Bilim & Teknoloji Gündem

5G Nedir? Biz Neredeyiz? Ne Kadar Sağlıklı?


Uğur İşçeviren 29 Haziran 16:46
İlk "internetli" telefonunu hatırlayanınız var mı? O zamanlar GPRS (General Packet Radio Service) ile 2G üzerinden ufak basit yazılımlar indirirdik. 56K ile!.. Şimdi gülünç gelse de o zamanlar zil sesi, oyun ve özellikle MMS moda idi. Kısa zamanda 3G geldi ve akıllı telefonların çağı başladı. Ardından 4G ile hızlanan telefonlarımıza bu da yetmedi. Çünkü daha yüksek boyutlu ve daha kaliteli içerikleri tüketmek için daha yüksek hıza ihtiyacımız vardı. Bu yüzden tüm dünya, yeni bir standart arayışına girdi. Şimdi sırada, en son nesil kablosuz internet teknolojisi 5G var. Yani daha fazla hız, daha az gecikme, daha düşük enerji, daha yüksek performans...

Nedir bu 5G?

Öncelikle "5G nedir?" sorusunu kısaca cevaplayalım. 5G, günümüz standardı olan (en azından ülkemizde öyle) 4G'den daha yüksek frekanslı ve daha düşük menzilli hücrelerden ibaret, kablosuz internet teknolojisidir. 5. nesil kablosuz internet teknolojisinin güvenlik protokolleri doğal olarak daha üst düzeydedir ama bunun son kullanıcıya yansımasını yazının ileriki kısmında irdeleyeceğiz. 2019 yılında ilk denemeleri yapılan 5G, fiziksel engelleri (duvar, kapı, pencere, vs.) aşma kapasitesi bakımdan selefinden güçlü olmadığı için öncelikle hava alanı, spor salonları, stadyumlar, konferans alanları gibi yoğun ortamlarda denenmektedir. Aslında bu büyük bir sorun. Çünkü 5G teknolojisinin temelinde yalnızca mobil cihazlar ve bilgisayarlar yer almıyor. HarmonyOS yazımda da değindiğim gibi "şeylerin interneti" anlayışı hayatımıza giriyor ve 5G de bunun temeli. Yani yakında TV, buzdolabı, çamaşır makinesi, vs. de 5G altyapısına uyumlu hale gelecek. Daha fazla bant genişliğine sahip olan bu teknolojinin hızı, teorik olarak 100 kat fazladır. Ancak pratikte, henüz ortalama on kata çıkılmıştır ki yirmi kata yakın hızlanma da test ediliyor. Yani şimdilik potansiyelini de tam olarak göstermemiş vaziyette. 2022 yılı ile birlikte 5G'nin nimetlerinden faydalanacağız görüşündeyim. Gerçek 5G için biraz daha beklemeli dünya. Zira teorik hızlar ile pratik hızlar, şu an tam olarak örtüşmüyor. Yani bu bağlamda 5G'ye çok da geç kalmış sayılmayız. Altyapıda teorik olarak üç (düşük, orta, yüksek) bant genişliğine de sahip olan 5G, düşük ve orta seviyede 4G ile benzer hızlara ulaşırken menzili çok kısa olan yüksek bant genişliğinde esas şovunu yapıyor ama Avrupa da dahil bir çok ülkede bu konuda sıkıntılar var.

Peki bizde durum nedir?

https://twitter.com/ofatihsayan/status/1387352781758111745
En baştan söylemek gerekirse ilk sinyal için hedef 2023!.. İhale ve anlaşmalar (yerli/yabancı) için 2022!.. Ön gösterim de 2021!.. Yani bu yıl ilk 5G demosunu izleyeceğiz ki zaten İstanbul Havalimanı'nda denemek mümkün. Yalnız bu konuda verilen tarihleri iyi analiz etmek gerek diye düşünüyorum. Henüz fiber altyapı konusunda bu kadar sıkıntı varken 5G için 2023 ne kadar gerçekçi? Şöyle ki verilen rakamlara göre 14 milyon hanede fiber bile yok. Esasen bu sayının daha da fazla olduğuna şüphe yok. Şahsen başkentte okumuş bir öğrenci olarak şunu belirtmeliyim ki birçok bina elli yıllık ve fiberden bihaber. Yani binaya gelen kablo, fiber olsa bile binanın içi bakır tel! 10G olsa nafile!.. Açıkçası başkentin durumu böyle iken Anadolu'nun halini, siz düşünün. Zaten BTK'nın Mart 2021'de yayınladığı raporuna bakarsak "eve kadar fiber ve binaya kadar fiber" toplamının (4.005.880) bütün internet aboneleri (82.364.590) içerisindeki yüzdesi de soru işareti. Fiber altyapının 5G için önemini teknik olarak anlatmak yerine şöyle ifade edeyim: Fiber yoksa 5G yok! Bu açıdan 5G için ihtiyacımız olan şey dönüşüm değil devrim. Özetle "2023'e kadar ne çapta bir devrim yaşanacak?" açıkçası merak ediyorum.

