Sinema & TV

Alef: Mal-i Hülya İncelemesi


Onur Ömer Düzgün 4 Mayıs 15:47

BluTV'nin en çok sevdiğim dizisi Alef, yeni sezonu ile platformda yerini aldı. İlk sezonu hatırlayıp ikinci sezon üzerinde konuşmaya ne dersiniz? Cevabınız, "Evet!" ise karavanın direksiyonunu Kapadokya'ya kırıyorum.

Alef ilk sezonu ile büyük beklentiler yarattı. Çünkü oyuncu kadrosunda Kenan İmirzalıoğlu, Ahmet Mümtaz Taylan ve Melisa Sözen vardı. Buna bir de alışılmadık "mistik polisiye" konusu eklenince ilk sezon tadından yenmedi. Alef'in ikinci sezonu için "Acaba?" dedirterek sezon finali yaptı. Acabamız şu idi: "Alef ikinci sezonunda da aynı konu ve oyuncular ile mi devam edecek?"

İlk sezonda neler oldu?

Alef ilk sezonda travmalar yaşayan iki cinayet büro amirinin -malum bizde dedektiflik makamı yok- zoraki şekilde partner olmalarını ve seri katili bulma çabalarını izledik. Her seri katil gibi işlediği cinayetler ile bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Katil ardında mistik mesajlar bırakarak kendini ifade etmeyi seçmişti. Sonuçta bu mesajlar ikiliyi tarikatlara götürmüştü.

Gerek komiserler arasındaki gerilim gerek konunun gizemi gerek dizinin renk paleti seçimi birleşince ortaya seyir zevki güzel bir dizi çıkmıştı. Bence Alef'in ilk sezonu için tek eleştirilecek kısım diyaloglar olurdu. Çünkü diyaloglar zayıftı.

İlk sezonunda "vahdet-i vücud ve vahdet-i mevcud" kavramlarını konu almıştı. İki kavram da aslında sufi metafizik terimidir. Vahdet-i vücud inanışına göre; "Dünyadaki her şey yaratıcının birer parçasıdır. Bütün her şey birleşince Tanrı oluşur. Tüm hırslarından, zevklerinden yani dünyevi duygularından kendini izole edebilen insan Tanrı'ya ulaşır." Vahdet-i Mevcud ise diğer görüşün tam zıddıdır. Bu görüşte, "Doğa ve evren yaratıcının kendisidir." Kısaca birisi, "İnsan Tanrı'nın yansımasıdır" derken diğeri, "Doğa ve evren yaratıcının yansımasıdır" der. Katilin bıraktığı ipuçları sayesinde komiserler bu kavramları araştırmaya başlamıştı.

Yeni konu ve oyuncular

Alef ikinci sezonunun ilk bölümü Kapadokya'da geçti. Bu da dizinin bölümlük olmasa da sezonluk antoloji dizisi olacağını bize gösterdi.

Alef ikinci sezonda oyuncu kadrosu da değişmiş durumda. Bu sezon karşımıza Taner Ölmez, Aybüke Pusat ve Hande Soral çıkıyor. Oyuncular değişse de konu değişmiyor. Yine "mistik cinayetler" işleyen bir katilimiz var. Cinayetleri işleme biçimi ise hep aynı. Katil hep eskiden bimarhanelerde boyna takılan bir tasma kullanıyor.

Kısaca katilin bir şey aradığını anlıyoruz. Aradığı ise bir hastalığın formülü. Bu hastalık ise melankoli, akıl yoksunluğu. Hastalığın çaresini bulmak için her şeyi yapıyor. Bu konuda önüne kim çıkarsa öldürmekten çekinmiyor. Elbette ortada seri katil varsa onu yakalamak isteyen bir polis de vardır. Böylece amansız bir kovalamaca başlıyor.

Bu kovalamaca sürerken uzun zamandır kayıp olan bir şahsın cesedi bulunuyor. Ortaya ikinci bir soruşturma çıkıyor. Soruşturma ilerledikçe de sürpriz detaylar ortaya çıkıyor. Bir taraftan da yeni aşklar...

Yani gizem ve mistizm ilk sezon kaldığı yerden devam ediyor. Ayrıca renk paleti de yine güzel seçilmiş. Zaten olay Kapadokya'da geçiyor. İzlerken manzaraya dalıp gidiyorsunuz.

Alef ikinci sezonda karşımıza bimarhane kavramı çıkıyor. Bimarhane, günümüzün akıl hastanesi... Eski bimarhanelerde genelde dervişler gönüllü olarak görev alırmış. Hastaları su, kuş sesi ve müzik ile tedavi etmeye çalışırmış. Çünkü "yaratılanı severlermiş yaratandan ötürü". Burada da vahdet-i vücuda küçük bir gönderme yapılmış. Bimarhanelerde hasta ruhlara iyi geldiği için Rast, Neva, Rehavi, Nihavend ve Uşak makamlarında, ederler çalınırmış. Bu makamlardan birisi dizide karşımıza ney üflenerek çıkıyor.

İlaç ile zehri ayıran tek şey dozdur.

Alef

Karşımıza çıkan ikinci bir terim ise "Ahlât-ı erbaa." Kökeni Mısır'a, antikçağa dayanan bu terim insanda dört sıvının olduğunu söyler. Bu dört sıvı kan, balgam, kara safra ve sarı safradır. Dört sıvı dengedeyken insan sağlıklı değilse hasta olur. Katil de formül sayesinde kendi sıvılarını dengeye getirmek istiyor.

Alef

Alienist ve Alef benzerliği

Alef ikinci sezonu ile Alienist'i anımsatıyor. Mindhunter yazımda Alienist'e kısaca değinmiştim ama daha uzun değinmenin sırası geldi. Alienist'in her bölümünden önce “19. Yüzyılda, zihinsel hastalıklardan muzdarip insanlar gerçek ruhlarına yabancılaşmış kişiler olarak görülürdü. Onları inceleyen uzmanlara da bu yüzden Ruh Avcısı (Alienist) denilirdi.” ifadesi çıkar. Bimarhanelerdeki dervişler de "Deliyi, veli edebilmek için uğraşırız." derlermiş. İki dizinin de katile yaklaşımı aynı aslında.

İnsan vav şeklinde doğar, doğrulunca kendini elif sanar. İnsan hayatı boyunca hep iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölür.

Alef

Amansız bir hastalığa sahip insanlar ve insanların yakınları en küçük bir tedavi şansını bile değerlendirmek isterler. Bir umut derler. Nietzsche boşuna, "Umut en büyük kötülüktür, çünkü işkenceyi uzatır." dememiş. O umut uğruna bazen ne hatalar işlenebiliyor.

Alef'te bimarhane işlenince aklıma gelen diziden bağımsız ufak bir bilgi vereyim. Amasya'da Sabuncuoğlu Şerafeddin Tıp ve Cerrahi Tarih Müzesi var. Lakin bu bimarhane aynı zamanda hastane olarak kullanılmış. Eski zamanlarda hastalıklarda kullanılan yöntemlerden cerrahi aletlere kadar her şeyi görebilirsiniz. Aynı zamanda yukarıda bahsettiğim makamlardaki müziklerin detaylı anlatımı orada mevcut. Hatta şarkıları bir taraftan dinleyebiliyorsunuz.

Oyuncu performansları başarılı

Alef ikinci sezonunda cinayet büroda karşımıza Çınar karakteri ile Taner Ölmez çıkıyor. Mucize Doktor ve Müslüm ile isminden söz ettiren oyuncunun Alef performansı da etkileyici. Kardeşine karşı sorumluluk taşıyan, fevri bir komiseri canlandırmış. Hem cinayete kurban veren hem cinayeti çözmeye çalışan hem de eski eşi ile sorunlar yaşayan bir anne rolü, nasıl oynanması gerekiyor ise Aybüke Pusat da öyle oynamış. Travmaları bol, başına buyruk, abisinin tatlı belası kardeş rolü ile de karşımıza Hande Soral çıkıyor. Murat Kılıç ise ülkemizin "Fazla deşmeye gerek yok. Her şey aşikar. Hemen olayın üzerini kapatın." diye düşünen kesime can olmuş.

Alef benim çok sevdiğim bir şarkı ile sezon finali yaptı. Diziyle ilgili düşüncelerimi perçinlemiş oldu. Üçüncü sezonda "Acaba hangi konu işlenecek?" diye merak içindeyim. Bekleyelim ve görelim. Yazıyı final şarkısının sözleri ile bitirelim. Bazen omzumuzdan düşmez geçmişin yükü.

Gölgeler seyreder uzaktan bizi

Ağlatırken güldüren masallar ülkesi

Yarını mühürleyen bir rüya gibi

Omzumuzdan düşmüyor geçmişin yükü

Pentegram

Dizinin karavan puanı,

????
https://youtu.be/4BPHRb8YQyA
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum