Kitap & Edebiyat

411 Numaralı Odanın Sırrı: Pera'da Agatha Christie


Yakın zamanda başarılı bir yapımla sahneye taşınan Pera Palas'ta Gece Yarısı adlı film, adından epeyce söz ettiriyor. Bir önceki yazımda dizinin kitabıyla ilgili incelemede bulunmuştum. Aslına bakarsanız bu haftamın konusu bambaşkaydı. Yalnız eserde adı geçen 411 numaralı odanın gizemiyle alakalı çok soru aldım. Yazım biraz da bu sorulara cevap olacak. Bu yüzden bu hafta da Pera Palas'tan çıkamıyoruz. Keşke yerinde inceleme yapsak da içinden çıkamasak. Bu kaybı bu gizem uğruna göze alıyorum. Bana eşlik etmek isteyenlerle bir Pera Palas seyahatine hayır diyemeyeceğim.

Pera Palas

İstanbul'un tarihi semti Beyoğlu'nda bulunan Pera, Türkçe'de ''orada'' veya ''diğer taraf'' anlamına geliyor. Beyoğlu ve özellikle Galata, Avrupa'nın yerleşim bölgesi halindedir. Üstelik hala çoğu Avrupa konsolosluğuna da ev sahipliği yapıyor. Bu yüzden otel, ünlüler, diplomatlar, casuslar ve karanlık insanlar için uğrak yeri haline geldi.

1890'lı yılların başlarında kurulan, neoklasik bir mimariye sahip Pera Palas, İstanbul'un ilk lüks oteliydi. Paris ile İstanbul arasında, Doğu ekspresi ile seyahat eden misafirlerin ihtiyaçlarını karşılamak için inşa edilmiştir. Pera Palas açıldığında şehrin en gösterişli oteliydi. O dönemde İstanbul'da Osmanlı sarayları dışında elektriği olan tek binaydı. Ünlü konukları arasında Mustafa Kemal Atatürk, Kraliçe II. Elizabeth, Greta Garbo, Alfred Hitchcock, Zsa Zsa Gabor ve Ernest Hemingway, Ian Fleming, Mata Hari, Jacqueline Kennedy Onassis, İngiltere Kralı VIII. Edward, İran Şahı, Leon Troçki ve yüzlerce kral, prens, prenses, politikacı ve generale kadar dünyaca ünlü birçok şahsiyet vardı.

Modern Türkiye'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, şimdi kendisine adanan bir müze olan 101 numaralı süitte kalıyordu. Ernest Hemingway askeri muhabir olduğu Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra otelin sakiniydi. 1922 senesinde, ordunun askerleri taşırken kullandığı bir caddeyi gözden kaçırdığı için yirmi serisi (altta) bir süitte kaldı. Orası da onun casus kargasının yuvasıydı. Hatta Hemingway'in "Kilimanjaro'nun Karları" adlı eserinden bölümler de otelde geçiyor. Henry Pulling ve teyzesi Augusta Bertram, Graham Greene'in 1969 tarihli Teyzemle Seyahatler romanının kahramanları da bu otelde kalıyor. Yani hepsi bu otelin odalarında en iyi hikayelerinden birini yazmışlar. Müdavimleri arasında, her gelişinde özellikle 411 numaralı odayı tercih eden ünlü İngiliz polisiye roman yazarı Agatha Christie de yer alıyor. Christie'nin 1926 senesinde, 11 gün boyunca ortadan kaybolmasının çözülmemiş gizeminde odanın rolü büyüktür.

411

411 numaralı oda ve Agatha'nın kayboluşu

Polisiye yazınların ustası Agatha Christie, Pera Palas'ı sık sık ziyarete gelirdi. Üstelik her zaman 411 numaralı odayı tercih eder ve orada kalırdı. Hatta yazar ünlü romanı Doğu Ekspresinde Cinayet'i de burada yazdı. 411 numaralı oda günümüzde de Agatha Christie odası olarak bilinmektedir. Ancak günümüzün konukları arasında onu en çok popüler yapan şey ise; odanın gizemidir.

1979 senesinde bir yapım şirketi, başrollerini Dustin Hoffman ve Vanessa Redgrave'in paylaştığı bir film çekti. Bu film Agatha Christie'nin 1926'da kaybolduğu 11 günün kurgusal bir açıklaması niteliğindedir. Agatha'nın annesi filmde olduğu gibi gerçek hayatta da yakın zamanda ölmüştü. Ardından kocası ona, başka bir kadına aşık olduğu için boşanmak istediğini söylemişti. Christie'nin yine Pera Palas'ta bulunduğu bir dönemdi. 3 Aralık 1926'da arabası bir gölün yanında bir ağaca çarpmış şekilde bulununca göle düştüğünü ve öldüğünü sandılar. 1000'den fazla polis memuru ve 15.000 gönüllü onu aradı. Olaydan on bir gün sonra, 14 Aralık 1926'da Yorkshire, Harrogate'deki Swan Hydropathic Hotel'de izine rastlandı. İlginçtir ki otele kocasının sevgilisinin soyadı olan Bayan Tressa Neele adıyla kayıt yaptırılmıştı.

Agatha aradan geçen günlerde ise neler olduğunu hiç hatırlamadığını iddia etti. Kaybolmasıyla ilgili spekülasyonlar birçok makale ve kitap üretti. Yoksa Agatha psişik bir şekilde ayrıntılı bir oyun mu kurmuştu? İstanbul'da böyle bir planı gerçekleştirmesine yardım edebilecek bağlantıları var mıydı? Agatha Christie'nin kayıp günlerinin bir günlüğü var mı? Şayet böyle bir şey varsa, otelin başka bir odasında olabilir mi? Çünkü 1986'da “411 numaralı oda” olarak işaretlenmiş başka bir anahtar daha keşfedildi. Ancak bu anahtar 511 numaralı odada bulundu. Tüm bu soruların cevaplarını öğrenebilecek miyiz? Bilmiyorum. Fakat emin olun ki araştıranların sayısı azımsanamayacak kadar çok.

411

Rand'ın seansları

1979 yapımı bu film, hala devam eden gizemin detaylarına dikkat çekti. Sonrasında filmin yapımcıları Warner Brothers gizemden vazgeçmedi. Hollywood'un ünlü medyumu Tamara Rand'ı Agatha'nın ruhunu çağırmak için tuttular. Başlayan seansta Rand, Christie'nin ruhuyla bağlantı kurduktan sonra, Christie'nin ortadan kaybolmasının gizeminin cevabının, Pera Palas'ta bulunan 411 numaralı odada bulunduğunu iddia etti. Haber medyayı çıldırttı. Yerel ve ulusal basın sözü geçen 411 numaralı odaya girmenin yollarını aradılar.

Saat tam 17.00'de Los Angeles ile bir telefon bağlantısı kurdular. Rand, odanın döşeme tahtalarının sökülmesi için talimat verdi. Tüm bunları bir taraftan televizyonlarda canlı olarak yayına verdiler. Kapı kasasına bitişik duvar panolarının birinin altında 8 cm uzunluğunda paslı bir anahtar bulundu. Bu aşamada otel müdürü anahtarı koruma altına aldı. Daha sonra bir basın toplantısı düzenleyerek anahtarın Pera Palas'a ait olduğunu ve 2 milyon dolar ödemezse Warner Broshers'a teslim etmeyeceğini duyurdu.

Daha sonra başka bir film şirketi istenilen tutarı ödemeyi kabul etti. Rand'la tekrar bir seans daha düzenlediler. Rand sonra Christie'nin hayaletinin, anahtarın gizli bir not defteri içeren gizli bir kutuyu açacağı yönündeki sözde talimatlarını iletti. Los Angeles'ta yapılması kararlaştırılan seansta Rand, defteri gördüğünü ve anahtarın açacağı büyük bir kutuda olduğunu söyledi. Ancak maalesef o kutu asla bulunamadı. Yani Agatha Christie'nin ortadan kaybolmasının gizemi hala çözülemedi.

411

Son söz

Bugün bile, bu davanın karanlık gizemi hala devam ediyor. Dünyanın dört bir yanından yüzlerce insan, Agatha'nın bu 11 günde ne yaptığını ve nedenini araştırmak için İstanbul'a geliyor. Daha da ilginç olanı, o zamanki otel sahibinin Agatha'nın Boğaz'ın önündeki yazlık villalarından birinde 10 günden fazla kaldığını ve anahtarın aslında bu villadaki odalardan birini açtığını ve cevabın orada olduğunu iddia etmesidir. Üstelik iddia ettiği zaman, kaybolduğu zamanla aynıydı. Agatha İstanbul'da mıydı? Ya da yayınlanmamış bir kitabın hangi bölümünü orada bulabiliriz? Belki de beklediğimizden çok daha karanlık bir hikaye? Agatha söz konusu olduğunda, 411 numaralı oda gibi her zaman gizemli şeyler beklemeye hazır olmalıyız.

Anahtar ise İstanbul'da bir banka kasasında yıllardır koruma altında. Ancak yıllar sonra komşu odanın duvarında bir anahtar daha bulmuşlardı. O anahtarın nerede olduğu ve bu olayın arkasında ne olduğu bilinmiyor. Pek çok soru var. Maalesef basit bir cevap yok. Tarihin en gizemli hikayelerinin yazarından başka ne bekleyebilirdik ki? Sayfaları eksik, sonunu görmek istediğimiz bir kitap bırakarak gitti bu dünyadan. Ben kesinlikle bunu bilinçli olarak yaptığını düşünüyorum. Gerçekten başarılı bir vedaydı.

Son olarak size bir tavsiye; Agatha Christie'nin macerasını tamamlamak için Sirkeci Terminali'ni ve Terminal Müzesi'ni ziyaret ederek artık kullanılmayan Doğu Ekspresi'nin tarihi hakkında bilgi edinin ya da beni okumaya devam edin. Belki ilerleyen zamanlarda bununla ilgili de bir yazı hazırlarım. Kim bilir?

Bu yazıyı kargala!
2 Yorum
Ozlemtopraktunc
Ozlemtopraktunc
12:47 @ 29.03.2022
Şahane şahane??
3ncutekilsahis
3ncutekilsahis
07:52 @ 01.04.2022
Harika bir yazi olmuş yine.. Heyecanla bir solukta okudum. Devam yazilarini takip etmek istiyorum. Bu konuyu...