Doğu, bu sefer Batı'nın önünde

Ülkemizde durum bu iken dünyada, 2019 yılından beri aktif 5G kullanımı başladı. Asya, bu konuda Amerika'nın önünde. Avrupa'da İspanya, İsviçre ve İngiltere aktif kullanımdayken Almanya, Fransa, Hollanda, İsveç kurulumlarını tamamlamış ancak ihale sürecini bitirmemiş vaziyetteler. Ne üzücüdür ki Arap ülkeleri de, bizden önce davranıp kurulumu hallettiler. Dünyadaki durumu incelemek için Ookla'nın dünya 5G haritasına bakabilirsiniz. En tepede Güney Kore, Japonya ve özellikle Çin, yatırımlarının karşılığını almaya başladı. Özellikle Huawei'nin bu konudaki yatırımları üst düzeyde. Burada durup Prof. Dr. Erdal Arıkan'dan kısaca bahsetmek gerek. Gerçek gurur kaynağımız olan profesör "Kutupsal Kodlar" buluşu ile, 5G standardının resmi kodlama şemasını yaratıp tasarımı basitleştirmiş ve performansın artmasını sağlamıştır. Bu yüzden -ülkemizde değeri pek bilinmese de- Huawei ekibinin ayakta alkışladığı gurur kaynağı videoyu, aşağıya bırakıyorum. Özellikle ikinci dakikadan itibaren izlemenizi öneririm.
https://www.youtube.com/watch?v=BE5HuqEg0oY

5G gerçekten zararlı mı?

Gelelim esas konuya. Bu konuda iki teori mevcut. Tarafların biri, tabii ki devletler ve 5G sunucusu firmalar. O tarafta durum şöyle: Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre elektromanyetik alan (EMA) etkisi 4G'den daha fazla olmayan 5G herhangi bir kanserojen etkiye sahip değil. "EMA değeri doku ısınmasına sebep olsa dahil insanlar için tehlike arz etmiyor" diyen Federal İletişim Ajansı da (FCC) aynı fikirde. Yani radyo frekansı radyasyonu (RFR) maruz kalma sınırları açısından sorun yok. Peki bu sınırlar ne zaman belirlendi? 90'lı yılların başında, 80'li yıllarda yapılan çalışmalara göre!.. Hala da değişmedi. İşte diğer taraf da tam burada itiraz ediyor. Yani çevreci dostlarımız ve uzmanlar... Onlara göre yapılan bir çok çalışmaya bu değerler çoktan değişmeliydi.
FCC'nin yıllar evvelki çalışmalara göre belirlediği maruz kalma sınırının yetersiz olduğunu ve değişmesi gerektiğini savunan birçok uzman 4/5G ile salınan "RFR'nin kanserojen ilan edilmesi gerektiğini" söylüyor. Bu noktada çevreciler, 2/3G'nin belirgin zararları belirlenmişken 4G için verilerin yetersiz ve tutarsız olmasını tamamen devletlerin bu konudaki engelleyici ve ihmalkar tutumuna bağlıyor. Onlara göre, böylece WHO ve FCC daha sınırları daha rahat belirliyor. Bunun yanı sıra 4G ile salınan radyasyonun çok düşük seviyede olduğunu ve bunun dokunun yapısını bozacak enerjiye sahip olmadığını belirten birçok çalışmanın olduğunu da belirtmek gerekiyor. Üstelik 5G protokolünün enerji seviyesi daha da düşük. Onlara göre alkol ve et ile maruz kalınan kanserojen etkinin risk sınıfı 4G ile aynı! Bu ne kadar tutarlıdır bilinmez tabii.

Her direk baz istasyonu olabilir

Yine de çevrecilerin kanserojen etkiye dair birçok donesi var. Bunlardan biri de oksidatif stres. Yani 4G'den salınan radyasyon, kanserojen etkili "olamasa" bile şiddetli oksidatif stres sebebi olduğu kesin. Bu da kanseri tetikleyen bir faktör. Üstelik 4G baz istasyonları, büyük devasa yapılar iken şehir dışında ve yaşamsal alanlardan yüksekte konumlandırılıyordu. Çünkü menzili yüksekti. Ancak 5G'de işler öyle değil. Düşük menzilli ve küçük hücreli 5G sinyalleri için şehir içine "minik, tatlı" baz istasyonları kurulacak. Yani elektrik direklerinden tutun da trafik lambalarına kadar her yer, baz istasyonu olabilir. Ayrıca sayısal olarak da çok olmak zorundalar. Bu durumda, radyasyona maruz kalma süremiz artacak. Evlerimizde bile... Bunun üstüne bir de 5G'nin bir süre 4G ile birlikte çalışacak olmasını ekleyin. Yani 5G direkt 4G'nin yerini almayacak. Doku ısınmasının zararlı etkileri, henüz önemsiz ve hafif gözükse de 5G ile devamlı suretle bu enerjiye maruz kalmak ne kadar sağlıklı olabilir? Şimdilik tek olumlu veri 5G sinyallerinin mevcut sinyallerden daha düşük enerjili olması. Peki yanı başınızda onlarca sinyal sağlayıcı varken kişisel gizliliğiniz ne kadar güvenli olacak? Bu da 5G karşıtlarının diğer önemli sorusu. Henüz tatmin edici bir cevap da yok. Anlayacağınız 5G sadece hız, süreklilik ve performans ile gelmiyor. Yanında birçok soru işareti ile birlikte geliyor. Bunların en büyüğü de kanserojen etki... Ülkemiz ise şimdilik bu etkilerden uzak. Altyapı durumumuzu göz önüne alırsak uzun süre de öyle olacak çok şükür!
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum