Gezi & Seyahat

Balat: İstanbul'un Rengi


Züleyha Kork Salantur 10 Şubat 17:45

Geçtiğimiz hafta İstanbul’a gitmek hiç akıl işi değildi aslında ama planımın dışına çıkmayı ya da planımı ertelemeyi hiç sevmiyorum. Çünkü bir gezi planladığımda, gideceğim gün gelene kadar içimde acayip kelebekler uçuşuyor, o günü tam anlamıyla iple çekiyorum. Bir an önce o günün gelmesini bekliyorum. İşte geçen hafta İstanbul her ne kadar kendini kışın ayazına, karın buzuna bırakmış ve bütün uçuşlar iptal edilmiş olsa da; hatta benim uçuşumun iptal edilmesi de büyük bir olasılıksa da şansımı denedim. O havaalanına gittim. Ya uçarsa?.. Şansım yaver gitti. Tek rötarla İstanbul’a ulaşabildim. Üstelik son uçuşla... Çünkü hava muhalefeti o kadar kötüydü ki bizden sonraki uçuşlar komple iptal edilmişti. Zaten İstanbul’un karlı olması, havanın buz olması benim gezmemem için sebep değil. Çünkü yaşadığım yerden daha soğuk olması mümkün değil. O yüzden kara, kışa, buza fazlasıyla alışkınım. Hem İstanbul karlıyken de güzel. Balat daha da güzel!

İstanbul beni her zaman fazlasıyla heyecanlandırır. Eskinin, yeninin, modernin ve modern olmayanın kısacası tezat olan her şeyin fazlasıyla harmanlandığı ve asla çiğ durmadığı enteresan bir şehir değil mi? Ama ben en çok eskiyi ve bozulmamış olanı seviyorum; o yüzden bu gezimde daha önce hiç uğramadığım bir semte uğradım. Balat!..

Balat nerede?

Avrupa yakasında Haliç kıyısına çok yakın, Fatih ilçesinin bir semti Balat. İstanbul’un en eski yerleşim yerlerinden birisi olması nedeniyle de tarihi birçok dokuya sahip. Çekilen dizilerin, filmlerin de popülaritesinde etkisi büyük elbette.

Renkli evleriyle muhteşem bir ambiyansı var Balat’ın. Fotoğraf çekmek için harika bir konum. Yokuşu bol olsa da, rahat ayakkabılarınız varsa yürüdüğünüz yokuşları asla hissetmeyeceğiniz tatlılıkta. İstanbul’un göbeğinde ama çok enteresan bir şekilde İstanbul’dan başka.

Gezilecek yerler

Balat’a en az yarım gün ayırmanızı öneririm. Yukarıda da belirttiğim gibi rahat bir spor ayakkabı giymenizi de... Vaktiniz bolsa bir günde de sıkılmazsınız; keyifli vakit geçirirsiniz. Rum mimarisinin en güzel örneklerini bu salaş sokaklarda görebilir, yorulduğunuzda -ki mutlaka yorulacaksınız- tatlı, minnoş kafelerde kendinize ufak bir mola verebilirsiniz. Zıtlıklarla dolu bu muhteşem semtin sokaklarında biraz kaybolalım.

Özel Fener Rum Lisesi ve Ortaokulu

Balat’a vardığınızda Sancaklar Yokuşu’nun başında muhteşem bir yapı dikkatinizi çekecek. İşte burası Özel Fener Rum  Lisesi. Bu "Kırmızı Okul" 1454 yılında kurulan, tarihin en eski ve en görkemli okullarından biridir. Haliç’in en görkemli yapılarından biri olan bu ihtişamlı okulu mutlaka ziyaret etmelisiniz.

Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi

Dünyada bilinen ismiyle Kostantiniyye Ekümenik Patrikhanesi. Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkentinde olması ve Ortadoks Hristiyanlığı temsil eden Doğu Ortodoks Kilisesi'ni oluşturan 14 otosefal kiliseden biri olması nedeniyle de günümüzde Ortadoks inanışında özel bir yeri vardır.

 

Meryem Rum Ortadoks Kilisesi (Kanlı Kilise)

Fatih Sultan Mehmet’in fermanıyla camiiye çevrilmeyen kiliseye "kanlı" denmesinin ardında da acı bir hikaye yatıyor. Rivayete göre İstanbul’un fethinden sonra şiddetli çatışmalar yaşanmış ve semtin en dik yokuşunda bulunan bu kiliseden oluk oluk kanlar akarak Haliçe karışmıştır. Bu sebeple de ismi "Kanlı Kilise" olarak kalmıştır.

Ferruh Kethüda Camii

Kanuni Sultan Süleyman’ın sadrazamının kethüdası -yani kahyası- tarafından inşa ettirilen bu camii bir müddet tekke olarak kullanıldı. Bu sebeple 1925 yıllarında tekkelerin kapatılmasıyla uzun bir süre kapalı kaldı. Daha sonra semtte kurulan bir derneğin girişimleriyle 1953 yıllarında yeniden açıldı.

Ayrıca bu camiinin Mimar Sinan’ın eseri olduğunu da belirteyim.

Stefan Kilisesi

Bir diğer adıyla "Demir Kilise" bir Bulgar kilisesidir.

Küçük Mustafa Paşa Hamamı

15. yüzyıldan kalan tarihin en güzel çifte hamam örneklerinden birisidir.

Balat Kültür Evi

Vodina caddesinde gezinirken mutlaka dikkatinizi çekecek bir mekan. Burası aslında Balat'taki kadınların topluma kazandırılması amacıyla hizmete açılmış bir kültür evi.

Gül Camii

9. yüzyıldan İstanbul’un fethine kadar kilise olan yapı, fetihten sonra camii olarak hizmet vermeye başlamış.

Merdivenli yokuş

Balat’ın ikonik simgelerinden bir tanesi... O tatlı cumbalı evler Unesco Kültür Mirası tarafından restore edilmiş. Balat’ta fotoğraf çekilmek için en güzel noktalardan birisi. Bu yüzden boş yakalamak için mutlaka sabahın erken saatlerinde gelmelisiniz.

Çıfıt Çarşısı

Karmaşık anlamına gelen "çıfıt" kelimesinden ismini alıyor. Gerçekten de ismiyle özdeşleşmiş bir çarşı. Çünkü burada ne ararsanız var. Bu daracık ve tarihi çarşıya da mutlaka uğramanızı öneririm.

Fethiye Müzesi ve Camisi

Bizans döneminde yapılan kilise, Sultan 3. Murat döneminde camiye çevrilmiştir. Cumhuriyet döneminde de müze olarak hizmet vermeye başlamıştır.

Tahta Minare Camii

Vodina caddesi üzerinde Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen bir fetih camisidir.

Ve renkli caddeler sokaklar...

Tabii ki Balat’ı gezmenin en güzel şekli, renkli cumbalı evlerini, yokuşlarını arşınlayarak, ara sokaklarında kaybolarak, tarihi atmosfere karışmak.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum