Gezi & Seyahat Kitap & Edebiyat

ÇOCUKLAR, PAPALAGİ VE BEN


Emine Aydın Albayrak 28 Temmuz 16:47

Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse ‘göğü delen’ anlamına gelir. Samao’ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti.

Modern dünyanın nimetlerinden faydalanmaya bayılıyorum. Eski zaman kadını değilim, tam zamanında dünyaya gelmişim. İyi teknolojiyi seviyor ve onunla yaşıyorum. Çünkü dünyayı iyi teknoloji kurtaracak (editörümüze saygıyla).

Çocuklarla kitap kulübü

Doksanlı yıllara denk gelen çocukluğum sokaklarda geçti benim. Tuvaletim gelince annem eve almasın diye komşuya giderdim.  Altı yaşındaki oğluma ve arkadaşlarına baktığımdaysa bambaşka bir tablo görüyorum. Tabletle, bilgisayarla, internetle yaşayan çocukların olduğu bir tablo, üstelik bağımlılık seviyesinde. Modern dünyayı sevsem de bu durum beni endişelendiriyordu ve bir şeyler yapmam gerektiğini düşünüyordum. Bu sebeple hem bu teknolojik ilişkiyi bağımlılık seviyesine taşımasınlar hem de kitap okumayı keyifli bir şekilde alışkanlık haline getirsinler diye bir kitap kulübü oluşturdum. Belirli aralıklarla farklı mekanlara götürerek kitap okutuyorum, etkinlik yaptırıyorum. Okudukları kitapları yorumlatıyor, bir sonraki buluşma için de ödevler veriyorum.  Özellikle kitap ve kırtasiye malzemeleriyle ödüllendirirken, sevdikleri yiyecek ve içecekleri almayı da ihmal etmiyorum. Ben de yanlarında kendi kitabımı okuyor ve okuduğum kitaptan onlara da bahsediyorum.  İmkanınız varsa çevrenizdeki çocuklarla bunu yapın, zorlansanız da yorulsanız da duyacağınız haz paha biçilemez.

Arkadaş kitabevi

Salı rutinime iki çocuk ekleyip şehrin batısında okudum bu hafta. Batıkent’te Atlantis AVM’nin hemen altında bulunan Arkadaş Kitabevi’ndeydik. Hem yetişkinler hem de çocuklar için ayrı ayrı düzenlenen ferah reyonlarında alışveriş için uzun süre vakit geçirmeniz mümkün. Ayrıca kalabalık olsa da günün her saati sessiz olan kahve köşesi çalışmak ve okumak için oldukça rahat. Kahve çeşitleri ve tost, sütlü tatlı, kurabiye gibi küçük atıştırmalıklarıyla da menüsü tatmin edici. Oturmadan önce çocuklarla yeni kitaplar ve boyama etkinlikleri aldık. İçeceklerimizi içerken sessizce kitaplarımızla ilgili konuştuk, sonra hep birlikte okuduk.

Göğü Delen Adam

Haftanın kitabı Göğü Delen Adam’dı. Bir yerlinin gözünden modern dünya insanı anlatılıyor bu kitapta. Erich Scheurmann "Doğayla henüz iç içe bir insanın bizim kültürümüze hangi gözlerle baktığını öğrenmek biz beyazlar ve akıl insanları için bir değer taşıyor olsa gerek. Kendimizi, artık yitirdiğimiz bir bakış açısıyla görme imkanı buluyoruz onun gözüyle baktığımızda." diye anlatıyor kitabını ön açıklamasında. Samoa takımadalarından bir büyük şefin notlarını, onun bilgisi dışında kitap haline getirmiş yazar. Etik tartışmalarını bir kenara bırakırsak iyi ki de getirmiş. Otomatik pilota alıp sürdürdüğünüz hayatınıza bir dakika durup bakıyorsunuz kitap bitince. Uygarlaşıyoruz derken kendinizi ne kadar zora soktuğunuzu sorguluyorsunuz. Benim gibi modern dünya karmaşası hoşunuza gidiyorsa bu sorgulama uzun sürmüyor ama kitap kesinlikle okuduğunuza değiyor.

Ayrıntı Yayınları’nın Lacivert Kitaplar Dizisi’nden benim okuduğum Göğü Delen Adam. 2017 yılında çıkan yirminci baskısı. Almancadan çeviren Levent Tayla.  Bir yerlinin notlarından çevrilip düzenlendiği düşünülürse cümleler oldukça iyi toparlanmış, akıcı bir dille yazılmış. Fazla zamanınızı almayacak çerez gibi bir kitap. Yarım gününüzü ayırıp okursanız bana teşekkür edeceğinize eminim.

Ve en sonunda ayaklara, biri yumuşak, biri çok sert iki ayrı kılıf giyilir. Yumuşak olanı genellikle esnektir ve sert olanın tersine ayağı bir güzel sarar. Sert olanı güçlü bir hayvanın derisinden yapılır. Deri iyice sertleşene kadar suda bırakılır, üstü bıçakla kazınır, dövülür ve güneşe serilir. Papalagi bunu alıp içine ancak bir ayağının sığabileceği büyüklükte, yüksek kenarlı bir çeşit kano yapar. Bir kano sol, bir tane de sağ ayağı için. Bu öyle bir sıkı bağlanır ki, ayaklar kabuğunun içinde büzüşüp kalmış deniz salyangozunun gövdesi gibi sıkışır kalır. Papalagi, bu derileri güneşin doğuşundan batışına kadar ayağından hiç çıkartmaz. Onlarla yolculuğa çıkar, dans eder. Hava, yağmur sonrası basan sıcak kadar ısınsa bile yine de çıkarmaz ayağından

Erich Scheurmann
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum