Aktüel Sağlık

Bilmediğimiz Bir Dünyada Yaşamak: Otizm Nedir?


Sezer Aygün 28 Eylül 09:19

3 yaşında ve sevdiği sadece birkaç yiyecek var. Etrafında çok arkadaşı gözükmüyor. Ama aslında birçok hayali arkadaşı var. Yatağının yanında, arabada giderken... Sanki kulakları duymuyormuş gibi hareket ediyor. Fakat insanların sesleri, anlamı olmayan garip sesler. Fazla ses, fazla uyarılma demek. Bu da onun donmasına sebep oluyor. Adı "istemsiz narkoz"! Sarılmak onda değişik hisler uyandırıyor. Yanma hissi veya bayılacakmış kadar sıkılma. Sıra dışı bir dünyanın kapılarından içeri girdiniz artık. Otizm!..

Amerikan Psikiyatri derneğinin tanımıyla; insanlardan kaçmak, saklanmak, dokunulmaya karşı koymak, zayıf veya anormal sosyal gelişim şeklinde belirtiler otizmin işaretlerinden. İlk belirtiler konuşmayı başlatmak veya dilini geliştirmekteki zorluklar. Elleri sürekli çırpmak gibi aynı davranışı defalarca tekrarlamak... Çok az ilgi alanına sahip bir görüntü verirler. Tüm bunlara ek olarak çoğunlukla tanı 2 ya da 3 yaşlarında konur.

Otizm ve beyin

Otizm bireyin tüm hayatına etki eden bir durum diyebiliriz. Oldukça ender görülüyor olmasına rağmen erkek çocuklarında kızlara nazaran dikkate değer bir fazlalıkla ortaya çıkıyor. Dünyanın her yerinde görülme olasılığı aynı. Şu anda 1970'ler göre on kat fazla. Bu artışın sebebi olarak vurulan aşılar gösterildiyse de henüz bu iddia kanıtlanmış değil. Gelinen nokta itibariyle genler ve çevresel faktörlerin birbiriyle etkisi mevcut. Otizmi olan birey birçok duyguyu ayırt edemiyor. Bu da onları ne hissettiğini bilmeden birçok duyguyu aynı anda yaşamasına neden oluyor.

Araştırmacılar normal bir beyin yapısı ile otistik beyin yapısını araştırdılar. Bunun için öncelikle normal beynin öğrenme, kişilik, bellek, motivasyon, duygular ve diğer konularla başa çıkma yöntemlerini ortaya koyan beyin görüntüleri elde ettiler. Ardından otistik beynin işleyişini fotoğrafladılar.

Normal beyinde insan yüksek düzey görsel bilgiyi işleme ve özellikle yüzleri tanımadan sorumlu olan Fusiform Gyrus bölgesini kullanır. Cansız nesneleri işlemek için ise İnferior Temporal Gyrus kısmı devrededir. Fakat otistik beyinde cansız nesneleri tanımlama bölgesi, aynı zamanda insan yüzlerini de tanımlamak için de görevde. Buna ek olarak beyin dalgası faaliyetlerinde de bir farklılık göze çarpıyor. Otistik çocuklar annelerini yüzünü yabancı bireylerden ayırt edemiyorlar. Fakat yeni oyuncakları diğerlerinden ayırabiliyorlar. Tüm bu bilgiler neden otistik bireylerin yüze bakmadığını ve ifadelere kayıtsız kaldıklarını açıklar nitelikte.

Genlerimiz günlük yaşantıda yaptığımız her şeyi etkileyen kimyasalları salgılamak için belli bir alfabe kullanır. Araştırmacılar otizm belirtileri gösteren çocukların doğumdan hemen sonra alınan kan örneklerinde beynin gelişimini etkileyen kimyasalların daha fazla salındığını buldular. Bu kimyasallarda çocuklardaki 2-3 yaş gibi erken dönem dengesizliğinin sebebi olarak gösteriliyor.

Sıra dışı beceriler

Otizm bireylerde olağandışı becerileri de deneyimlemeye alan oluşturur. Örneğin, 7600 kitabı ezbere bilen ya da sadece 100 kelime ile konuşurken 7000 den fazla müzik parçasını çalabilen kişiler aynı zamanda otizm tanısı almış kişiler. Bir diğer örnek ise 10 yıl önce söylenen bir tarihin hangi güne geldiğini bilebiliyor. Donna Williams isimli bir yazar 25 yaşında dört hafta içinde hiç durmadan otistik olmanın nasıl olduğunu anlatan 500 sayfalık bir kitap yazdı. Bu kitap herkesin normal olarak algıladığı ses ve görüntülerin otistik bireyin gündelik hayatını bir labirente çevirecek kadar korkunç bir şekle nasıl büründüğünü anlatıyor.

Kitaptan birkaç başlık, konuyu içerden birisinin anlatımıyla yazıldığı için oldukça çarpıcı. Örneğin; Donna çocukken insanların ona ne söylediğini çok merak ettiğini söylüyor. Fakat duyduğu kelimeler çok anlamsız olduğu için parmaklarını birbirine vurarak veya çevirerek dikkatini oraya yoğunlaştırırmış ki o dünyadan uzaklaşsın. En büyük problemlerinden birinin de çok fazla görsel uyarana maruz kalmak olduğunu anlatıyor. Bu uyaranların hangisine uyum sağlaması gerektiğini bilmemesi onun donakalmasına neden oluyormuş.

Bazen saplantılı bir şekilde göz kırpıp, ışıkları yakıp söndürüp, ileri geri sallanıp, saatlerce gözümü boşluğa diktiğim, kalabalık yerlere girmeye tahammül gösteremediğim bir hapishaneden kitap yazarak çıktım.

Donna Williams

Üstün yetenekli olarak kabul edilen Donna Wlliams gibi Tito Mukhopadhyay da ileri derecede otistik bir genç. Tito'nun konuşması zor anlaşılıyor bazen de hiç anlaşılmıyor. Buna karşılık alışılmadık bir yeteneğe sahip. Sorulan sorulara net biçimde yazarak cevap veriyor. Bunu örnekle anlatmak daha açıklayıcı olacaktır. Laboratuvarda teste tabi tutulan Tito yüksek sesle ağzını şapırdatmak, ritmik olarak sallanmak gibi hareketler yapmaya başladı. Bunların nedeni sorulduğunda "kendimi bu şekilde sakinleştiriyorum. Hislerim çok karışık. Vücudumu sallayarak dağılmış ve kaygılı halimi sakinleştiriyorum." Konuşurken neden insanlara bakmadığı sorusuna ise "bir defada sadece bir duyguya yoğunlaşabiliyorum ve genellikle dinlemeyi tercih ediyorum" diyor.

Dünyada Otizm tanısı ve tedavi

Otizmin semptomlarını ilk tanımlayan Amerika'da bir psikologtu. 1960'lı yıllarda uzmanlar, sebebin sadece çevresel faktörler olduğu düşünürken ardından biyolojik sebeplere odaklandılar. Tanı ve tedavide ise yaklaşımlar ülkeden ülkeye değişiyor. 1987 yılına kadar Çin'de otizm tanınmadı. Çünkü bu hastalığın çocuklukta çıkmadığına inanıyorlar. İlaveten, aileler semptomların büyüdükçe iyileşeceğini düşünüyor. Almanya'da Amerika'dan farklı olarak tanı 5-6 yaşına kadar konmuyor.

Otizme kesin bir tedavi programı henüz bulunmadı. Ancak çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Los Angeles'ta Kaliforniya üniversitesi öğretim üyesi Psikolog Ivar Lovaas 35 yıldır otizmi tedavi edebilecek bir davranış biçimlendirme yöntemi kullanıyor. Programın içeriği edimsel koşullanma prensipleriyle 2-3 yıl devam ediyor. Hedef bir davranış belirliyor. Sonra komutlar verilerek davranışın şekillenmesini bekliyor. Bu davranış biçimlendirme ile göz teması kurmak, sürekli sallanmak sözel isteklere cevap vermek gibi davranışlar %47 gelişme gösterdi. Uzmanlar haftada 25 saat, 12 ay boyunca ve birkaç yıl süren eğitimlerin çok etkili olduğunu söylüyor. Son olarak oyun terapisinin de otizmde bu biçimlendirme programının uygulandığı gayet etkili ve verimli bir alan olduğunun bilinmesi faydalı olacaktır.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum