Sinema & TV

After Life İncelemesi: Gülerken Ağlamaya Hazır Mısınız?


Onur Ömer Düzgün 22 Ocak 17:42

After Life -benim gibi- sevenlerinin kursağında bir hüzün bırakarak final yaptı. Üçüncü ve son sezonu sevenleri tarafından büyük beğeni aldı.

Koronavirüs nedeniyle After Life seyircisi ile yaklaşık iki yıl sonra buluştu. After Life dizisinin ilk iki sezonunu anlatırken şunları demiştim:

Eskiden bir GSM operatörünün reklamı vardı. Çocuk “hem yazdım hem oynadım” diyordu sonunda. Hatırladınız mı? Karavanın bu haftaki durağının yazarı, başrol oyuncusu ve yöneteni de aynı adam. Yani Ricky Gervais’in hem yazdığı hem oynadığı hem yönettiği After Life’a konuk olacağız.

Genel bir derleme yapacak olursak After Life ilk sezonda Tony evvela eşini kaybetmenin yasını tutuyordu. Tony acısı ile başa çıkamıyordu. Bu yüzden çevresindeki insanlara kötü davrandı. Hatta ölmeyi bile denedi. Köpeği sayesinde intihar düşüncesinden uzaklaşıp yaşamayı seçti.

Babası ile zaman geçirebilmek için huzur evini ziyaret ederken bir kadınla tanışan Tony sosyalleşmeye başlamıştı. Çevresine karşı davranışları da değişen Tony tam olarak eski haline gelmemişti ama yüzü gülmeye başlamıştı. Çevresi de bundan çok memnundu.

After Life ikinci sezonunun finalinde Tony bu sefer babasını kaybetmişti. "Eski haline geri mi döner?" korkusu yaşayarak üçüncü sezonu beklemiştik. Korkulan olmadı. Tony bıraktığımız gibi "yüzünde buruk tebessüm" ile yaşamaya çalışıyordu. Hayatı rölantiye almış bir biçimde yaşamış olmak için çalışıyor, eğlenceden uzak duruyordu.

After Life
AFTER LIFE

After Life yeni sezonunda ise babasının vasiyetini yerine getirip, çevresine ise iyilikler yapıyor. Parası çalınan bir yaşlının parasını kimse anlamadan yerine koyuyor. Hastanedeki çocuklara ve düğün yapacak arkadaşına yardım ediyor. Kendisini oğlu sanan başka bir yaşlı ile huzur evine gidip satranç oynuyor.

Yaşamak şakaya gelmez

Tony intihar fikrinden köpeği sayesinde vazgeçmişti. "Hayatı rölantide yaşama" fikrinden ise hastanede lösemili bir çocuk ile konuşmasından sonra vazgeçiyor. "Ben yaşamalıyım" diyor; "bunu yaparken de hakkını vermeliyim." Diyalogları sonrası gözü yaşaran Tony'e, çocuk "Mutluysan neden ağlıyorsun?" diye soruyor. "Deliyim; o yüzden" cevabı veriyor Tony. Çünkü kayıplar sonrası insanlar cidden biraz delirir. Hayatta kalmayı öğrenir. Gülmeye devam etmeyi de öğrenir ama içindeki o eksiklik hiç dolmaz. Zaman gafil avlar sizi en boş anınızda. Gülerken bakmışsınız ki gözünüzden yaş gelmiş. Ama bu yaş sevinçten gelmez. O zaman anlarsınız Nazım Hikmet'in o eşsiz şiirinin mısralarını. O mısralar size destek olur:

Yaşamak şakaya gelmez,

Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın

Bir sincap gibi meselâ,

Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,

Yani bütün işin gücün yaşamak olacak.

Nazım Hikmet

Her insan farklıdır

Tony bir taraftan da hayatında Emma'ya yer arıyor. Özellile Emma'da Lisa'yı görmek ister. Her insanın farklı olduğunu unutur. Emma'ya küçük testler uygular. Daha önce bir limona insan yüzü verip isim koyduğu için Lisa kesememiştir. Aynısını Emma için yapar ama Emma limonu keser. O an Tony bazı şeylerin farkına varır.

Daha önceki After Life yazımda belirttiğim gibi "dizinin yan karakterleri de özenle seçilmiş". O alt karakterlerin alt metinleri de o kadar özenle seçilmiş. Mesela mutluluğu hep ıskalayan ve gülmeyi dahi unutan Kath'in durumu... Peki gülme yogasından "sen gülmeyi bilmiyorsun, ortamı bozuyorsun" diye atılması?.. Biz de bize hüzün veren insanlardan uzaklaşmayı seçmiyor muyuz? Ayrıca "gereksiz ikili" diye adlandıracağım şiddetin her türlüsünü uygulayan "iki zorba" için siz de sinirlenmediniz mi? Hayatınızdaki zorbalar gözünüzün önünde belirmedi mi? Peki iyilik yapanları her gördüğümüzde "melek gibi" demiyor muyuz? Özellikle hayattan umudu kesmişken... Bence Anne yardımcı karakterler arasında en önemli olanı. Anne'in Mark Twain alıntısını esas alın ve endişelenmeden yaşayın.

Hayatta birçok endişem oldu ama çoğu yaşanmadı bile.

Mark Twain

Rick Gervais'in senaristliği ve yönetmenliği hariç oyunculuğu hakkında konuşmaya gerek yok. Yan karakterlere bakınca da durum aynı. Kath-Diana Morgan, Lenny-Tony Way, Lisa-Kerry Godliman veya Emma-Ashley Jensen...Hepsinin performansı büyülüyor.

Kötü köpek yoktur

After Life final bölümünde ise bir sahne var ki izlerken akla ülkemizdeki gündem geliyor. "Tehlikeli tür köpekler" konusu... Kath bir köpeği sahiplenmek istiyor. Oradaki görevli Kath için "Dengesiz birisi değildir umarım?" diye soruyor. Tony ise "Kötü köpek yoktur kötü sahibi vardır. Bir köpeğe kötü muamele eder kötü davranırsan kötü olur. Ama iyi olup umut aşılarsan bir şey olmaz" diyor. Resmen günümüzün özeti değil mi? Tehlikeli tür köpeklere çare bulmak yerine tehlikeli tür insanlara çare bulmak gerek. Onların daha saldırgan olması için eğiten, kulaklarını veya kuyruklarını kesen, onları hayvan dövüşüne katan tehlikeli tür insanlara çözüm bulmak gerek. Yoksa eğitilirse masum bir şivava bile tehlikeli tür olur. "Ağaç yaşken eğilir" deyip konuyu eğitime bağlamadan konumuza dönüyorum.

AFTER LIFE

After Life zaten mini dizi. Bölüm süreleri de diğer dizilere göre kısa. Bir de son sezon olunca insan buruk bir şekilde izliyor. Rick Gervais'in usta işi esprilerinden hemen sonra beyin yakan replikler gelince boğazınız düğümleniyor. Ben birkaç kere diziyi durdurup "Böyle müthiş dizi mi olur?" dedim. Karavanın en yüksek puan aldığı dizilerden birisi olan After Life ile vedalaşın ama elveda demeden önce mutlaka izleyin.

Dizinin karavan puanı,

?????
https://youtu.be/cACeal74sSc
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum