Tarih

Bilinen Tarihi Baştan Yazan Keşif Göbeklitepe


Ahmet Esad Çağlar 22 Kasım 10:05

İnsan milyonlarca yıl boyunca yavaşça evrimleşti ama yaklaşık 12 bin yıl önce bir şeyler oldu. Evrim sürecimiz yükünü boşaltmış bir tren gibi bir anda katlanarak hızlandı. İzafi olarak çok kısa bir zamanda taş devrinden ay yürüyüşlerine geçtik. Bugüne kadar kabul gören teoriye göre avcılık ve toplayıcılıktan yerleşik hayata geçmemiz sayesinde evrimimiz bu denli hız kazandı.

İnsanoğlu avcılık ve toplayıcılık döneminde otuz ila kırk kişilik klanlar halinde çok hareketli bir yaşam sürüyordu. Konaklamak gerektiğinde geçici barınaklar kurup kısa süre konaklıyordu. Sonrasında o bölgeyi terk edip yeniden avlanmak için farklı bir bölgeye geçiyordu.

Atalarımız sonunda bazı yabani bitkileri ehlileştirmeyi ve topraktan yiyecek elde etmeyi öğrendiler. Bu büyük keşif ile artık yiyecek bulmak için daha az çabalıyorlardı. Zamanla ekip biçtikleri topraklara yakın olmak için kalıcı barınaklarda yaşamaya başladılar. 

Artık insanların yaşam standartları eskiye oranla çok daha iyiydi. Ortalama ömürleri de buna bağlı olarak yükseldi. Yetiştirdikleri ürünlerin miktarı ve kalitesi arttıkça hem kendi sayıları hem de evcilleştirdikleri hayvanların sayıları artmaya başladı. Bir süre sonra küçük yerleşkeler köylere, köyler de şehirlere dönüştü. 

Ne şanslıyız ki işte bu ilk medeniyetler, ülkemizin de bir kısmını sınırları içine alan, burnumuzun dibindeki Mezopotamya’da kuruldu.

Avcılık ve toplayıcılık dönemi böylece tamamen geride kalmıştı. Bu gelişimi takiben insanoğlu yeni yaşantısı için şükran duyacak ilahi varlıklara ihtiyaç hissetmiş olacak. Nitekim ilk dini inanışlar da bu dönemde gelişmeye başlamıştı. En azından Göbeklitepe bulunana kadar çoğumuzun inandığı teori buydu.

Alman bir arkeologun keşfi

1983 yılında tarlasını süren bir çiftçi toprak altında oymalı bir taş bulur. Bu taşı çevresindekilerin de yönlendirmesiyle Urfa’daki müzeye götürür. O dönem -nedense- yetkililer bu taşa çok önem vermezler ve araştırma gereği duymazlar.  Çok kıymetli tarihi eser on iki koca yıl boyunca ne olduğu bilinmeden müzede sergilenir. Neyse ki kimsenin fark etmediği taş. 1995 yılında müzeyi ziyaret eden ünlü arkeolog Klaus Schmith’in ilgisini çeker. Böylece bilinen tarihi kökünden değiştirecek araştırma nihayet başlar. Sonunda Göbeklitepe gerçeğini tüm dünyaya sunar.

Göbeklitepe şu an için bilinen ilk ibadethane olarak kabul edilir. Çok sayıda yuvarlak alanın içerisinde, boyları üç ila altı metre arasında değişen ve üstünde hayvan, insan figürlerinin yer aldığı T şeklinde sütunlardan oluşan muhteşem bir yapıdır. Yaklaşık olarak yirmi futbol sahası büyüklüğündedir. Stonehenge’den 7000, Mısır Piramitlerinden 7500 yıl önce yapılmıştır. 

Peki bu keşif bilinen tarihi nasıl kökten değiştirmiştir? 

Kazı alanında bulunan av hayvanlarına ait yüzlerce kemik o dönem bölgede yaşayan insanların halen avcılık ve toplayıcılıkla uğraştıklarını gösteriyor. Ancak bölgenin hemen yakınındaki o dönem bu tapınağı inşa eden atalarımızın yaşadığı köyde bulunan yabani tahıl ambarı aynı zamanda onların yerleşik hayata da geçtiğini ispatlıyor. 

Yani bu kadar büyük bir tapınak inşa etmek için yeterli bilgi birikimine, estetik görüşe, mimari bilgiye sahip. Aynı zamanda kalabalık ve organize bir iş gücüne de... Ancak beslenme konusunda halen yabani tahıllardan ve avcılıktan faydalanan yerleşik bir toplum.

Günümüzde halen Mısır Piramitleri’nin ve Stonehenge’in o dönemin şartları ile nasıl yapıldığı tartışıma konusu. Onlardan 7500 yıl önce var olan Göbeklitepe’nin esrarı daha uzun süre çözülebilecekmiş gibi görünmüyor. Ülkemizde hepimizin gidip görmesi, incelemesi gereken muhteşem bir eser. Umarım kıymetini biliriz.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum