Kitap & Edebiyat Sinema & TV

Bir Stefan Zweig Uyarlaması: Satranç


Onur Ömer Düzgün 28 Mayıs 20:54

"Daha önce hiç Stefan Zweig kitabı okudunuz mu? Eğer okuduysanız favori Zweig kitabınız hangisi?" diye sorsaydınız benim favori Zweig kitabım Satranç olurdu.

Stefan Zweig kalemi ile yakın zamanda tanıştım. Okulda genelde öykü kitapları okurum. Çünkü çevredeki uyarıcılar yüzünden bazen kitaptan kopma yaşanabiliyor. Öykü kitaplarında ve kısa kitaplarda bu sorunu yaşamıyorsunuz. Yine "okulda ne okusam?" arayışındayken elime Satranç geçti. Arka kapak yazısını okuyunca merak ettim. "Çerez niyetine bir kitap. Beğenmesem de ne kaybederim ki?" düşüncesiyle okumaya başladım.

Bazen bir oyun olur hayata tutan amaç

Satranç'ın aslında basit bir konusu var. Zaten satranç denilince insanın aklına hemen iki oyuncu geliyor. Satranç tahtasında karşılıklı geçip sessiz bir biçimde düşünce savaşı veriyorlar. Aslında bu kitapta da durum benzer. Tahtanın bir ucunda tek kişi varken diğer tarafta onlarca insan var.

Tahtanın yalnız kalanı Mirko Czentovic. Kendisi Dünya Satraç Şampiyonu... Zor bir çocukluk geçirmiş. Doğum sırasında annesini kaybetmiş. -Mirko Rusça Memati anlamına gelmiyor. Çıkarın bu düşünceyi aklınızdan.- Çocuk yaşlarda da babası ölmüş. Bir papaz Mirko'nun ebeveyni oluyor. Mirko eğitimini başarılı tamamlayamamış. Papaz bir gün bir şey fark etmiş. Çocuk, sosyal ilişkiler ve eğitim konusunda ne kadar yetersiz ise satranç konusunda o kadar yetenekliymiş. Papaz, Mirko'nun bu yeteneği üzerine gitmiş ve kısa sürede Mirko Satranç Dünya Şampiyonu olmuş. İşte yalnızlık buradan geliyor. La Casa'dan Profesör'ü hatırlayın. Her zaman tepedeki indirilmek istenir. Tutulacak bir taraf varsa bu her zaman güçsüzün tarafıdır.

Satranç

Tahtanın diğer tarafında ise Mirko'yu yenmek için güçlerini birleştiren insanlar var. Durumu iyi olan bu insanlar Mirko ile maç yapabilmek için para ödüyor. Her kayıp sonrası ise sinirleri bozuluyor. Son maçı da kaybedecekken deus ex machina- ilahi kurtarıcı sahneye çıkıyor. Grup tam Mirko'nun tuzağına düşecekken bir ses "Size tuzak kurdu. Eğer o taşı oynarsanız kaybedersiniz." diyor. Grup başta dalga geçse de daha sonra kurtarıcılarının dediklerini yapıp dünya şampiyonu ile berabere kalıyor. Kitabın sonunda ise kurtarıcılarını Mirko ile teke tek bir maç konusunda cesaretlendiriyorlar. İkisi son bir maç yapıyor.

Kitabın ve filmin ayrıldığı noktalar

Buraya kadar anlattıklarım kitabın ve filmin ortak noktaları. Elbette kitap ile filmi ayıran yönler de var. Mesela Mirko'nun rakibinden kurtarıcı olarak bahsettim. Çünkü kitapta Dr. B. olarak geçerken filmde Josef Bartok olarak geçiyor. Ayrıca kitapta üç karakterin anlatımı varken filmde tek karakterin anlatımını görüyoruz.

Bilindiği gibi dünyada hiçbir şey insan ruhu üzerinde hiçlik kadar ağır bir baskı uygulayamaz.

Satranç


Philipp Stölzl, Satranç kitabını filme uyarlarken kitaba bağlı kalmış. Dönemin tarihi yapısı mükemmel işlemiş. Bu bağlamda savaşın acımasız yüzü ile karşılaşırken biz de Bartok ile depresyona giriyoruz. Bartok ile birlikte lüks otelin odasında işkenceye maruz kalıyoruz. Tüm bunlar dekor, kostüm ve müzik ile birleşince ortaya çok güzel bir uyarlama çıkıyor.

Satranç filminde Bartok karaterini Oliver Masucci oynuyor. Kendisi ile Dark'tan tanışıyoruz. Nam-ı diğer Ulrich Nielsen. Oliver Masucci, Dark dizisindeki oyunculuğu ile pek göze batmamıştı. Satranç filminde ise devleşmiş. Psikolojik işkenceye uğramak için tek kişilik hücreye atılan -lüks bir oda olsa bile hücre- kibirli bir zeki insanın geçtiği her evreyi müthiş oynamış. Aşırı izolasyonun beyni küçülttüğü deneylerce ispat edilmiş. Bu bağlamda Bartok'un yavaşça kaybolan zaman ve mekan mevhumunu, ümitsizliğini, tükenişini bize sonuna kadar hissettiriyor.

Kitaplar hayat verir

Kitapta benim en sevdiğim alıntı "Muhtemelen kitabı hemen elime alıp okuduğumu düşüneceksiniz. Kesinlikle hayır! Önce bir kitabım olmasının sevincini yaşamak istiyordum." Bartok hem filmde hem kitapta şansı yardımı ile en umutsuz halinde bir kitaba sahip oluyor. Alıntıda olduğu gibi kitabı alıp okumuyor. Bu alıntıyı sonuna kadar bize hissettiriyor. "Bir kitap insanın delirmesini nasıl engeller?"; buna şahit oluyoruz.

Mirko ve Bartok'un final sahnesindeki Bartok'un aklını koruma gayreti, zihninin yaptığı oyunları bastırmaya çalışması insanı hayran bırakıyor. Film konusunda tek eleştirim Mirko'nun çocukluğundan az bahsedilmesi oldu. Geri dönüş sahnesi ile işlense eminim daha güzel olacaktı.

Kitabı ve filmi sevenler için Ömer Seyfettin'in Dama Taşları kitabını da öneririm. Konusu bir nebze benzer olsa da çok eğlenceli bir kitap.

Kısaca Satranç son zamanlarda izlediğim güzel dram filmlerinden birisi oldu. Unutmadan belirtelim filmin orjinal adı "Schachnovelle". Netflix üzerinde ise "The Royal Game" olarak geçiyor. Son olarak size bir soru: Bir Zweig kitabı daha film olarak çekilse bu hangisi olsun isterdiniz?

Filmin karavan puanı,

????
https://youtu.be/oXbB7jZa-dw
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum