Aktüel

Belli Davranışları Değiştirmek: Algı ve İllüzyon


Sezer Aygün 5 Ekim 08:48

1950'lerde bir sinema filmi esnasında reklamcılar izleyicilerin bilinçdışına yönelik "patlamış mısır yiyin" ve "coca-cola için" cümlelerini saniyenin 3000'de 1'inde söylediler. Sinema seyircilerinin %50 daha fazla patlamış mısır ve %18 daha fazla Coca-cola satın almasına neden oldular. Reklamcıların bu keşfi Amerikan Kongresinde bu tarz çalışmaların tüketicilerin habersizce yönlendirileceği endişesinin görüşülmesine bile sebep olmuştu. Fakat bu konu temelde 1950'lerde başlamadı. 1900'lü yılların başında yapısalcı psikologlar ve gestalt psikologları arasında algıların nasıl oluştuğuna dair hararetli tartışmalar vardı. Ortaya çıkan sonuca ek olarak insan algılarına etki eden faktörler ve algıları organize etmekle ilgili de bir çok kural da ortaya çıktı. Şekil zemin prensibi, algıda değişmezlik kuralı, derinlik algısı, üç boyutlu bakış açısı ve illüzyon...

Yapısalcı psikologlar karmaşık görünen parçaları birleştirmek için beynin binlerce duyuyu birleştirdiğini iddia eder. Bunun için beyin önce resimdeki temel parçalarına ayırarak analiz ediyor ardından çözümlüyor. Çünkü nasıl bir araya geldiğini biliyor. Gestaltcılara göre ise beynimizin organize etme becerisi doğuştan var.

Şekil zemin prensibi

Algılarımız, nesneleri zeminden ayırdığımızda organize oluyor. Bu prensip beynimizde otomatik olarak öne çıkar. Bilim insanları bu becerinin doğuştan gelme bir özellik olduğunu düşünüyor. Çünkü araştırmalarda görme becerisini sonradan kazanan bireylerinde hiç çalışmadan şekil ve zemini ayırabildiği ortaya çıktı.

Tamamlama

Çizgiler eksik olmasına rağmen çizimi tamamlayıp bir bütün olarak görme kuralı. Ayrıca tamamlama kuralı bir yapbozun da eksik bırakılmış parçasını neden tamamladığımızı da açıklıyor.

Algıda değişmezlik

Siz sabit dururken yolda giden bir araba düşünün. Araba sizden hızla uzaklaşırken boyutu, şekli, parlaklığı ve renginde değişiklik meydana gelmez. Arabanın uzaklaşmasına rağmen bizim retinamız üzerindeki görüntü sürekli ayni şekilde algılanır. Veya tam tersi, üzerimize gelen arabayı büyüyormuş gibi algılamaz.

Derinlik algısı

Sinema filmlerini sadece iki boyutlu seyrederiz. Yükseklik ve genişlik olarak... Üç boyutlu film seyretmek için bir gözlüğe ihtiyacımız olur. Fakat gözlerimiz gerçek dünyada herhangi bir gözlüğe ihtiyaç duymadan bize derinlik algısını da sunar. Beynimizin bize işaret olarak bıraktığı derinliği algılayabileceğimiz ipuçları sayesinde...

İllüzyon

Hem genetiksel mirasımız hem de tecrübelerimiz sayesinde nesnelerin boyutlarını, renk ve şekillerini öğrenmiş olmamız bize makul bir yansıma sunar. Fakat, bazı farklı duyusal öğrenme tecrübeleri algıları çarpıtabilir. Normal algı ipuçlarının boyut, uzam ve derinlik açısından bozulması illüzyona neden olur.

Ames odası

Ames odası ya da çarpıtılmış odayı 1956 da Amerikalı bilim insanı Adelbert Ames tasarlamıştır. Gözlemde olan kişi tek bir noktadan baktığı için farklılıkları algılaması zordur. Bu oda normal ölçülerde değildir fakat belli bir açıdan bakıldığı için normal algılanır. Küp olmamasına rağmen insanlar küp gibi zanneder. Tavan yüzeyleri de iki farklı yüksekliğe sahiptir. Odanın özelliği derinlik ipuçları bozulmuş bir oda olmasıdır. Yani adam kadından iki kat daha uzakta olmasından dolayı kadından küçük görünmektedir.

Bilinçdışı algı ile davranışları değiştirmek

Tüm bu bilgiler ışığında bir araştırmada araştırmacılar insanların davranışlarının nasıl değişeceğine bakar. Denekler birkaç hafta boyunca "özgüveni geliştirin" ve "belleğinizi geliştirin" kasetleri dinler. Fakat denekler kasetlerin üzerinde yazılı olan bilinçaltı mesajlarını değil tam tersi konuları dinler. Yani belleği geliştir kasetinde bilinçaltı özgüven konusu işleniyordur. Sonuç deneklerin yüzde ellisi kasetlerin bilinçaltı mesajlarına göre değil kasetin üstünde yazan etikete göre gelişme gösterdi.

Mutluysan mutluluğu çekersin

Bir başka araştırmada da deneklerin mutlu ve mutsuz olduklarında farkında olmadan neyi seçeceklerine dair tercihlerine baktılar. Önce ruh halleri müzikler dinletilerek değiştirildi. Karşılarındaki panolardan milisaniyeler içinde neşe, alışkanlık, acı, kanun, komedi, ağlamak gibi kelimeleri okudular. Çıkan netice, mutlu ruh hali olanlar mutluluk belirten kelimeleri, mutsuz deneklerde acı, ağlamak şeklindeki negatif kelimeleri gördüğünü ifade etti. Bu tarz çalışmalar bilinçdışı uyaranların farkında olmadan neden bazı şeyleri, bazı kişileri diğerlerine tercih ettiğimizi etkilediğini anlatıyor. Özetle, sadece ruh hallerimiz değil aynı zamanda içinde yaşadığımız kültürel değerler ve tecrübelerimizde algılarımızı etkileme kapasitesine sahip.

https://www.youtube.com/watch?v=D8gVDY_i7Go
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum