Kitap & Edebiyat

Bir Garip: Orhan Veli Kanık Kimdir?


Ceren Ceylan 4 Kasım 10:34

Orhan Veli Kanık, Cumhuriyet Edebiyatı tarihinde çok sağlam yere sahip Türk şairdir. Gelenekleri reddeden, yeniliklere sonuna kadar açık olan Veli, edebiyat alanında yeni bir akımın öncüsü olmuştur. Garip Akımı ismini verdikleri bu yolculuğa yakın dostları Melih Cevdet ve Oktay Rıfat ile çıkmıştır.

Garipçiler, adeta sokak dilini şiire taşımış ve şiiri konuşma diline sadeleştirmiştir. Orhan Veli, şiirin abartı olmaması gerektiğini ve sade bir dille yazılması gerektiğini sonuna kadar savunmuştur. Hatta söylemlerinde hece ve aruzu reddetmiştir, kafiyenin bile ilkel olduğunu dile getirmiştir.

Başlarda çok fazla eleştiri görmüş ve dışlanmıştır. Bu durum çok şaşırtıcı olmasa gerek. Zira görüyoruz ki alışılagelmişin dışına çıkan her görüş, dönem fark etmeksizin aşağılanmaya mahkumdur. Önemli olan; alkışlanmak için geleneklere bağlı kalmak değil, her alanda fark yaratabilmek ve özgün olmaktır. Bu noktada, özgünlüğü ve sabrıyla yoluna devam eden Orhan Veli, sonunda sevgiyle ve hayranlıkla kabul görmüştür.

"Üzerinde en çok durulmuş, zaman zaman alaya alınmış, zaman zaman kendini kabul ettirmiş, tekrar inkâr, tekrar kabul edilmiş; zamanında hem iyi hem kötü şöhrete ermiş bir şair"

Sait Faik Abasıyanık, Orhan Veli hakkında

Orhan Veli, asla tek düze bir şair olmadı. Her yazdığı şiir birbirinden farklıydı. Hep bir arayış içindeydi. Kendini hep yeniledi ve asla ilkelerinden vazgeçmedi. Kısacık ömründe Türk Edebiyat tarihinde büyük devrimler yarattı ve bu sayede büyük bir şöhreti yakaladı. O'nun kısa ama verimli bu yolunda yanında olan birçok ünlü sanatçı da vardı.

"Orhan, Fransız şairlerinin birkaç nesillik şiir macerasını kısacık ömründe yaşadı. Türk şiiri onun kalemi sayesinde Avrupa şiiriyle atbaşı geldi. Birkaç neslin belki arka arkaya başarabileceği bir değişmeyi o birkaç yılın içinde tamamladı." 

Oktay Rıfat, Orhan Veli hakkında

Kısa ama devrim yaratan hayatı

Ahmet Orhan Veli, 13 Nisan 1914'de İstanbul'da dünaya geldi. Tam bir İstanbullu olan Veli, bunu eserlerine de çokça yansıttı. Fatma Nigar Hanım ve Mehmet Veli Bey'in oğlu Orhan, Akaretler İlkokulu'nda eğitim hayatına başladı. Üniversiteyi yarıda bıraktı ve memur olarak işe başladı. Lakin Veli, içkiye düşkünlüğü sebebiyle iş konusunda iyi bir dikiş tutturamadı.

1940 yılında "Küllük" isimli çıkarmaya başladığı dergide ona Abidin Dino ve Alaeddin Hakgüder eşlik etti. Ancak bu derginin ömrü yalnızca bir sayı oldu. Sonrasında Tahattur isimli şiiri Vesikalı Yarim isimli filme ilham kaynağı oldu. Bu film, şiirlerinin insanları ne denli etkilediğinin bir kanıtı niteliğindedir.

1945 senesinde askerliğini tamamladı. Bu dönemde yalnızca 6 şiir yayınlamıştır. Askerden dönünce de Milli Eğitim Bakanlığı'nda tercümanlık görevine başladı. Fransızca'dan çevirdiği yazıları, Milli Eğitim Bakanlığı klasikleri olarak yayınlandı.

Orhan Veli'nin bu kısa hayatında birçok eseri olmasına rağmen yayınlanmış bir romanı yoktur. Bilinen o ki; Orhan Veli ömrünün son yıllarında Dünyalarının Dışında adlı bir romana başladı ancak romanı bitiremeden 1950 yılında doğduğu ve aşık olduğu şehir İstanbul'da vefat etti.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı

Önce hafiften bir rüzgar esiyor;

Yavaş yavaş sallanıyor

Yapraklar, ağaçlarda;

Uzaklarda, çok uzaklarda,

Sucuların hiç durmayan çıngırakları

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

Orhan Veli, İstanbul'u Dinliyorum

Garipçiler ve Eserleri

Garip Akımı; Melih Cevdet, Oktay Rıfat ve Orhan Veli öncülüğünde başlayan bir şiir hareketidir. Tüm gelenekleri ve kuralları yok sayan, şiirin yalnızca söyleyiş güzelliğini esas alan bir akımdır.

1941 yılında bu üçlü şiirlerini "Garip" adlı kitapta topladılar. Ve kitabın kapağına "Bu kitap, sizi, alışılmış şeylerden şüpheye davet edecektir" yazdılar. Bu sayede "Garip" ismi artık kimlikleri gibi oldu ve Türk şiirinde bir devrim yarattı.

Orhan Veli, Şinasi, Melih Cevdet, Oktay Rıfat

Herkesin sevdiğini sevmemek, herkesin ilgi duyduğuna ilgi duymamak ve bayağılaşmamak onlar için sanattı. Sanat asıl böyle olmalıydı, sanatçı içinden geleni yapabilmeliydi. Kurallar, sanatta olmamalıydı. Garipçilere göre şair, eline kalemi aldığında kalemin ucuna ne gelirse kağıda dökülmeliydi. Ne kafiye ne de dörtlük... Ne aruz ne de hece... Şiir kendi kurallarını kendi oluşturmalıydı çünkü şiirler birbirinden ancak böyle ayrılırdı.

Orhan Veli'nin eserlerine gelince de, kendisinin 30'dan fazla eseri vardır. İlk eseri 30 Ekim 1930 tarihinde Ankara Erkek Lisesi’nin "Sesimiz Dergisi"nde yayımlanan "Yahudinin Fendi Arnavutu Yendi" isimli oyunudur. 6 adet de şiir kitabı bulunmaktadır.

  • Garip
  • Vazgeçemediğim
  • Destan Gibi
  • Yenisi
  • Karşı
  • Bütün Şiirleri

Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu

Bu derde düşmeden önce.

Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum

Orhan Veli, Anlatamıyorum

Yanlış teşhis ve erken yaşta ölüm

1950 yılı Kasım ayında Orhan Veli bir haftalığına Ankara'ya gitmişti. Ne yazık ki belediyenin açtığı bir çukur adeta şairin mezarı oldu. Şair Ankara tatilinin dördüncü gününde düştüğü o çukurda başını hafifçe yaraladı. Ancak hiçbir şey yokmuş gibi hissettiği için hayatına devam etti.

2 gün sonra İstanbul'a döndüğünde 14 Kasım tarihinde arkadaşının evinde öğle yemeğini yerken aniden bir ağrı ile fenalaştı. Direkt hastaneye kaldırılan şaire doktor, alkol zehirlenmesi teşhisi koydu ve tedaviyi bunun üzerine uyguladı. Ancak tüm müdahaleye rağmen Orhan Veli kurtarılamadı. Zira ölüm nedeni alkol değil, beyin kanamasıydı. Aynı akşam 20.00 sularında komaya giren Garip Orhan Veli, 23.20 de hayata gözlerini yumdu.

''Daha orta mektebin birinci sınıfında talebem olan Orhan'ı Cerrahpaşa Hastanesi'nde son defa oksijen çadırının altında yarı çıplak, güçlükle nefes alır ve o kadar güzel hayallerin yakaladığı dünyamızı yalnız akı görünen gözlerinden boşanırken gördüğüm günü hiçbir zaman unutamam. Şiirimize tatlı anlaşmazlığı ve lezzeti getiren zeka, kendisi olmaktan çıkmıştı.''

Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Veli'nin vefat gününde

Orhan Veli'nin mezarının yapımı Sabahattin Eyüboğlu öncülüğünde başlayan bir kampanya ile sanatçıların desteği ile yapıldı. Varlık Dergisinde destek veren sanatçıların isimleri yayınlanıyordu ve bu sayede sayı gittikçe büyüyordu. Daha önce de bahsettiğimiz isim olan Abidin Dino mezarı tasarladı. Yapıyı ise pembe granitten Nevzat Kemal inşa etti. Kitabeye Orhan Veli’nin adını ise usta kalem Emin Barın yazdı. Ünlü şairin mezarı 2020 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından restore edildi. 

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum