Tarih

David Koresh, Davidianlar ve Waco Olayı


Ahmet Esad Çağlar 29 Kasım 16:08

Davidian kolunun lideri David Koresh -yani ailesinin koyduğu isimle Vernon Wayne Howell-, 17 Ağustos 1959 tarihinde Houston Texas’da doğdu.

Muhteşem hitabet yeteneği, kıvrak zekası, güçlü ikna kabiliyeti ve liderlik yetenekleri ile daha çok gençken bile akranlarından farklıydı. Henüz çok küçükken İncili derinlemesine incelemişti. Çeşitli yorumlarda bulunmuştu ve çıkarımlar yapmıştı. Yaşı ilerledikçe bu konuda kendini çok geliştirmişti ama bu Koresh'e yeterli gelmedi. Fikirlerini farklı insanlara da aşılamak istiyordu. Birilerine yeni bir şeyler öğretmek ona çok keyif veriyordu.

Kendini tamamen bulduktan sonra adını David Koresh olarak değiştirdi. Koresh İbranicede İsrailoğulları’nı Babil egemenliğinden kurtaran Pers Kralı Cyrus anlamına geliyor. O da kendini bir kurtarıcı ve Mesih olarak görüyordu.

Bu karizmatik liderin etrafında takipçiler oluşmaya başladı. Ona ve öğretilerine saplantılı şekilde iman ediyorlardı ve hiç sorgulamıyorlardı. Bu güçlü bağlılık sayesinde Davidian mezhebi giderek güçlenmeye ve genişlemeye başladı.

Koresh ve takipçileri dünyanın sonunun geldiğine inanıyordu. Onlara göre insanlığın sonunu getirecek savaş başlamak üzereydi. Waco Texas'ta gözlerden uzak bir çiftlik satın aldılar. Yılar içinde, tırnaklarıyla kazıya kazıya orayı huzurlu bir yer yaptılar. Burası onları bir arada ve güvende tutacaktı. İlerleyen zamanda ise ailelerinin ve çocukların David Koresh tarafından eğitileceği toplumdan izole bir komin merkezi haline gelecekti.

Davidianlar kıyamet günü için hazırlanıyor ve silahlanıyorlardı. Ana gelir kaynakları topladıkları bağışlardı ancak yeterli gelmiyordu. Daha çok gelir elde etmek için yerel fuarlara katılıyor ve silah ticareti yapıyorlardı. Gelirleri artan tarikat, giderek güçlenip kalabalıklaşmaya başladı. Bu yüzden Davidianların Amerikan Alkol, Tütün, Ateşli Silahlar bürosu (ATF) tarafından takibe alınması çok sürmedi.

Sonun başlangıcı ilk çatışma

Büro, Davidianları yarı otomatik silahları tam otomatik silahlara dönüştürmekle suçladı. Yetkililer arama emri çıkardı. 28 Şubat 1993 tarihinde merkeze baskın düzenledi. Amaçları Koresh'i tutuklamaktı fakat çok sert bir direnişle karşılaştılar.

Davidianlar uzun süredir hazırlandıkları savaşın başladığını düşündüler. Teslim olmak şöyle dursun yaylım ateşi açarak karşılık verdiler. Bu kanlı baskında dört ATF ajanı ve ve altı tarikat mensubu öldü. Koresh de dahil tam on altı yaralı vardı. Uzun süren çatışma sonrası ATF geri adım atmak zorunda kaldı. Büyük bir skandala dönüşen bu baskın ülke çapında çok tepki gördü. İlgili kanun gereği bir devlet görevlisi hayatını kaybettiği için FBI alarma geçip komutayı derhal devraldı.

İlk etapta FBI infial yaratmamak adına olaya soğukkanlı bir şekilde yaklaştı. Baş müzakereci olarak tecrübeli Ajan Byron Sage atadılar. Davidian merkezinde küçük yaşta birçok çocuk ve yeni çocuklara gebe birçok kadın vardı. Sage ılıman bir üslup sergileyerek Koresh ve müridlerini teslim olmaya ikna etmeye çalışıyordu. FBI bir skandalı daha göze alamazdı ancak çok sabırları da kalmamıştı. Sage ve Koresh müzakerelere başlayalı henüz birkaç hafta olmuştu ama hala tatmin edici bir sonuç çıkmamıştı. Onca mürit içinden sadece 14 yetişkin ve 21 çocuk dışarı çıkmaya gönüllü oldu.

Geride kalan Koresh ve müridleri bu sırada savunmalarını sağlamlaştırmıştı ve çok geçmeden bekledikleri oldu. Onlar için kıyamet günü artık gelmişti. 19 Nisan 1993 tarihinde FBI bu sefer tanklarla, tüfeklerle Davidianları tekrar abluka altına aldı. Mecazi anlamda değil bu kez baskında gerçekten iki adet tank da vardı.

Koresh her şeyin farkındaydı ama olacakları durdurmak için geri adım atmak istemedi. Sadece dışarıda bekleyen kalabalık güvenlik gücüne son bir mesaj göndermek istedi.

"Yanlış yoldasınız, uygulamalarınız, davranışlarınız ve silahlarınızla insanları itip kakmanız yanlış. Sizinle istediğiniz zaman kapının önünde yüz yüze gelirim ama bu oyunu oynamaya devam ederseniz birilerinin canı fena yanacak."

Bu mesajla birlikte müzakereler tamamen bitti ve FBI harekete geçti.

Kaos

Tanklar binaya yaklaştı. Eklenen vinç kolları yardımıyla kalabalığın yoğun olduğu Dua odasına çok yoğun göz yaşartıcı gaz püskürtüldü. Yalnızca ön saflarda yer alan direnişçilere yeterli gaz maskesi vardı ama maskesi olmayanlar çok kötü etkilendiler. FBI psikolojik baskıyı arttırmak ve içerdekilerin işini zorlaştırmak için binanın elektriğini kesti. Davidianlar ilerleyen günlerde yiyecek, ısınma, temizlik gibi temel ihtiyaçlardan mahrum kaldılar ama yine de pes etmediler.

Kadınlar ve çocuklar aşağı kattaki kasa odasına sığınmıştı. Genel yapısı ahşap olan binada sadece bu odanın betonarmeydi.

Yoğun gaz saldırısı devam ederken artık gaz maskesi takan insanlar dahi nefes alamaz hale gelmişti ve ciltleri de aşırı şekilde yanmaya başlamıştı. Her şeye rağmen direnişleri devam etti. Baskının başladığı ilk andan itibaren silahlarıyla FBI’a yaylım ateşi açarak karşılık veriyorlardı.

Her iki taraf içinde koşullar çok zordu. Bütün bu kaos yetmezmiş gibi bir anda binanın üç ayrı noktasında yangın başladı. Kimse yangının neden ve nasıl çıktığını hala bilmemektedir. FBI binayı Davidianların yaktığını iddia ediyor. Kurtulan Davidianlar ise bu yangını FBI’ın onları dışarı çıkmaya mecbur bırakmak için başlattığını iddia ediyor.

Çatışma tüm hızıyla devam ederken şiddetli esen rüzgarla beraber yangın bir anda ahşap binanın her yerini sardı. İçerdekiler korkuyu ve baskıyı tüm hücrelerinde hissediyorlardı. Yanarak feci şekilde ölmek mi? Dışarı çıkıp kızgın devlet görevlilerine teslim olmak mı? Sonunda bir seçim yaptılar ama hiçbiri felaketin daha ne kadar büyüyeceğini tahmin edemedi.

Can havli ile sadece dokuz kişi kendini dışarı atmayı başardı. İçeride kalan yirmi sekizi çocuk yaklaşık seksen takipçi daha vardı. Yangın sadece on sekiz dakika içinde her yeri sardı ama hala kimse dışarı çıkmamıştı. Artık olacakları durdurmak için çok geçti. Birilerinin canı gerçekten de yanmıştı.

Sonuç

Sözüm ona kurtarma ekipleri küle dönmüş binaya girdi ama kurtarılacak hiçbir canlı yoktu. Yanmış cesetleri enkazdan çıkarmaya başladılar. Günün sonunda ellerinde içlerinde başından vurularak öldüğü anlaşılan Koresh’in de bulunduğu yaklaşık 80 ceset vardı.

Bu olay Amerika genelinde uzun sürecek toplumsal protestolara sebep oldu. İntikam için bazı radikal gruplar tarafından kanlı terör eylemleri yapıldı. Bu eylemler sonucunda ölenler de oldu tabi. Sebebi ne olursa olsun bana göre terörist eylemler hataya hatayla karşılık vermekten öte bir şey değildir.

Üzerinden yıllar geçse de bu kanlı olayın sorumluları hala topu birbirine atmakta ve kimse sorumluluğu kabul etmemektedir. Üzerine düşünüldüğünde sözde özgürlükler ülkesi diye anılan bir ülkede bu kadar büyük bir skandalın yaşanması gerçekten çok acı ve anlaşılmazdır.

Bu yazıyı kargala!
1 Yorum
Hamiyet Çağlar
Hamiyet Çağlar
09:18 @ 30.11.2022
Çok güzel anlatmışsın çok üzücü olaylar