Gezi & Seyahat

Datça Rehberi: Görmeniz Gereken Yerler


Onur Ömer Düzgün 3 Eylül 12:06

Tatile gitmek istiyorsunuz ve sakin bir yer mi arıyorsunuz? Şehrin stresinden, gürültüsünden mi bıktınız? Tüm dertlerinizden billur gibi suya girip arınmak mı istiyorsunuz? Sakin koylarda kendinize zaman ayırmak mı istiyorsunuz? O zaman bu yazı tam size göre. Çünkü konumuz Datça. Karavan Datça yolunda.

Datça turumuza bölgenin tek ören yeri olan Knidos ile başlayalım. Akdeniz ve Ege'nin birleşim noktasında olan antik, kent, liman kenti olması bakımından Efes'i andırıyor. Datça merkeze 35 km uzakta olan Knidos'ta Demeter kutsal alanı, Aphrodite Tağınağı, iki tiyatrosu, küçük odeonu, tapınak ve kiliselerin yanı sıra çokça tarihi yapı mevcut. Özellikle büyük tiyatronun manzarası sizi büyüleyecek. Yürümeyi seviyorsanız ören yerinin uç tarafında deniz feneri de ziyaretçilerin uğrak mekanı. Küçük bir not düşelim Knidos büyük bir restorasyondan geçiyor. Büyük depremler atlatan antik kent için bu gerekli. "Aracımız yok Knidos'a nasıl gideriz?" diye soranlara cevap verelim Datça merkezden deniz taksisi ve minibüs ile de ulaşım var. Hatta tekne turu düşünüyorsanız buraya uğrayan turlar da var.

Datça

Knidos ve UKKSA

Eğer aracınız ile Knidos'a gidiyorsanız hemen yolunuzun üzerinde Uluslararası Knidos Sanat Akademisi -yani UKKSA- var. Ünü ülkemizi aşan fotoğraf sanatçımız Ara Güler, Afradisias'ın Çığlığı sergisini burada açtı. Bununla birlikte dünyaca ünlü ressam, heykeltıraş, seramik sanatçıları burada hem çalışma yapıyor hem eserlerini sergiliyor. Onlar çalışırken sorularınızı da sorabiliyorsunuz. İsterseniz onlara katılıp kendi çalışmanızı da yapabilirsiniz. Yerli, yabancı bir çok katılımcısı var. Eski bir okul binasının onarılması ile kurulmuş akademinin bahçesinde de heykel sergisi var.

Datça'nın eşsiz güzellikteki koylarına değinmeden önce Eski Datça hakkında konuşalım. Begonviller ile kaplı, zamana karşı direnen taş evlerin ara sokaklarında gezerken kendinizi kaybedeceksiniz. Bir sokaktan girip diğerinden çıkacaksınız. Bir bakacaksınız Can Yücel'in en son demlendiği masa ve sandalye, bir bakacaksınız Can Yücel'in evi. Ne var ki Can Yücel'in evi müze değil. Bu yüzden büyük ihtimal sadece dışarıdan görebileceksiniz.

Eski Datça'dan, Datça'nın merkezine gelelim. Datça limanında bir tur atıp şehir merkezini keşfedebilirsiniz. Sahil kenarındaki ışıltılı yoldan kendinizi Sevgi Yolu'nda bulacaksınız. Sevgi Yolu'nda ağırlıkla el yapımı takılar satılıyor.

Datça eskiden bir sürü yel değirmenine sahipmiş. Zamanla bunlar harabeye dönmüş. İki tanesi yenilenmiş durumda ama onlar da ziyarete açık değil. Birisi şahsi mülkün içerisinde. Diğeri de Turizm Otelcilik Lisesi'ne ait. Yenilenmemiş üç yel değirmenin içini gezmek tehlikeli olsa da görülmeye değer.

Birbirinden güzel koylar

Şimdi gelelim Datça'daki o güzel koyla. Eğer amacınız sadece denize girmek ve dinlenmek ise kendinize kesinlikle Mesudiye'de bir yer ayarlayın. Çünkü neredeyse tüm koylar Mesudiye tarafında. Ovabükü, Hayıtbükü, Akçabük, Palamutbükü, Kurubük ve Akvaryum Koyu hep sıralanmış vaziyette. Hepsi de birbirinden güzel. Daha benim gidemediğim ve burada yazamadığım nice koy ve plaj var.

Balıkesir Badavut Plajı'ndan Alanya Kleopatra Plajı'na kadar bir çok koyda ve sahilde yüzmüş biriyim. Bunu "bu zamana kadar gördüğüm en güzel koyu" belirtmek için söyledim. Kurubük benim suyuna, doğasına, havasına hayran olduğum bir koy oldu. Ege'nin suyu biraz serindir. Burada o serinlik tam kararında. İnsanı üşütmüyor. -Nisanda dereye giren birisi olarak soğuk sudan hayıflanan bir insan değilim.- Rüzgar insanın tenini okşayacak şekilde esiyor. Su tertemiz ve berrak. Zaten deniz ve plaj ağaçlar ile çevrili. Gittiğinizde siz de hayran kalacaksınız.

Yazdığım koyların hepsi bakir koylar ve birbirine çok benziyor. Yani bir tesis yok. Şemsiyesini, sandalyesini alan geliyor. Bir ücret isteyen yok. Deniz kenarına loca kuran yok. Giden herkes de birbirine saygıyla yaklaşıyor. Bu koyların haricinde Datça merkeze yakın olan Kargı Koyu da çok güzel. Merkeze yakın olduğu için biraz kalabalık. Kargı'da şansınız varsa kaplumbağa görebilirsiniz. Datça'da hangi koya giderseniz gidin kesinlikle deniz gözlüğünüzü unutmayın.

Hediye olarak alınabilecekler

Datça zeytin ve badem ağaçları ile kaplı. Bundan dolayı yöresel marketlerde badem ve zeytin ürünlerini görebilirsiniz. Aromatik kokulu salatalık zeytin yağı ve badem ezmesi bizim favorimiz oldu. Tadını merak ettiğiniz ürünü rahatça deneyebiliyorsunuz. Eğer şarap merakınız varsa Datça Vineyard'a mutlaka uğrayın. Şarap tadımı yapabileceğiniz gibi asma bahçesi ve mahzenleri de gezebiliyorsunuz.

Biz Mesudiye'de Bahar Bahçe Datça'da kaldık. Tüm koylara yakın olması, temizliği, açık havuzunun olması ve bu havuza akşam da girebilmeniz, özenle hazırlanan kahvaltılar benim size referans olmama yeter. Lakin işletme anlayışı ve personelin güler yüzü diğer saydıklarımın önüne geçiyor. Bahar Bahçe Datça'ya ve orada tanıdığım tüm arkadaşlarıma selam olsun. Biz mutlaka yine misafirleri olacağız.

Benim görmeyi unuttuğum yerler tatmayı unuttuğum lezzetler vardır. Belki onları bana Datça'ya gidince siz önerirsiniz.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum