Aktüel Aile & Çocuk

Anaokulunda Tacizde Sahte Hatıra Gerçek mi?


Sezer Aygün 27 Temmuz 09:45

1983 yılı... Yer Amerika'nın Kaliforniya eyaletinde bir anaokulu. McMartin anaokulu sahibi Peggy McMartin ve oğlu Rey Buckey, çocuğu öğrencileri olan bir anne tarafından taciz suçlamasıyla karşı karşıya kaldılar. Hatta sadece okul sahibi değil; yaşlı büyükanne Peggy Buckey ile kızkardeşi Virginia McMartin ve üç öğretmen daha suçlamaya maruz kalan grubun üyesiydi. 2-5 yaş arası çocukların çeşitli şekillerde bu kişiler tarafından tacize ve tecavüze uğradıkları iddia ediliyordu. İddiada çocuklara palyaço, noel baba, polis, itfaiyeci gibi meslek kıyafetleri giydirip taciz edildiği söylendi. Çıplak ata bindirmek, hayvanların kurban edilmesi, şeytan ayinleri gibi davranışlar da söylentiler arasındaydı. Toplamda yaklaşık 400 çocuk bu davanın bir tarafı olmak zorunda kaldı. Dava 7 yıl sürdü.

Olayın çıkmasına neden olan anne Juddy Johnson ile ilgili şu ilginç bilgileri vermeliyim. Anaokuluna anne sadece 14 defa gitti ve hiçbir zaman Rey Buckey'in odasında bulunmadı. Diğer öğretmenlere de değişik suçlamalar yöneltti. Örneğin, bir bebeği öldürüldüklerini ve kanını oğluna içirdiklerini söyledi. Bununla da kalmayıp iddialarına devam etti. Oğlunun gözüne makas sokulması kulaklarının ve dilinin zımbalanması gibi... Bunun üzerine -1983'de suçlamanın ardından- 1986'da davalar başladı. Fakat duruşmadan hemen önce alkolizm yüzünden meydana gelen karaciğer metamorfozundan öldü.

Sosyal yetkili ne kadar yetkili?

Sosyal güvenlik kurumu yetkilileri 400'e yakın öğrenciyle görüştü. 369 çocuğun tacize uğradığı sonucuna vardı. Burada da şöyle ilginçlikler serisi vardı. Öncelikle hiçbir çocuk yetkililerle görüşene kadar tacize uğradığını söylememişti. Sosyal görevlilerin görüşmeleri ise şu şekildeydi. Görüşme esnasında diğer çocukların tacizi kabul ettiğini çocuğa bildirdiler. Tacizi kabul eden çocuğu övüp onun ne kadar zeki olduğunu söylediler, inkar eden çocuğu ise aptal olmakla suçladılar. Hatta bazı çocuklar sosyal yetkilileri memnun etmek için çabalama davranışına girdi. Taciz edildiğini kabul etmekle kalmayıp beyzbol sopalarıyla atların öldürüldüğünü, çocukların mezardan ceset çıkarmaya zorlandığını eklediler. Bunlarla beraber, aralarında araba yıkama tesisinin altında gizli yerlerde taciz edildiklerini de söyleyenler vardı.

Tüm bunların üzerine olayın en ilginç kısmını sona bıraktım. Tacize uğrayanın zeki, geri kalanın aptal olduğunu duyan çocukların istenilen cevapları vermiş olmasını araştırmacılar şöyle açıklıyor. Sahte hatıralar insan zihnine yerleştirilebilir. Bunlar gerçek gibi algılanır. Bunlarla ilgili bir çok çalışma mevcut. Sorular ve telkinler sıklıkla tekrarlandığında zihin ayrıntıları kendisi üretmeye başlar. Yani sahte hatıralar canlı bir hale dönüşür. Böylece kişi buna inanmaya başlar. Dolayısıyla bu davada da çocuklara daha sonra tüm bunların sahte olduğu söylenmesine rağmen çocuklar, aşılanan hatıraların gerçek olduğuna inanmaya devam etti.

Çocukların hiçbirinin neredeyse cinsel tacizin ne olduğunu anlamamış olmasını anlamak zor olmasa gerek diye düşünüyorum. O günün yetkililerine ise cilalı taş devrinden mi ışınladın Scooty diye sormak gerek. Çocuğun fiziksel güvenliğini sağlamak, onu yargılamadan dinlemek, onun kullandığı kelimelerle konuşmak ve olayı korkmadan anlatması için cesaretlendirmek sanki biraz daha profesyonelce. Sonuçta 7 yıl süren davada mahkeme öğretmenlerin tamamını beraat ettirdi. Geriye tacize uğradığına inandırılmış yaklaşık 400 çocuk kaldı.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum