Aktüel

ÇAY HAKKINDA BİLİNENLER VE BİLİNMEYENLER


Umut Akmermer 16 Ekim 14:00

Çay deyince aklımıza gelen yerlerin başında Rize gelir muhakkak. Rize hem çayıyla hem de doğasıyla ülkemizin güzide şehirlerinin başında gelmektedir. Kendine hayran bırakan bol oksijenli havası, eşsiz manzara sunan yaylaları kendine bağlayan önemli faktörlerden. Temiz havası eşliğinde yapılan kamplar ve coşkun dereler sizi Rize'ye götürecek sebeplerden birkaçı.

Üretim merkezi Rize

Çayın tarihine baktığımızda ilk olarak Çin ve Hindistan tarafından yetiştirildiğini görüyoruz. Ülkemizdeyse 1938 yılında başlayan yaş çay alımı ve kuru çay üretimi, her geçen yıl artarak devam ediyor. Ülkemize gelmesinde Ali Rıza Erten ve Zihni Derin’in katkıları olmuştur. 

Çay, Rize

Dünya genelinde 2018 verilerine göre 4.2 milyon hektarlık alan çay ekiminde kullanılmış. Bunun %2’lik kısmı Türkiye’ye aittir. Dünya genelinde bu alanlardan 6.3 milyon ton çay elde edilmektedir. Türkiye’de üretilen yıllık ortalama miktar ise 290 bin tondur. 

Rize'deki yoğunluğu

Rize’ye baktığımızda ise 400.000 hektarlık şehir alanı bulunmaktadır. Bunun 50.000 bin hektarı (1/8) çay üretimi için kullanılmaktadır. Ülkemizde üretim için kullanılan alanların %65’i, üreticilerin ise %63’ü Rize’de bulunmaktadır. Ortalama 3 sürüm olan Rize'ye her yıl yaz aylarında çay toplamak için yerli ve yabancı işçiler gelmektedirler. (Bölgesel koşullara göre 4 sürüm üretimin yapıldığı yerler de mevcuttur.)

Çay, Rize
Çay hasadı yapan üreticiler

Başlarda Gürcistan’dan gelen işçilere, zamanla, Türkiye'nin bölgesel konumundan kaynaklı olarak Suriyeli ve Afgan uyruklu insanlar da katılmıştır. Ayrıca yerli işçilerin de bölgeye mevsimsel göçleri mevcuttur.

Yılda ortalama 1.153.000 ton yaş çay alımına karşılık olarak 290.000 ton kurusu elde edilmektedir. Ülkemizde en fazla üretimin yapıldığı Rize’de çay, bölgenin temel geçim kaynaklarının başında gelmektedir. Bölgede yer alan 46 fabrikada yaklaşık olarak 12.500 kişi çalışmaktadır. Bir ailenin 4 kişi olduğunu varsaydığımızda 330 bin nüfuslu Rize’de 50 bin kişi geçimini çaydan elde etmektedir.

Görmezden gelinen tehlike

Tüm bu olumlu yanların yanında olumsuzluklar da yok değil. Çay fiyatları, destekleme ile beraber 4 lira civarına denk gelmektedir. Hal böyle olunca çoğu insan, kendilerine ait ağaçlıkları kesip çay ekmektedir. Bunun getirisi olduğu gibi götürüsü de azımsanmayacak kadar fazladır. Bölgede 1964-2006 yılları arasında 431 heyelan gerçekleşmiştir. Bunlardan 237 köy ve bunun sonucunda da 852 bina hasar görmüştür. 

Çay, Rize
Çaylık alanın heyelanla kayması sonucunda afete uğrayan konut

Bölge yapı olarak dik yamaçlardan oluşmaktadır. İnsanlarımız, özellikle dik yamaçlardaki ağaçları kesip yerlerine, ekonomik getiri beklediği çay bitkisini ekmektedir. Bu da afetlerin oluşmasını adeta davetiye çıkartıyor. Çaylık alanları saymadığımızda bölgede büyük bir doğa tahribatı mevcuttur. Yeşil rengi her ne kadar doğayı güzel gösterse de bölge, tehlikenin eşiğinde bulunmaktadır.

Şu anda ÇAYKUR’a bağlı sadece bir adet organik çay fabrikası mevcut durumda. Yani her ne kadar biz nefis Rize çayından içtiğimizi düşünsek de durum biraz farklı. 

Çayın kalbin attığı yer

Verimlilik için gübreleme

Ekonomik gelir imkanı olunca bunu arttırıcı etmenler de ister istemez işin içine girmeye başlıyor. Önceleri organik şekilde yapılan gübreleme yöntemi, son zamanlarda yerini kimyevi gübrelere bırakmış durumda. Geçmiş yıllarda organik gübreleme yoluyla yapılan tarım ister istemez meşakkatli ve yorucu bir uğraştı. Fakat bu uğraşın sonunda yağan yağmurlar toprağın yüzeyinden kolay şekilde akıp gitmiyor. Toprağın su kapasitesini arttırıp, verimli toprağın akıp gitmesini engelleyen bir yöntemdi. Ayrıca organik gübreleme yöntemi toprağın sıcaklık dengesini de olumlu yönde etkilediğinden verimli ürün elde ediliyordu.

Kimyevi gübreleme yapan bir üretici

Fakat kimyevi gübrelerin hayatımıza girmesiyle beraber bu organik üretim yerini, gübre tabanlı bir üretime bırakmış durumda. Özellikle gübre ücretinin de destekleme olarak üreticiye verilmesi insanların gübreye olan yönelimini de doğal olarak arttırıyor. Kimyevi gübrelemenin yapıldığı alanlarda suyun yüzeyden daha hızlı şekilde akıp gitmesi, toprağın suyu tutamaması, sıcaklık dengesinin sağlanamaması sonucunda elde edilen ürünün de kalitesi doğal olarak azalmakta ve bu yüzey yapısına sahip olan alanlarda heyelan olayları daha fazla oluşmaktadır. 

https://www.youtube.com/watch?v=yKYurqCp_Xw
Çay üreticisinin gözünden çayın detayları

Peki ders alıyor muyuz? Ne yazık ki ders almıyoruz. Heyelan olan alanlara üretim için tekrar ekim yapıyoruz. Sürekli para kazanma odaklı üretim yaptığımız takdirde oluşabilecek afetlerin önüne geçmek ne yazık ki mümkün olmayacaktır.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum