Kitap & Edebiyat

Candide Mi Voltaire Mi?


Sizce bir kitabı zamansız yapan şey nedir? Bence; çağlar boyunca tüm zamanlara ışık tutabilen bir kitap olmasıdır. Voltaire'in eseri Candide de kesinlikle zamansız bir klasik. Kitap; dini fanatizm, savaş, kölelik, sömürgecilik ve kitlesel vahşetlerin kötülük ve tehlikelerini ele alıyor. Voltaire hayatı boyunca çok acı çekti. Hatta hapsedildi ve sürgünde yaşamaya zorlandı. İnançları nedeniyle cezalandırıldı. Bazı yazılarından dolayı dışlandı. İşte tam olarak bu nedenle savaşın, adaletsizliğin, önyargının, hoşgörüsüzlüğün tüm kurbanlarıyla özdeşleştirildi. Babası onun avukat olmasını istemişti. Lakin o edebiyat yazarı olmak istiyordu. Bu yüzden babasına karşı çıktı ve dilediğini yaptı. Isaac Newton, John Locke, Shakespeare ve Francis Bacon'un eserlerine fazlasıyla maruz kaldı. Voltaire, eserindeki ana karakteri Candide kadar saf olmasa da, fazlasıyla karakteriyle benzeşiyor.

Bazı ana karakterleri tanıyalım

Romanın kahramanı Candide iyi kalpli fakat saf bir genç adamdır. Gerçekçi bir karakterden çok, onu çevreleyen tutumlar ve olayları aktarmak için bir kanal işlevi görür. Hatta görüşleri ve eylemleri neredeyse tamamen dış faktörlerin etkisiyle belirlenmiştir. Pangloss bir filozof ve Candide'in hocasıdır. Bu dünyanın ''mümkün dünyaların en iyisi'' olduğuna dair iyimser inancı, romanın hicvinin ana hedefidir. Candide gibi Pangloss da gerçekçi bir karakter değildir. Hatta bana kalırsa aşırı iyimser Aydınlanma filozoflarının abartılı bir parodisidir. Martin Candide'in yol arkadaşıdır. Hayatta çok acı çektiği için katıksız bir karamsardır. Dünyayı gerçekte olduğu gibi görmekte sık sık sorun yaşar. Cunegonde, Candide'in velinimeti olan Alman baronun kızıdır. Üstelik genç ve çok güzeldir. Babasının kalesi savaşta yok edildikten sonra esir düşüyor ve metres olarak kullanılıyor. Cunegonde Candide'in aşkına karşılık verir ama kendi çıkarları için onu kullanmaya her zaman hazırdır. Onun yumuşaklığı, Candide'in ona olan çılgın ve romantik tutkusuna hicivli bir ışık tutuyor.
''Mümkün olan dünyaların en iyisi burası ise, ötekiler kim bilir nasıldır?'' Candide
CANDIDE

Biraz da eserden

Voltaire eserinde okuyucunun depresyona girmesinin engelleyen kara mizah kullanır. Candide hem bir gezi yazısı, hem de harika bir hiciv yazısıdır. Genç bir adam olan Candide, güçlü bir baronun yanında Westphalia'da yaşar. Bir gün baron, Candide'i kızı Cunegonde'u öperken bulur. Kelimenin tam anlamıyla Candide'i kapı dışarı eder. Artık evsiz kalan Candide ve iyimser hocası Pangloss ülkeden ülkeye seyahat etmeye başlarlar. Bu seyahatler sırasında karşılaştıkları birbiri ardına felaketler romanın kurgusuna hizmet eder. Kitaptaki en dikkat çekici tema; ölüm ve diriliş... Karakterler ölüyor, üstelik onlar için yas tutuyorsunuz. Daha sonra mecazi olarak diriliyorlar. Pangloss ve öğrencisi Candide'in savunduğu ''dünyalarının, mümkün olan dünyaların en iyisi olduğunu'' fikri, bir dizi Aydınlanma düşünürünün, özellikle de Gottfried Wilhelm Leibniz'in felsefelerine indirgeme yoluyla basitleştirilmiş bir versiyonudur. Bu filozoflar, Tanrı'nın var olduğunu kabul ettiler ve Tanrı'nın mükemmel olması gerektiğine göre, yarattığı dünyanın da mükemmel olması gerektiği sonucuna vardılar. Voltaire mükemmel bir Tanrı'nın -ya da herhangi bir Tanrı'nın- var olması gerektiğini kabul etmediği için, dünyanın tamamen iyi olması gerektiği fikriyle alay eder ve roman boyunca bu fikir üzerine acımasız hicivler yapmaktan geri kalmaz.

Aydınlanma ve etkileri

Felsefi bir hikaye olan Candide, Aydınlanma döneminin merkezi ve pragmatik bir metnidir. Ancak aynı zamanda Aydınlanmanın iyimser inançlarına karşı ironik bir saldırıdır. Aydınlanma Avrupa'da 17. ve 18. yüzyıllarda gelişen entelektüel bir hareketti. Geleneksel bilim, din ve devlet görüşlerini sorguladı. Üstelik bu konuları sorgulamakla kalmayıp, sert bir şekilde eleştirdi. Aydınlanma düşünürleri, yaşamın ve toplumun yeniden yapılandırılması ve iyileştirilmesinde bir rehber olarak doktrin ve gelenek yerine akıl ve bilimsel deneyi kullanmaya inanıyorlardı. Voltaire'in Candide'i 18.yüzyıl ortalarındaki olaylardan çok etkilenmiştir. Özellikle 1755 senesindeki yıkıcı Lizbon depreminden tutun, Yedi yıl savaşından, İngiliz Amiral John Byng'in haksız infazına kadar. Voltaire'in eleştirisi Leibniz'in ''yeterli neden'' ilkesine yöneliktir. Bu ilke, hiçbir şeyin nedensiz olamayacağını iddia eder. Roman boyunca karakterinin hayatıyla işlenen savaş, tecavüz, hırsızlık, depremler, kölelik gibi konular Candide'in iyimser inancını yavaş yavaş aşındırır. Candide ve arkadaşları iyimserliğinin tam aksi kasvetli bir ortamda, onlara ümit veren bir hayatta kalma mücadelesi yaşarlar.
"İyimserlik, hiç bir şey yolunda olmadığı halde her şeyin iyi olduğuna diretme çılgınlığıdır." Candide Yahut İyimserlik
CANDİDE OPTIMISM

Son söz

Pangloss'un iyimserliğinin en göze çarpan kusurlarından biri; gerçek dünya kanıtlarından ziyade soyut felsefi argümana dayanmasıdır. Voltaire romanın kaotik dünyasında, felsefi spekülasyonun yararsız ve hatta yıkıcı olduğunu defalarca kanıtlar. Tekrar tekrar karakterlerin çevrelerindeki dünya hakkında gerçekçi değerlendirmeler yapmasını ve olumsuz durumları değiştirmek için olumlu adımlar atmasını engeller. Romanın sonunda Candide, boş spekülasyonlara ayıracak zamanı olmadığını düşündüğü için Pangloss'un felsefelerini reddeder. O ve diğer karakterler uzun zamandır ellerinden kaçırdıkları mutluluğu bulurlar. Felsefeye karşı olan bu yargı, Voltaire'in Aydınlanma döneminin saygın bir filozofu olarak statüsü göz önüne alındığında Candide daha şaşırtıcı ve dramatiktir. Hatta bu yüzden Voltaire eserinin yayınlanmasından dokuz yıl sonra kadar Candide'yi yazdığını alenen bile kabul etmedi.
''Bir gün her şey daha iyi olacak, işte umudumuz, Bugün her şey daha iyi, işte yanılsama...'' Candide
Voltaire, Candide'i insan hakları ihlallerine, dini iki yüzlülüğe, otoritenin kötüye kullanılmasına ve çok daha fazlasına karşı bir ifade olarak kullanır. Candide Voltaire okuyucularına tanıdık gelen çeşitli hikaye türlerine sahiptir. Aynı zamanda, tipik olarak toplumun iki yüzlülüğünü ortaya çıkaran bir palyaço gibi, masumu betimleyen bir Homeros macerası Odyssey masalı gibi... Gerçek insanları ve olayları güvenli bir kurgu kisvesi altında eleştiren bu roman, bir oturuşta okuyabileceğiniz kadar kısa fakat bir o kadar da dopdolu. Üstelik dönemleri ve düşünceleri biliyorsanız, aralarındaki bağlantıları çıkarırken hayretler içerisinde kalabiliyorsunuz. Cervantes'in Don Kişot'unun maceraları eserini sevdiyseniz Candide'ye de kesinlikle bir şans verin. Don Kişot'a kıyasla daha abartılı olsa da kaotik olmasının yanı sıra esprili, çekici ve bazen de şehvetli...
Yüz kez kendimi öldürmek istedim, ama hayatı seviyordum. Bu gülünç zayıflık belki en bahtsız eğilimlerimizden biridir; çünkü sürekli yere atmak istediğimiz bir yükü ara vermeden taşımayı istemek kadar aptalca bir şey var mı? Varlığımızdan tiksinirken varlığımıza tutunmaktan, kalbimizi yiyene kadar bizi tüketen yılanı okşamaktan daha saçma bir şey var mı? Candide
Bu yazıyı kargala!
1 Yorum
Arda Akkaya
Arda Akkaya
21:49 @ 11.12.2021
Güzel yazı
1 yanıt
Arda Akkaya
01:37 @ 02.01.2022
sağol