Aile & Çocuk Aktüel

ÇOCUK İÇİN OYUNUN ÖNEMİ: OYUNU SEN BAŞLAT


Sezer Aygün 22 Aralık 07:50

Bir işiniz olsun, onu yaparken mutlu olun, neşeli olun, kalbinizi beslesin, insani ilişkilerinizi geliştirsin, dargınlıklar düzelsin, sosyal becerileriniz gelişsin, artı bir de yardımlaşmayı öğretsin. Üstüne bunlar da olayın faydasının sadece bir kısmı olsun. Hem gerçek hem de gerçek olmayan bir paradoks olan oyunun terapötik (iyileştirici) etkisi bir 100 yıl kadar önce keşfedilmiş. Frederich Nietzsche’nin dediği gibi, “Her insanın içinde oynamak isteyen bir çocuk saklıdır. Ama bu fırsatı sonuna kadar ancak çocuklar kullanır". Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin “Çöp Çocuk” adlı kitabında şöyle der: “İnsan dahil tüm canlılarda davranışları belirleyen ve hepsinde ortak olan dokuz temel dürtü vardır. Bunlar oksijen, su ve yiyeceğe yönelmek, vücut ısısını korumak, uyumak ve dinlenmek, hareket etmek, tensel uyaranlara uyarılmak, ağrılı uyaranlardan kaçmak ve ödüle yönelmektir". Ben buna bir de oyun oynamayı eklemek istiyorum. Çünkü bu konunun en az diğerleri kadar önemli olduğunu düşünüyorum.

İnsan oynamaya ne zaman başlamış, bilinmiyor ama tarihi insanlık kadar eski. Aristo ve Plato da öneminden bahsetmiş. Bilinen en eski oyun taklit. Hayvanların çıkardıkları sesler, kovalamacalar, yuvarlanmalar da birer oyun. Çünkü hayvanlar da dahil hareket edebilen tüm canlıların oynama kapasiteleri var. Sadece bir oyun deyip geçeriz ama içinde hayatta olabilecek her deneyim güvenli bir şekilde tecrübe edilir. Bununla beraber her çocuk, oyun içinde yaratıcı bir yazar gibi hareket eder. Oynarken kendisine ait bir dünya yaratır ya da dünyasındaki şeyleri kendisini hoşnut edeceği biçimde yeniden düzenler. Bu esnada bir dizi duyusal, duygusal, algısal, bilişsel ve davranışsal süreci koordine eder. İçinde bütün bunlara ek olarak eylem de vardır. Öğrenmeyi en üst düzeye taşır. İlişkileri iyileştirir. Sağlık ve refahı geliştirir. Özgünlük potansiyelini artırır ve canlandırır.

Dünya oyunun gücünde uzlaştı

Birleşmiş Milletler; 1989 Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 31.1. maddesinde, çocuğun gelişiminde oyunun önemini tanımlayarak çocuğun dinlenme ve boş zaman değerlendirme, yaşına uygun eğlence etkinliklerinde bulunma, kültürel ve sanatsal yaşama serbest biçimde katılma hakkını tanımaktadır. Birçok dünya ülkesi çocukları kendi hızında, kapasitelerini en üst seviyede kullanabilecekleri öğrenme fırsatları oluşturmaktadır.

Peki oyunu kendi alanında ve zamanında uzman kişiler nasıl tanımlamış?

  • Freud'a göre; bilinç düzeyini rahatlatan zihni temizleyen bilinç dışı eğilim,
  • Vygotsky’nin tanımıyla; yeni şeylerin keşfi,
  • Piaget için; çocuğa güven duygusu ve ustalık veren uyum,
  • Spencer; fazla enerjinin boşalması, anti sosyal eğilimlerden kurtuluş,
  • Haluk Yavuzer ise “Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları çocuğun kendi deneyimleriyle öğrenme yöntemidir” demiş.

Çocuklar donmamış betona benzer, üzerlerine ne düşerse izi kalır.

Çocukların ilk dünyası evleridir. Küçük çocuğa “Koşma!” ya da “Zıplama!” demek, “Nefes alma!” demek gibi bir şey. Çocuğun evi karıştırması şımarıklık veya yaramazlık değil, evi ve odaları tanımak istemesi sebebiyledir. Unutmayın ki o ev sadece sizin değil, onun da evi. Sizin kadar özgür olmayacaksa birey de olamayacaktır. Çocuk güven içinde, sevgiyle beslenmeye ihtiyaç duyar. Buna ek olarak güncellenebilir ve sağlam sınırlar, hayati keşiflerinde kılavuz olur. Özetle anne babanın sevgi dolu alanında güvenli sınırlar içinde özgür bir oyun ortamıdır, çocuğu geliştiren.

Çocukluk döneminde yeterince oynamayan yetişkinler sınırlı bir çıraklık dönemi ile yetişkinliğe ulaşır. Dolayısıyla bu insanlar oyunda öğrenilen reddetme, iş birliği, rekabet ile baş etme becerilerinden yoksun kalırlar. Oyun baskılanmış duyguların boşaltılmasında yardımcı olur. Eğer bu duygular sağlıklı bir şekilde sağaltılamıyorsa bedende kalacaktır ve beden kayıt tutar. Sıklıkla karşılaşılan bu sonuçlarla bireyler, toplum ile bütünleştiklerini hissetmezler.

Yetişkin konuşur, çocuk oyun oynar. Çocukların oyuncakları, yetişkinlerin kelimelerine denktir.

Unutmayın; oyun, hayatın provasıdır. Yeterince oynayan bir çocuk hayatı boyunca gireceği yeni ortamlara daha kolay uyum sağlar. Çocuk demek oyun demektir. Eğer uygun ortamı bulduğu halde oynamıyorsa hatta bulduğu her fırsatta oynamıyorsa bir problem var demektir. Oyun keyiftir, keyif ise bulaşıcıdır. O yüzden haydi; bugün oyunu sen başlat!

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum