Gezi & Seyahat

ÇÖLYAK: GLUTENLE YAŞAYAMAYAN AZINLIK


Emine Aydın Albayrak 31 Aralık 12:40

Gezmek, gezerken okumak ya da okumak için gezmek en sevdiğim aktivitelerden. Bunu yaparken hikayesi olan mekanları bulmak daha da güzel. Her geçen gün artan işletme sayısı, bazen kafamızı karıştırsa da seçme şansımızı arttırdığından, bizim gibi gezmeyi sevenlerin işine geliyor. Ama işletmecileri de zorluyor. Dümdüz mekanlar kimsenin ilgisini çekmiyor. Artık mekanların konsepti, hizmeti ve ürün kalitesiyle fark yaratması gerekiyor. Hitap ettiği müşteri grubu da önemli. Lezzetli kahveler, diyet menüler, geniş bahçeler, çalışma alanları veya çocuk oyun alanları, başarılı şefler, organik ürünler ve daha pek çok konuda ayrı ayrı öne çıkan mekanlar var. İhtiyacımıza göre tercihimizi belirliyoruz. Ama bir grup azınlık var ki seçimini yaparken tüm bunlardan önce sağlığını düşünmek zorunda. Gluten intoleransı olanlar, Çölyak hastaları...

Çölyak Hastalığı

Çölyak, vücut savunma sisteminin buğday, arpa, çavdar gibi besinlerde bulunan gluten adlı maddeye karşı gösterdiği hassasiyettir. Bu hastalarda, ince bağırsak yüzeyindeki düzleşmeye bağlı olarak, besin emilimi azalır. Bunun yanı sıra hastada şişkinlik, ishal ya da kabızlık, karın ağrısı, eklem ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkar. İlaçla tedavisi yoktur. Hasta için yapılabilecek tek şey glutenle olabilecek her türlü teması kesmektir. Başta diyette olmak üzere kullanılan ilaçlarda, bakım ve kozmetik ürünlerinde kesinlikle gluten olmamalıdır. 

Çölyak hastalarının sosyal yaşamındaki temel problem sadece gluten tüketmemek değil, glutene temas etmemektir. Glutene temas etmiş bir besini tüketmek de hastalıklarını tetikler. Buğday, arpa, çavdar gibi glutenli gıdaları diyetlerinde zaten bulunduramazlar. Ancak diyette tüketecekleri besinlerin hazırlandıkları ortamda da bu glutenli maddeler bulunmamalıdır. Ekmeğe temas etmiş bir bıçak, glutensiz besinleri temaslı hale getirebilir. Bu nedenle mekanların mutfağında ayrı bir tezgahta, ayrı malzemelerle hazırlanmalıdır. Glutensiz un, irmik gibi gıdaların da normallerinden daha pahalı olduğu düşünülürse glutensiz menü çıkarmak, mekanların maliyetini yükseltir. Sonuç olarak da pek çok işletmeci bu hizmetten kaçar. 

Çölyak hastalığıyla ilgili farkındalık yaratmak bence hepimizin görevi. Ben de bu sebeple yeni keşfettiğim Berin’s Cafe’yi özellikle ziyaret etmek ve yazmak istedim. 

Berin's Cafe

Çayyolu’nda Sarnıç Park AVM’de bulunan Berin’s Cafe güler yüzlü çalışanları, sakin ortamı, lezzetli menüleri ve şık sunumlarıyla herkesin tercih edebileceği bir mekan. Geniş çölyak menüleriyse gerçekten lezzetli ve özel. Pek çok yerde bulunamayacak ev baklavaları, börekleri, pideleri ve poğaçaları da dondurulmuş şekilde satılmakta. Pandemi döneminde kısıtlanan sosyal hayatımızı düşünüp bir an için kendinizi çölyak hastalarının yerine koymanızı istiyorum. Onlar, sosyal hayat normalken bile, istedikleri yerde istedikleri şekilde beslenemiyorlar. Bunun için de sağlıklı insanlardan daha fazla efor ve para harcamak zorundalar. Bu konuda farkındalık ne kadar artarsa, hizmet sektörü de o oranda elini taşın altına koyacaktır. Var mı bilmiyorum ama bu hizmeti veren mekanlara devlet desteği olmalıdır. Eleman desteği, KDV indirimi, gelir vergisi indirimi gibi destekler maliyeti biraz düşürecektir. Bu da ulaşılabilirliği arttıracaktır.

Yeni yılın son salı rutininde, elimde Nobel ödüllü yazar Olga Tokarczuk kitabıyla gittim Berin’s Cafe’ye. Sür Pulluğunu Ölü Kemiklerinin Üzerinde merakla okuma listeme eklediğim kitaplardandı. İyi ki de eklemişim, keyifle okuyarak seneyi kapattım. Bu haftayı sadece Berin’s Cafe gibi farkındalığı yüksek bir mekana ve yeni yıl dileklerime ayırmak istedim. Bu nedenle bu keyifli kitabı sizin için haftaya detaylandıracağım. Yeni yılda, yeni bir mekanda…

Yeni yıla girerken

Ajandalarımı aldım, yeni yıl planlarımı yapmaya başladım. Yeni yıla çalışarak girecek olsam da daha çok gezmeyi, daha çok yer görmeyi, daha çok okumayı diliyorum. Tüm bunları yaparken de birilerinin hayatına dokunabilmeyi umuyorum. Kendi farkındalığımı arttırırken, sizleri de düşünmeye sevk ediyorsam ne mutlu bana. Bir Çölyak hastası bile bu yazıyla yeni bir mekan keşfettiyse amacıma ulaşmışım demektir. 

Daha az ekonomik kaygı, daha az kadına ve çocuğa şiddet, daha az gelecek korkusu yaşayacağımız bir yıl olsun. Maske dediğimizde aklımıza bakım maskesi gelsin. Çok gezelim, çok okuyalım, çok yazalım, çok sevelim, çok sevilelim.

Çok kargalayalım…

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum