Sinema & TV

Bir Festival Filmi Kurak Günler ve Emin Alper


Emine Aydın Albayrak 11 Aralık 18:03

Festival filmini “festival filmi” yapan nedir tam olarak? İzleyicide yaşattığı zihinsel bir orgazm mı? Ardında dolu dolu taşıdığı tutku mu? Büyük bütçeleri olmadan ortaya çıkardığı sonuç mu? Tüm bunlar bir araya geldiğinde bazı yapımlar beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Bir Emin Alper filmi olan Kurak Günler de bir süredir benim için öyle bir heyecan. 9 Aralık’ta vizyona girdiği gün 21:30 seansına koşa koşa izlemeye gitmemin sebebi bu. Belki biraz da direniş ve bir parça umut…

Un Certain Regard

Kurak Günler vizyona girdiği ilk gün, son 200 haftada 150’den az salonda gösterim yapan filmler arasında en çok izlenen film oldu. Filmin ulusal ve uluslararası pek çok platformda aldığı ödüllere bakarsak, bu başarı hiç şaşırtıcı değil. Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde Un Certain Regard (Belirli Bir Bakış) bölümünde yapan Kurak Günler, Altın Portakal’dan da dokuz ödülle döndü. Avrupa Film Akademisi tarafından En İyi Kurgu Ödülü’ne layık görüldü. 

En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu ödülleriyle de Kurak Günler için liste uzayıp gidiyor aslında. Film takdir edilebileceği her yerden takdir kazanmış durumda. Ne yazık ki Kültür Bakanlığı hariç. Vizyon tarihinden bir gün önce Emin Alper’in yaptığı açıklamayla bakanlığın verdiği desteği faiziyle birlikte geri talep ettiğini öğrendik. Bu, üzülerek ama çok da şaşırmayarak aldığım bir haber oldu kendi adıma. Talebin gerekçesi senaryo değişikliği olsa da Emin Alper ve ekibine uygulanmaya çalışılan bir sansür olduğu çok açık. Oldukça da üzücü. Bakanlığın destek verdiği bir filmden beklentisi, filmin uluslararası festivallerde başarı kazanmasıysa; Kurak Günler ve Emin Alper bu desteğin hakkını verecek daha ne yapabilirdi merak ediyorum. Tekrar filmin konusuna, oyuncularına, yönetmenine ve bende yarattığı duygulara dönmek istiyorum.

Konusu ve oyuncuları

Bir süredir kuraklık problemi yaşayan bir kasabaya yeni atanan genç bir savcıyı izliyoruz Kurak Günler’de. Savcı rolünde müthiş oyunculuğuyla Selahattin Paşalı var. Kasabadaki tek adam ve yandaşlar düzenine direnen, çizgisini kaybetmek istemeyen; fakat bunu yaparken de kendisiyle çeliştiği durumlara düşen bir savcı Selahattin Paşalı. Yaşadığı kaygıları, çelişkileri, kontrolünü kaybetme korkusunu fazlasıyla geçiriyor izleyicisine. 

Kasabanın muhalif gazetecisi rolünde Ekin Koç’u izliyoruz. Kasabalının dedikodusuna göre eşcinsel yönelimi olan ve kasabanın iyiliğini istemeyen bir ahlaksız(!). Direnen, direnirken yalnızlaşan, yalnızlaşırken de tekinsizleşen gazeteci Murat karakterini -bana sorarsanız- Ekin Koç çok iyi oynamış.

Tek adam rejiminin manipülatif yöneticilerinden olan bir belediye başkanı ve onun konforunu maksimum şerefsizliğiyle yaşayan bir oğul var Yanıklar Kasabası’nda. Şahin rolündeki Erol Babaoğlu ise işte o mide bulandıran oğul rolünde. Attığı kahkaha tüylerinizi diken diken yapacak kadar tiksindirici. Ülkemiz koşullarında bu karakteri çıkarmak çok da zor olmasa gerek.

Muhteşem bir final

Savcı Emre’nin ilk yarıda izlediğimiz zihinsel gelgitleri, sonlara doğru izlediğimiz kalabalık sahneler ve finaldeki görsel şölen için hem kurgu ekibine hem görüntü yönetmenine özel bir teşekkür ediyorum kendi adıma. Her şeyin havada kaldığı ama bir o kadar da kafa karıştırmadığı muhteşem bir final izliyorsunuz. Oscar Wilde aforizması gibi... Sinema çıkışı hissettiğim duygu en doğru ifadeyle zihinsel bir orgazm.

Emin Alper

Son olarak ve uzun uzun Emin Alper anlatmak istiyorum aslında. Tepenin Ardı, Abluka ve Kız Kardeşler filmlerinden de tanıdığımız Emin Alper aynı zamanda bir akademisyen. İktisat ve Tarih mezunu. Boğaziçi Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünü, teknik konuların kendisini beslemediğini düşünerek bırakıyor. Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü’nün kariyerindeki önemini her ortamda vurguluyor. Kendisiyle aynı liseden mezun olduğum için gurur duyuyorum. Bu konuda biraz fanatiklik yapıyor olsam da tasdiklenen başarısı da ortada. Altın Portakal’daki ödül konuşmasını ara ara açıp izliyorum yeniden. Her defasında da heyecanlanıyorum. Emin Alper gibiler iyi ki var.

Ankara Film Festivali’nde bilet bulamayıp vizyon tarihini beklemek zorunda kaldığım Kurak Günler filmi benim beklentimi fazlasıyla karşıladı. Almaya devam edeceği ödülleri heyecanla takip ederken, izleyen herkesle de uzun uzun sohbetler yapabilirim. Bu hazzı bana yaşattığı için bu ekibe gerçekten teşekkür ederim.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum