Sağlık

BOŞANMIŞ AİLE ÇOCUKLARINDA KUM TERAPİSİ


Sezer Aygün 22 Mart 18:04

Mert dokuz yaşında. Annesi babası boşanmış. Sonrasında ikisi de çocuğu sahiplenmek istememişler. Dolayısıyla Mert daha 4 aylıkken, bakımını babaannesi üstlenmiş. Babaannesi, dedesi ve amcası ile yaşıyor. Okulda uyumsuz, çok agresif, derslerine hiç ilgi göstermediği gibi diğer arkadaşlarının da konsantrasyonlarına zarar veriyor. Ders esnasındaki genel tavırları katlanılmaz vaziyette. Ödevlerini zamanında tamamlamakta zorlanıyor. Hatta ödevler konusunda yalan söylemeyi kolaylaştırıcı bir etken olarak deneyimlemiş. Sık sık buna başvuruyor. Okul malzemelerine zarar verme eğilimi mevcut. Yaşına göre okuması çok yavaş. Ciddi dikkat problemleri var. Tüm bunlarla beraber aile içi şiddete maruz kaldığına dair işaretler veriyor. Mert ile ilk karşılaştığımda önce hangi problemle başlamam gerektiğine karar vermekte zorlanmakla beraber, ilkokul öğretmeniyle akademik hayatını düzeltmenin bunun ona yüksek moral kaynağı olacağına karar verdik. Okumasındaki hızı artırma çalışmalarıyla beraber eş zamanlı kum tepsisinde yapılandırılmış oyun seanslarına başladık.

Sorun çocuk mu?

Çocuklarımızda bir sorun ile karşılaştığımızda ve bunların çözümünü aramaya başladığımızda sorun çocukmuş gibi görünür değil mi? Herkes kendi imkanı dahilinde olabilen en iyi uzmandan randevu alır ve başlar anlatmaya. "Çok küçükken başladı. Neden böyle davranıyor bilmiyorum? Altını ıslatıyor. Tırnaklarını yiyor. Peki neden agresif?" Halbuki çocuk bir sonuçtur. Bizim sonuçlarımız. Anne babanın sonucu. Bu cümleleri herhangi bir suçlama olmaksızın farkındalık yaratmak amacıyla yazıyorum. Zira hiçbir durumda anne-babanın kendini suçlaması da işe yaramaz. Zaten ortada bir suç da yoktur. Anlaşılması ve çözülmesi gereken süreçler vardır. Beyin problemleri çözmek için sağ hemisferi kullanır. Kum tepsisi terapisi de sağ hemisferin problem çözme yöntemine paralel bir ortam sağlar. Dolayısıyla danışanla belli sınırlar içinde sözsüz ve duygusal imgeler kullanarak güvenli bir ortam yaratırız.

Kum tepsisinin sunduğu minyatür dünya

Ortalama 30*20 cm ebatlarında kenarları yüksekçe bir tepsinin içinde yumuşacık bir kum hayal edin. Burası bir dünya. Danışanın dünyasının küçük bir minyatürü ve orada istediği resmi çizip istediği resmi silmeye izinlidir. Her ne kadar resim gibi görünse de aslında somut. Kum tepsisinde danışan deneyimini kontrollü biçimde dışa vurur. Bununla beraber sağ beyinde yerleşen deneyimleri, sol beyindeki bilgiyle birleştirir. Kum terapisinde kişinin çatışmalarını ifade etmek için kelime kullanmasına da gerek yoktur. Minyatür oyuncaklar bu iş için hazırdır. Örneğin kendini zayıf bir hayvanla bütünleştirir. Bir tavşanla... Onu kumun içine saklar. Tam orada aynalama yaparız. Tavşan korktu ve saklandı. Bazen hayatında hissettiği bir tehlikeyi göstermek için yılanı oyuna dahil eder. Terapistle kurduğu terapötik ilişkisiyle beraber özgür bir ortamda sıkıntılarının yanında mutluluğunu da  anlamlı bir hale getirir.

Bir önceki yazılarımdan da hatırlayacağınız gibi yetişkinler gibi çocuklar da güçlü duygularını tanımlamak konusunda yardıma ihtiyaçlar duyarlar. Kum terapisinin çok boyutlu dünyası buna anlamlı katkılar sağlar. Tüm bunların yanında tepsinin fiziksel boyutu danışana özgür ama güvenli bir dünya hissi yaratır. Dolayısıyla ne hissettiğini tanımlarken sağ beyindeki duygusal iniş çıkışları regüle eder. Birçok bilimsel araştırmanın da bu sonucu desteklediğini eklemeliyim. Yani duygular tanındıkça başa çıkması kolay hale gelir.

Mert'in oyun sarmalı

Oyun terapisinde sadece birkaç kural vardır. Bunları da ihtiyaç halinde kullanırız. Mert ilk birkaç görüşme kum tepisisine önce benim ne diyeceğimi gözetler biçimde korka korka yaklaştı. Benden emin olma hissini aldığı anda da kumları hiç olmayacak biçimde dağıtmaya başladı. Aslında bu hiç istenmeyen bir davranış olduğu halde, Mert’i kuralın dışında tuttuğum özel bir durumu vardı. Belki de şimdiye kadar bu rahatlıkta duygularını boşaltabildiği bir ortamı hiç yakalayamamıştı. Bu sebeple izin verdim. Sonrasında zaten böylesi bir davranışa hiç girmeden sakinlikle devam etti. Aramızdaki terapötik ilişkinin gücüyle kumdaki oyunu birleştirdi. En son bıraktığımda kendini ifade edecek daha fazla kelime keşfetti. Hayatındaki tehlike unsurlarını daha net fark ettiğini hissetti. Tavşan artık kumun içine girip saklanmıyordu. Yılanla baş etmeye de başlamıştı. Şu an çok daha iyi olduğunu umuyorum.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum