Sinema & TV

Carnival Row İncelemesi: Bir Peri Masalı


Onur Ömer Düzgün 5 Mayıs 13:34
Masallar hep mutlu son ile biter mi? Özellikle içinde peri olan masallar...

Sınıfta çocuklara, evde oğluma anlatmak için masal kitabı okumayı severim. Bu sene etwinning projesi olan Türk Masalları Uyanıyor’da yer aldım. Bakanlığın Anadolu Masalları isimli projesine dahil oldum derken masal arşivim baya gelişti. Türk Masalları’nda gökten üç elma düştü, onlar erdi muradına biz çıktık kerevetine. Farklı kültürlerin masallarında da iş değişmedi.

Prime’da yayımlanan ve ilk sezonu biten Carnival Row (Karnaval Sokağı) dizisini konuşacağımız için masallara daldık. Çünkü dizide periler ve insanlar (ayrıca farklı türden canlılar da var) beraber yaşıyor. Peri masalı gibi değil mi?

Ama bu masal biraz melankolik biraz da dramatik. Hem fantastik hem polisiye... İyice merak ettiniz mi? O zaman sürpriz bozan vermeden basitçe anlatalım. Karavanı Karnaval Sokağı'na yaklaştıralım.

Dizi ne anlatıyor?

Dizimiz Pact ve Burgue isimli iki ülkenin, Peri Diyarı’nı ele geçirebilmek için girdikleri savaş ile başlıyor. Savaş sahnelerinin güzelliği sizi diziye çekiyor. Savaşın kazananı Pact oluyor, periler için zulüm dolu bir yönetim başlıyor ve Peri Diyarın’dan kaçabilen periler soluğu Burgue’da alıyor. (Nerede savaş varsa orada mülteci vardır değil mi?) Burgue’e gelen perilerin zor şartlar altında hayatlarını geçiriyor. Şehirde kurt adamlar, faunlar gibi farklı ırklardan da canlılar yaşıyor. Onlar da zor zamanlar geçiriyorlar. Çünkü insanlar, şehirlerine gelen bu yabancılardan hoşnut değil. Ne kadar kendi çıkarları için (aşçı, uşak, hizmetçi) için kullansalar da, şehirlerini kendilerine bırakmasını isteyenlerin sayısı hiç az değil.

Burgue’da bulunan faunlar, kurt adamı ve periler yani insan olmayan ırklar Karnaval Sokağı’nda ikamet ediyorlar. Dizinin ismi de buradan geliyor. Vignette Stonemoss (Cara Delevigne) isimli perinin Burgue’e gelmesi ile hikâyemiz başlıyor. Olaylar buraya kadar peri masalı gibi gelişirken buradan sonra polisiyeye dönüşüyor. Perileri hedef alan bir seri katili bulmaya çalışan Dedektif Pycroft (Orlando Bloom) konuya dâhil oluyor. Pycroft merhametli bir dedektif. Onun için haksızlığa uğrayan faun olmuş peri olmuş fark etmiyor. Elinden geldiğince yardım etmeye çalışıyor. Bu kimi kemsin rahatsızlığına neden oluyor ve ona engel olmaya çalışıyorlar.

Öldürülen perilerin izini sürüp, katili bulmaya çalışan Pycroft, yaklaşmakta olan daha büyük felaketin varlığını hissediyor.

Dizi sanki Viktorya Dönemi İngiltere’sinde geçiyor. Mekânlar, giyimler, sokak tasarımları ve eşyalar size bu intibayı oluşturuyor. (Ruh Avcısı’na benziyor bu bağlamda.)

Oyunculuklara gelecek olursak Orlando Bey her zamanki gibi döktürmüş. Cara Hanım için kıyaslama yapamıyorum ama rolüyle bütünleşmesini ben beğendim.

İlk sezon çok heyecanlı bir yerde final yaptı. İkinci sezonu merakla beklerken, polisiye konunun devam etmesi bunun yanında fantastik öğelerin biraz daha işlenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak sizlere dizinin güzel bir müziği ile veda edeyim. Dizide peri müziği olarak geçiyor. Aisling Querelle söylemiş, I Fly For You. Tınısı güzel ve rahatlatan bir müzik. Mutlaka dinleyin.
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum