Kitap & Edebiyat

Alman Romantik: Hermann Hesse


1877 senesinde Almanya'da doğan İsviçreli şair, ressam ve roman yazarı Hermann Hesse, çarpıcı romanlarıyla uluslarası ün kazanan bir yazardır. Kara Orman'ın kenarında yer alan Calw, Hesse'nin yazılarının çoğunun renkli ortamı olacaktı. Protestan bir papaz ve misyoner olan babasının izinden gitmek niyetindeydi. Ancak geleneksel akademik eğitime isyanı, onu bu fikrinden vazgeçirdi. Hesse çocukken, hem Protestanlığın dar görüşlerine, hem de doğu dinlerinin ve felsefelerinin daha geniş kapsamına, büyük ölçüde de dini etkilere maruz kaldı. Her iki görüş de onu asla terk etmedi. Hesse'nin kendisi çok daha sonra yazılarının Ortodoks anlamda değil; daha geniş, daha evrensel bir şekilde doğa dini olduğunu belirtti. Genç Hesse, bir öğrenci olarak entelektüel umut vermesine rağmen okulu sevmiyordu. Özellikle, Alman eğitim sisteminin yaratıcılığının katıldığı boğuculuğu sevmiyordu. Bu büyük stres, Narsizz ve Goldmund eserinde söz ettiği Maulbronn Ruhban Okulu'ndan kaçmasına neden oldu. Bir süre bir kitapçıda çalıştı. Hesse'nin teoloji konusunda uzmanlaşmış bu kitapçıda çalışarak geçirdiği zaman, onu hem sanatsal hem de ruhsal anlamda geliştirdi. Buna bağlı olarak çalışmaları felsefi düşünceler ve teolojik motiflerle doldu. Birkaç küçük eser yazdıktan sonra Hesse, 1904'de Alman Romantizm geleneğinde yazılmış çok popüler bir kitap olan Peter Camanzin'in edebi başarısıyla tanınmış oldu. Hermann Hesse, yazılarının derinliği ve gücü nedeniyle 1946'da Nobel Edebiyat Ödülü'ne layık görüldü. Hesse'nin hayatında bir dönüm noktası, babasının ölümü ve karısı ile oğlunun hastalıklarıyla gerçekleşti. Anavatanı Almanya tarafından, pasifist görüşleri nedeniyle kınandı. Bu da zaten ciddi olan sorunlarını, daha da artırdı. 1916 senesinde Hesse, Jung'un öğrencisi JB Lang ile yetmişten fazla seans yaptı. Bu Hesse için olumlu oldu ve gelecekteki yazıları için büyük önem taşıdı. Demian ile başlayan bu dönemi takip eden eserler, Jung etkisi tanınmadan tam olarak anlaşılmaz. İlk romanları gelenekseldi, ancak 1919'da Nietzsche'nin üstün bireye vurgu yaptığı Freudyen bir ergenlik çalışması olan Demian'ın yayımlanmasıyla sınırsız bir yenilikçi oldu.

Dikkat çeken eserleri

Peter Camanzind

Peter Camenzind, Hesse'nin ilk büyük romanıdır. Almanya'nın çok fazla teknolojik ve ekonomik değişim geçirdiği bir dönemde yayımlanmıştır. Bu yüzden daha doğal bir yaşam tarzı konseptiyle, birçok genç Alman'a da ilham olmuştur. Zorluk içinde büyüyen genç bir adamın hikayesini ve yol boyunca süren ruhsal yolculuğunu takip eder. Romanın doğal ve modern yaşam biçimlerini birlikte işlemesi, güçlü temalar taşır. Peter Camenzind'in hem göz kamaştırıcı yüksekliklerinde hem de tiksindirici alçaklıklarında insanlık tasvirlerinin acımasızlığı dikkat çeker. Ancak şiirsel dürüstlüğü, romanın zamansız yankılanmasını sağlar.

Demian

Hermann Hesse Demian'ı 1919 senesinde yayımladı. Roman, yazarın psikanalize olan ilgisinden büyük ölçüde izler taşır. Romanın konusu Emil Sinclair'in iki dünya arasındaki mücadelesi etrafında döner: Yüzeysellik, yanılsama, manevi gerçek ve gerçeklik. Hesse, ünlü psikanalist Carl Jung'tan fazlasıyla etkilenmiştir. Demian, Jungcu ve Freudcu sembolizmlerle bezenmiştir. Özellikle de genç bir adamın arzuları ile ebeveyn figürlerinin koyduğu katı ahlak kuralları arasındaki çatışmalara dikkat çeker. Romanın psikolojik keşfi, bugün de birçokları için hayranlık uyandırmaya devam ediyor.

Siddhartha

Siddhartha, Hesse'nin 1922 senesinde yayımlanan ve bence kesinlikle başyapıtı olan romanıdır. Yazarın her iki ebeveyni de Hindistan'da misyonerlik çalışmaları yürütmüştür. Bu yüzden Hermann Hesse, genç yaştan itibaren Hint ve Budist felsefelerinin etkisi altında kalmıştır. Hindistan'da geçen Siddhartha, bu etkinin izlerini taşır. Buna bağlı olarak da Hesse'nin, Budist Felsefesine ve Hint kültürüne olan tutkusunu kanıtlar. Hesse, kahramanının deneyimleri aracılığıyla, bireysel farklılıkları kucaklayan önemli temasını tasvir etmeyi başarır. Dilinin sade ancak lirik doğası, Siddhartha'ya yıllar boyunca sakin ve derinden hareket eden farklı bir boyut verir.

Bozkırkurdu

1927 senesinde yayımlanan bu eser, farklı izolasyon temaları ve geleneksel toplumdan uzaklığın romantikleştirilmiş tasvirleri ile bezeli. Üstelik bu tasvirler, romanı burjuva değerlerine karşı zorlayıcı bir saldırı haline getirmiş. Ana karakterin ölümü andıran varlığı ve romandaki izolasyonun keskin tanımları, Bozkırkurdu'na büyük bir yoğunluk kazandırıyor. Hermann Hesse kişisel deneyimlerden yola çıkarak, kendini sıklıkla toplumdan izole hissettiğinden, romanın duygusu acı verici bir halde doğrudur. Kitapta verdiği mesajlar ise, akıldan çıkmayan şiirsel imgelerle ifade ediliyor.
''Kendi kimliklerimizi keşfetmeye devam edemezsek, o zaman aydınlanmadan geri kalırız ve insan olarak başarısız oluruz.'' Hermann Hesse / Bozkırkurdu

Narziss ve Goldmund

Bu kitabın benim için çok başka bir anlamı vardır. Ne zaman adını bile duysam tüylerim ürperir, gözlerim dolar. Dolayısıyla bu yazıyı yazmak benim için gerçekten çok kolay olmadı. Şuan aramızda olmayan bir arkadaşımla, en sevdiğimiz eserlerden biriydi. Pek çok insani duygudan uzak, doğa içi okuma seanslarımızın muazzam bir parçasıydı. O gün bugündür hayatta olmayan tüm sevdiklerimle, ara ara okuma geceleri düzenlerim. Ben anarım; eminim ki onlar duyar. Narcissus ve Goldmund, Hesse'nin 1930 senesinde yayımlanan bir diğer kült eseridir. Aynı zamanda onun en ünlü felsefi keşiflerinden biridir. Romanın başlığında da adı geçen iki karakter, iki farklı yaşam yolunu yansıtır. Dini ve sanatsal... Her ikisinin de kusurlarını ve erdemlerini analiz eden Hesse, insan karakteri hakkında bugüne kadar geçerliliğini koruyan derin düşüncelere sahiptir. Hermann Hesse yalnız bir adamdı. Uzun yürüyüşlere düşkündü ve kendini, kendi sanatsal tarafını keşfetmeye adamıştı. Bunu da Narsizz ve Goldmund'da güçlü bir şekilde yansıttı.

Boncuk oyunu

Hermann Hesse'nin son projesi olan Boncuk Oyunu, 1943 senesinde yayımlandı. Roman, meditasyonun gücüne ve insan ruhuna odaklanır. Eserin, İkinci Dünya Savaşı sonrasında Almanya'da yaşanan sıkıntılı dönemdeki bağlamı, yazımında çok etkilidir. Üstelik Almanların anavatanlarına yönelik utanç zamanına ilişkin hakim duygusu, bir tema olarak öne çıkıyor.

Son söz

Hesse'nin eserleri Almanya dışında, özellikle Güney Avrupa ve Latin Amerika'da uzun süredir popülerlik kazanmıştır. Yirminci yüzyıl Alman yazarlarından Thomas Mann ve Franz Kafka'dan sonra adından söz ettirebilmeyi başarmıştır. Hesse'in kendisi, yazılarının her birinin bir anlamda manevi bir otobiyografi olduğunu söyledi. Demian'ın ''sürü içgüdüsü'' ve ''kitlesel ahlak''ı sorgulayan Nietzscheci görüşünden, fütürist Boncuk Oyunu'nda usta tasvir edildiği gibi, başka bir kişinin daha yüksek bir varoluş düzeyine yardım etme uğruna bireysel fedakarlık kavramına kadar ilham verildi ve kılavuzlar oluşturuldu. Birinci Dünya Savaşı'ndaki Alman militarizmine karşı bir protesto olarak Hermann Hesse, 1962'de seksen beş yaşında ölümüne kadar kendi isteğiyle sürgünde yaşadığı İsviçre'ye geri döndü. 9 ağustos 1962'de, bir beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybetti.
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum