. Yani Almanları bilemem ama 2000'e yakın aktif uydusu olan Amerikalıların bizi kıskandığı kesin.
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum