Gündem

ÇOK TEŞEKKÜRLER!


Onur Nurdoğan 3 Nisan 05:10

Bugün göğüs dekoltemde büyük şeyler var.

Ericsson A1018, Nokia 5110, Bosch 908 gibi telefonları gördüm ben ilk kez. Cep telefonu olarak yani. Ebat olarak oldukça büyüktüler. Sonra sonra küçük ve ince telefonlar revaçta oldu. Ericsson T10, Nokia 5210, Panasonic G600’ lar falan filan... “Şılaks” diye kapağı açılan Nokia 8800’ lar... Sonra yine büyük telefonlara döndük. iPhone, Samsung vb... Döviz kuru misali moda da gördüğü yeri unutmuyor.

Dolar mı alayım, TL mevduatta mı kalayım yoksa sepet yapıp yarısını döviz, %30’unu Bitcoin, kalanını da Ethereum, Polkadot ve Ripple mı alayım? Şu sıralar neden sürekli bu düşünceler geziniyor dimağımızda? Niye en büyük kazancı nasıl sağlayabilirim hususu bu denli önem kazandı? Çünkü giderler büyük! Doğru ama örneğin geçtiğimiz ay 200TL elektrik faturası ödedim, ödeyebildim... Nasıl? Gelirim de Türk Lirası. Ya Brezilya Reali olsaydı?

Yemeğe soğan koyacaksam ince kıymıyorum artık, büyük halkalar şeklinde ekliyorum. Aynı şekilde mantarı da... Gurme takılmamdan değil. Ayıptır söylemesi Ethereum’u 1.300$’ dan almıştım da...

Kokoreçi de artık İzmir usülü yiyorum mesela.

Kalın kalın...

Ey gidi... Koca koca Sanyo, Telefunken, Blaupkunt televizyonların da yerini küçük, antenli Sony, Vesteller almıştı. Bir ara taşınabilir televizyonlar hava atmanın önemli bir kriteriydi. Ya sonra? Bilmem kaç inç Lcd, Led ve lem yekün ve lem yüled... Peki satın alabiliyor musun şu an? TL’ deysen sıkıntı yok. 20 Haziran 2020’ de Kars Barajı’ nı açıverirken dedi ki Reis-i Cumhur: “Türk Lirası’ nı dünya çapında işlem gören istikrarlı ve itibarlı bir para birimi haline getiriyoruz”. Bilgi için teşekkür ettim, bekliyoruz…


Nitekim, TL’deysen enflasyon yükselmiş falan sana vız gelir, tırıs gider. Devlet seçenek de sunuyor paramızı yatıracağımız tarafla ilgili. Gün içinde değişiyor lakin şahsen bazen sağa yatırıyorum bazen sola...

Aklımızı..?

Aklımızı nereye yatıralım da en azından kaybetmeyelim? Yahu kaç haftadır herkes sosyal medya hesabında, orada, burada paylaşıyor. Yok efendim İstanbul Sözleşmesi yaşatır, sözleşmeyi feshetmek kadınları hiçe saymaktır, Atatürk’ ten alıntılar vs vs...

Güzel kardeşim gel bakayım şöyle!

-İstanbul Sözleşmesi’ni okudun mu?

-Okumadım.

-Okumadan niye ahkam kesiyor, tweet atıyorsun?

-Başta kadın olmak üzere herkesi şiddetten koruyacak bir sözleşme, içeriği bu. Birazını okumuştum.

-Öyle değil işte. Orasından burasından cımbızla seçilip, internete servis edilen kısımları okumuşsun. Olmaz! 81 madde var. Bunları eksiksiz okusan böyle tweetler atmazdın.

-Kusura bakma ağabey o zaman. Senden ricam doğrusunu izah edebilir misin?

-Şüphesiz ki Allah akrabaya yardımı emreder, tutasınız diye sizlere, bizlere öğüt verir. Başlıyorum hazırsan... 5-6 maddeyi okuyup ne manaya geldiklerini söyleyeceğim sana. Akabinde hemfikir olmuş olacağız zaten.

1. maddenin 1. fıkrasının d bendi:

Kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini artırmak.

Anlamı: İçişlerimize karışmak için bahane...

4. maddenin 3. fıkrası:

Taraflar, bu sözleşme hükümlerinin, özellikle de mağdurların haklarını korumaya yönelik tedbirlerin, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasi veya başka tür görüş, ulusal veya sosyal köken, bir ulusal azınlıkla bağlantılı olma, mülk, doğum, cinsel yönelim, toplumsal cinsiyet kimliği, sağlık durumu, engellilik, medeni hal, göçmen veya mülteci statüsü veya başka bir statü gibi, herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanmasını temin edeceklerdir.

Anlamı: “LGBT, yok öyle bir şey, bu ülke millidir” dedik ya. Akılları sıra oradan vuracaklar bizi...

11. maddenin 3. ve 4. fıkrası (veri toplamayla ilgili):

3-) Taraflar uluslararası işbirliğini harekete geçirmek ve bu alanda uluslararası standartların yerleştirilmesini sağlamak üzere, bu fıkra uyarınca toplanan bilgileri bu sözleşmenin Madde 66’ sında belirtilen uzmanlar grubuna vereceklerdir.

4-) Taraflar bu fıkra uyarınca toplanan bilgilerin kamuoyunun erişimine açık olmasını sağlayacaklardır.

Anlamı: Bizdeki verileri neden başkasıyla paylaşalım? Dünyanın geldiği noktada veri en kıymetli bilgi değil mi? Milletimizle tabii ki paylaşırız ama ne şekilde paylaşılacağına kendi istişare kurullarımız karar verir.

17. madde:

Taraflar, özel sektörü, bilgi ve iletişim teknolojisi sektörünü ve medyayı, bu sektörlerin ifade özgürlüğüne ve bağımsızlığına gerekli saygıyı göstererek, kadına yönelik şiddeti önlemeye ve kadın onuruna saygıyı arttırmaya yönelik politikaların oluşturulmasına ve uygulanmasına ve bu konularda kılavuzların oluşturulmasına ve kendi kendini düzenleyici standartların belirlenmesine katılmaya teşvik edecektir.

Anlamı: Özel sektörden, medyadan el çektirme maddesidir bu. Misalen söylüyorum; gıda sektöründen yarın elimizi çeksek domates 15 lira olur. Bugün kilosu kaç lira bilmiyorum ya da hatırlamak istemiyorum...


66. maddenin 1, 2 ve 6. fıkrası:

1-) Kadınlara yönelik şiddetle ve aile içi şiddetle mücadele konusunda uzmanlar grubu (bundan böyle “GREVIO” olarak anılacaktır) bu sözleşmenin taraflarca uygulanmasını izleyecektir.

2-) GREVIO en az 10, en çok da 15 üyeden oluşacak, üyelerin cinsiyet ve coğrafi bölge açısından dengeli olması, ayrıca farklı konularda uzmanlaşmış olmaları gözetilecektir. Üyeler, dört yıllık bir görev süresi için tarafların aday gösterdiği kimseler arasından Taraflar Komitesi' nce seçilecek; üyeler ancak bir dönem daha görev yapabilecek ve taraf ülkelerin vatandaşları arasından seçilecektir.

6-) GREVIO kendi çalışma esaslarını kendisi belirleyecektir.

Anlamı: Amaç, hızlı karar mekanizmasını durdurmak! Ne demek istiyorum? Örneğin, uzman kişilerden bir veya birkaçı "işini doğru yapmayıp akamete uğradığında" bir gecede görevden alınamayacak mesela.

Sözün özü, bunların hepsi oyun güzel kardeşim...

Aldatmaca... İnternetten ikinci el araç baktığını farz et. “Garaj arabası” yazan bir ilan gördün ve tıkladın. Detay bilgilerine bir bakıyorsun, kilometresi 300 binlerde. Garajda ileri geri yapa yapa mı bu kilometre oldu? 60.000 TL' de trameri var bir de!

Velhasıl, sadece büyük puntolu, kalın kalın yazılmış başlıkları, manşetleri okumakla olmaz. Soğuk baklava gibi olacaksın. Hem sütlü nuriye hem baklava hem çikolata ihtiyacına yanıt verebileceksin. Kadına şiddeti ben de istemiyorum ama burada “büyük” oyun söz konusu!

- 2011’de bu sözleşmeyi neden imzaladık o zaman ağabey?

- Bu hain örgütün gerçek yüzünü çok daha önceden ortaya dökememiş olmanın üzüntüsü içindeyiz. Rabbim de milettimiz de bizi affetsin.

- Tamamdır ağabey, diğer maddeleri okumuyorum. Çok teşekkürler!

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum