Kitap & Edebiyat

Baruch Spinoza kimdir? Töz Ve Özü


Herkese merhaba! Bu hafta sizlere felsefenin ünlü rasyonelistlerinden, Baruch Spinoza'dan bahsedeceğim. Kitapları, yazarlarıyla birlikte incelemenin daha değerli olduğunu düşünenlerdenim. Bir eseri incelerken o eseri ortaya çıkaran yazarın hayal dünyası, yaşamı ve ruh hali çok ilgi çekici gelir bana. Bu seçimimin elbette daha değerli bir tarafı var. Biomda kendimi anlatırken; ''Spinoza canımdır'' demiştim sizlere. O zaman hep birlikte Spinoza'yı tanımaya ne dersiniz?

Spinoza kimdir?

17. yüzyılda yaşamış, kendine özgü felsefesiyle tüm dünyaya adından söz ettirmeyi başarmış bilge bir filozof. Onu özellikle Ulus Baker'in videolarından o kadar çok dinledim ki; sonunda hayranlarından biri oldum. Ulus hocayla ilgili yazımı da ilerleyen zamanlarda sizlerle paylaşacağım. Baruch Spinoza modern filozoflar içinde en etkili olanlarındandır. Bu alana yaptığı katkılar, diğer pek çok düşünür için onların da kendi felsefelerini oluşturmalarında çok etkili olmuştur. Spinoza, Amsterdam'da bir Seferad Yahudisi ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. 16. yüzyılda İber Yarımadası'nda yaşayan Yahudiler, Portekiz ve İspanyol engizisyonu tarafından Hristiyanlığa geçmeleri; aksi takdirde ağır cezalar almak durumunda kalacakları için sürekli tehdit edilirdi. Bu nedenledir ki birçok vatandaş, göç ederek Avrupa'daki diğer eyaletlere yerleştiler. Spinoza'nın Portekizli olan aile büyükleri ilk olarak Fransa'ya göç ettiler; ancak oradan sınır dışı edildiler. O sıralarda Hollanda Yahudilere karşı daha toleranslıydı. Bu sebeple aile Hollanda'ya gitti. Amsterdam'da yaşayan pek çok aile gibi onlar da, kendileri için ayrılmış bir bölgede yaşadılar. İnançları dolayısıyla büyük sıkıntılar çektikleri için iç dünyalarında, dinlerine daha bağlı kaldılar. Bu sebeple babası da onun bir haham olarak yetişmesini diledi ve bu anlamda eğitim alması için de ayrı bir çaba gösterdi. Latince, İbranice, felsefe, kimya, fizik, gök bilimi yazarın aldığı başlıca eğitimlerdendir.

Anlaşılamamak onun da kaderiydi

Genç Spinoza, Yahudi ve Hristiyan inançlarıyla çelişen radikal felsefi görüşler oluşturmaya başlamıştı. Onun bu düşünceleri her iki inanç tarafından da sapkın olarak kabul edilen fikirler olarak nitelendirildi. Bu sebeple birçok kişiyle çatışma halinde bulunan Spinoza, Amsterdam'daki bir sinagogun önünde kimliği sonrasında da belirlenemeyen bir adam tarafından bıçaklı saldırıya uğradı. Yaralanmadan kurtulmuş olmasına rağmen bu olaydan sonra bir travma geçirdi ve ölümü hatırlamak için sık sık o bıçak hasarı kalmış pelerinini giydi. 23 yaşındaki genç Spinoza, sözde sapkın inançları benimsediği ve yaydığı gerekçesiyle tehdit olarak algılandı. Sonrasında din düşmanı olmakla suçlanıp, Amsterdam'daki Yahudi cemaatinden atıldı. Hatta Spinoza'yı itibarsızlaştırmak isteyen cemaat, bir kınama yayınladı. Bu kınamanın şartlarında, kimsenin onunla iletişim kurmaması, yazdığı herhangi bir şeyi okumaması ve ona sığınak sağlanmaması gerektiği yazıyordu. Spinoza bu aforozun ardından adını ilk adı olan Baruch'un Latince karşılığı olan Benedictus'a çevirdi.

Spinoza'nın eserleri

Yaşamını tam anlamıyla bir bilge olarak geçiren Spinoza'nın en büyük eseri Ethica'dır. Onun felsefi çalışmalarının anlaşılması ve değerlendirilmesi güçtür. Zamanında anlaşılamayan bir çok filozof gibi Spinoza da anlaşılamamış ve hatta yanlış anlaşılmıştır. Eserlerinin temel kaynağı Tanrı sevgisi olmasına rağmen din düşmanlığıyla suçlanmıştır. Düşüncelerinin şekil kazanmasında, eğitim sürecinin ilk başlarındaki hocası Manasseh Ben Israel'in büyük etkisi olduğu söylenir. Yine kendi döneminde yaşamış Rene Descartes ve Gottfried Leibniz ile paralel fikirlere sahiptir. Descartes'in eserlerini okumaya başladıktan sonra onun felsefesinden ne kadar etkilendiğini eserlerinde görmek mümkündür. Tanrının bir bedene sahip olduğunu savunan Spinoza, aforoz edildiği o yıl içinde ''Tanrı, İnsan ve İnsanın Refahı Üzerine Kısa Bir İnceleme'' adlı çalışmasını bitirir. Bu eser Spinoza'nın tüm felsefesinin temelini attığı bir yapıt olarak değerlendirilir. Jan De Witt ile arkadaşlığı nedeniyle siyasi ayrışmalarda taraf olmak durumunda kalmış, kendi adını kullanmadan yayınladığı "Tanrıbilimsel Politik İnceleme" kitabından dolayı yine tepkilerle karşı karşıya kalmıştır. Hatta bu kitabından sonra yazı yazmayı bırakmaya karar vermiştir. Heidelberg Üniversitesi tarafından felsefe eğitimciliği teklifi alır; lakin din adamlarını rahatsız etmeme koşuluyla yapılan bu teklifi reddeder.

Ethica

Bu eserini aforoz edilmesinin ardından yazmaya başlar fakat 1675 senesinde tamamlar. Yalnız, yaşarken basılmasına izin vermez. Spinoza'nın en bilindik eseridir. Kendisinin de belirttiği üzere, eserin sistematiği geometrik kurallara göre yapılmıştır. Spinoza'ya göre geometri; bir düşüncenin kusursuzca ortaya konulmasının yoludur. Kitap başlıca beş bölümden oluşur.
  • Tanrıya dair
  • Ruhun tabiatı ve köküne dair
  • Duygulanışların kökü ve tabiatına dair
  • İnsanın köleliğine ve duygulanışların kuvvetine dair
  • Zihnin gücüne ya da insanın hürlüğüne dair
Ethica kitap incelemesini daha sonraki yazılarımda paylaşacağım sizlerle.

Kısaca Spinoza'nın felsefesi

Spinoza Tanrı'nın dünyada yer aldığını düşünür. Ona göre Tanrı doğanın ta kendisidir. O kendi tabiatının zorunluluğu olarak vardır; tektir ve tesirlidir. Her şeyin nedenidir, onsuz hiçbir şey var olamaz. Spinoza'nın aforoz edilmesinde etkili olan en kışkırtıcı fikri; Tanrı'nın dünyanın yaratıcısı olmadığı, dünyanın Tanrı'nın bir parçası olduğudur. Bu düşünce Yahudi ve Hristiyan inancıyla çelişen, Tanrı ve dünyayı aynı şey olarak niteleyen "panteizm" olarak adlandırılır. Spinoza'nın felsefesini anlamak da, aktarmak da zordur. Onun felsefesini diğerlerinden ayırt eden şey, töz monizmidir. Yani "sonsuz özün var olan tek bir öz olduğunu" söyler. Buna da "Tanrı ya da doğa" der. Onu felsefeye iten şey, bilgi arayışından ziyade mutluluk arayışıdır. İnsan için iyi yaşam nedir? Yaşamı mutlu ve en yüce şekilde sürdürmesini sağlayacak şey nedir? Bütün bunlara "nasıl ulaşabilirim, nasıl elde edebilirim?" sorularını sorar. Dolayısı ile felsefesinde sürekli olarak stoacı tutum görürüz. Etiği maddenin tanımı üzerine önermelerle anlatır. Felsefesi -kısaca- tüm bu etik soruları aydınlatmaya yönelik çabasından ibarettir. Umarım o aydınlanabilenlerden oluruz. Haftaya Rus edebiyatının dünyaya armağan ettiği Dostoyevski yazımda görüşmek üzere. Sevgilerimle.
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum