Gündem

CUMHURİYET DÖNEMİNDE DETERJANIN ÖNEMİ VE TELEVİZYONA BAKIŞ


Onur Nurdoğan 29 Ekim 08:24

Bugün göğüs dekoltemde ihracat var. Ülkemizin övündüğü yegâne konulardan biri olan ihracat, şu sıralar dertli. Türkiye İhracatçılar Meclisi 28. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Artık Türkiye, dünya ihracatında %1 pay seviyesine ulaşarak kritik eşiği yakaladı” dedi. 

Bir nihai ürünün iç piyasadaki fiyat artışlarını baskılamak için çözüm, o ürünün ara mallarının ihracatını sınırlandırmak olmamalı. Önce çimento, sonra gübreye gelen ihracat kısıtlaması bu bağlamda insanlarda endişeye sebep olmaya başladı gibi. Sıra hangi sektörde?

Sıram, kuyrukta yaklaşık bir 5 dakika bekledikten sonra geldi ve tuvalete girdim. Alışveriş merkezindeydim. Çişimi yaparken aklıma geldi. Pandemi tedbirleri kapsamında tuvaletlerdeki pisuvarların biri kullanıma açık, diğeri kapalı. Bir diğer yanındaki açık, diğeri kapalı. Kullanıma kapalı olan pisuvarlar, aynı şekilde lavabolar… Ne mi geldi aklıma? Kullanılmayanların amortismanı. Önemsiz bir konu ama gelince geliyor mübarek.

Pandeminin de katkısıyla bilhassa yazlık evlerdeki amortisman süresi 30 yıla dayandı. Bölgesine göre 30 yılı geçen de var. Konut fiyatlarındaki artışa şimdi de -muhtemeldir ki düşük faizli konut kredisi vermeye başlayacak olan- kamu bankaları, kremayı sürecek ve 90'lı yıllarda dönemin başbakanı Tansu Çiller'in toplumumuza kazandırdığı Fransız deyimi olan "creme de la creme" evresine geçeceğiz.

Herkesin evinde 1 araba, 3 iPhone var” bakış açısını doğru buluyorum.

Sonuçta bir miktar parası olan insanlar, parasını TL’de tutarak günbegün erimesini izleyeceğine bu denli enflasyonist bir ortamda TL harici ne alırsa alsın her şey değerleniyor. Döviz, mal mülk, deterjan... Böylelikle insanlar para kazandığını zannederken sadece parasını korumayı becerebiliyor. Becerebildiği kadar tabii. “Bakış açısına” gelirsek, demek ki insanlarda para varmış. Siyaset, ahtapot gibidir. Ahtapotun, 1 çift gelişmiş gözü, 4 çift kolu, 3 kalp ve iyi gelişmiş 1 beyni vardır. Kabuğu ve omurgası yoktur. O kadar esnektir ki, 2-2,5 cm’lik delikten kolaylıkla geçer. Ahtapot hakkındaki bu detayı, geçtiğimiz gün çiş yaptığım alışveriş merkezinde yer alan dev akvaryumu ailece gezerken okudum. Bugün üç kuruş parasını korumak isteyenlerin çabası üzerinden siyaset yapmak gerekiyorsa yapılır! 2,5 cm’lik delik bugün budur. Yarın; Bitcoin sebep, enflasyon sonuç olacaktır.

Yatırım tavsiyesi olmamakla birlikte; üç, iki ve bir kuruşu olanlara önerim, ihtiyacınız doğrultusunda stoklanabilir ürünleri olabildiğince erkenden satın alın. 1 yıllık şampuan, sabun olabilir. 10 yıllık tuvalet kağıdı, kağıt havlu da... Meselâ, dün bulaşık makinesi deterjanı aldım. İşin tekniğine de baktım ve “dipten aldım” düşüncesindeyim. 1 paketinde 30 tablet olan, Frosch marka bu deterjandan 41,75 TL’den 9 paket aldım. Toplam 270 adet tablet yani. Evde iki günde bir makine çalışsa 540 günlük stokum şu an mevcut diyebilirim. Kabaca 1,5 sene... 

1,5 sene önce cumhuriyet altını 2.550 TL, bugün 3.700 TL. Bir diğer deyişle, %45 artmış. İddiam odur ki; 1,5 sene sonra bulaşık makinesi tableti, cumhuriyet altınından yüzdesel olarak daha fazla değer kazanacak. Tekrar not edelim; bugün deterjan 41,75 TL, cumhuriyet altını 3.700 TL. 2023’te görüşmek üzere… 

2023’te, 100. sene-i devriyesinde...

Umarım büyük coşkuyla kutlarız 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mızı. El ele, kol kola... 29 Ekim 2010'da Çetin Altan’ın Cumhuriyet Bayramı'na dair yazısından bir kupleyi sizinle paylaşmak isterim.

Bugün Cumhuriyet’in 87’nci yılı ve yine 10’uncu yıl marşıyla kutlanan bir Cumhuriyet Bayramı...
73 milyona çıkmış olan Türkiye nüfusunun 40 milyonu, 28 yaşından küçük.
Bu kadar hızlı çoğalmanın nedenleri, âdeta bir fıkra konusu:
Bir gazeteci, çok çocuklu ailelerle röportajlar yaparken, bir aile babasına soruyor:
- Kaç çocuğunuz var?
- 7 tane...
- Yaşları kaç?
- Her yıl bir çocuğumuz oldu; her biri ötekinden 1 yaş büyük.
- Sonuncusu kaç yaşında?
- O geçen yıl doğdu 1 yaşında... Ama artık çocuğumuz olmayacak sanırım.
- Neden?
- Çünkü artık biz de bir televizyon aldık.”

Şu an nüfus 84 milyon; 28 yaşından ufak olanlar yaklaşık 36 milyon. 2010 yılında %55 olan genç nüfus oranı, %43’e düşmüş durumda. 11 yıl önce, 7 çocuk babası adamın televizyon bağımlılığı ile genç nüfus arasındaki ters orantı tespiti takdire şayan. Siyaset, bugün “en az 3 çocuk” propagandası yaparak genç nüfusu artırmaya çalışır ama “televizyon izlemeyin” demez. Yoksa gübre ihracatına ''güncelleme'' geldiği ya da doların düştüğü haberlerini nereden alır bu millet?

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum