Sağlık

DEHB (DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU): SADECE ÇOCUKLARDA MI VAR?


Konuk Yazar 17 Kasım 14:29

Dikkati sürekli dağılan, aşırı hareketli, kıpır kıpır ve kimi zaman da dürtüsel davranışlar sergileyen çocukların önemli bir kısmına DEHB tanısı konur ve zamanla belirtiler biraz yatışana kadar gerekli durumlarda ilaç tedavisi verilir. Sonra yavaş yavaş belirtiler azalınca tedavi tamamlanır. Hastalık ortadan kalkmış, tamamen geçmiş gibi. Zaten hemen hiç kimse uzun yılar ilaç tedavisine devam etmez (yaşlılar müstesna). 

Peki gerçekten öyle mi? Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, sadece çocukları etkileyen bir hastalık mı? Maalesef değil! Gelin biraz yakından bakalım.

Bundan iki yıl önce yayınlanan bir çalışmada klinisyenlerin (psikiyatrsitler ve klinik psikologların) dahi yetişkinlerde bu tanıyı koyma oranının oldukça düşük olduğunu gösterdi. Okumuş adam bile böyle yapıyorsa vatandaş ne yapsın, değil mi? Şimdi bu noktada size çarpıcı bir bilgi vereyim: Çocuklukta başlayan ve maalesef 18 yaş civarı tamamen ortadan kalktığı sanılan bu bozukluk, bu tanıyı alanların %40-60 arası bir kısmında yetişkin yaşamda da devam ediyor.

Teşhis koymak çok önemli

Dahası, dışarıdan görülebilen kısmı (hiperaktivite) yoksa çocuklarda bile tanı konmuyor. Çocuk psikiyatristi, "çocuğunuzda DEHB var dediğinde" ebeveynlerin klişe tepkisi şu oluyor: “İyi de bu çocuk hiperaktif değil ki!” İşin çocuk psikiyatrisi kısmı ile ilgili kısmına haddimi aşmamak için girmiyorum; öte yandan şunu belirtmek gerekiyor ki hiperaktivitesi dışarıdan görülmeyen bu çocuklar gözden kaçıyor. “Tembel, dağınık, ilgisiz, şımarık, disipline edilmesi lazım.” gibi etiketlerle yaşayıp gidiyorlar. Peki bunlar yetişkin olunca ne mi oluyor? Açıklayayım. 

  1. Dikkat sorunları olduğu için düşük olan akademik başarılarını ve yine sebeple kendilerine takılan “tembel” yaftasını kabulleniyorlar.
  2. Bu yaftayı kabullenmemek için aşırı çaba sarf ediyorlar ve yine bir şeyler yolunda gitmediği için kendilerine karşı aşırı acımasız oluyorlar: Toksik düzeyde mükemmeliyetçilik ve kaygı bozukluğu. 
  3. Sosyal konularda iletişim becerisine de katkı sağlayan sosyal ipuçları dediğimiz mevzuları takip etmekte güçlük çekiyorlar. Dahası dürtüseller ve “çenelerini tutamadıkları” zamanlar çok oluyor ya da kimsenin anlamadığı, sadece kendilerinin anladığı espriler... Sonra da giderek içlerine çekiliyor ve yalnızlığı kabulleniyorlar
  4. Ani duygu iniş çıkışları yaşadığı ve engellenme eşikleri düşük olduğu için “Sınırda Kişilik Bozukluğu” tanısı alabiliyorlar. Ve bu bağlamda tedavi almaya devam edip bir türlü iyileşmiyorlar.

Bunlar tanısız kalmanın yarattığı sonuçların bir kısmı sadece. Bu sebeple, belirtileri iyi anlamak ve tanımak gerekiyor. Tabii ki kendi kendinize tanı koymayın, bir hekime –hususi olarak bu tanıyla ilgilenen bir hekime- mutlaka başvurun. Yine de işin önemli bir kısmı olan psikoeğitim namına belirtilerin bir kısmından bahsedeceğim. Öncelikle üç kümede toplarız bu belirtileri: Dikkat Eksikliği, Hiperaktivite ve Dürtüsellik. Hadi tek tek ve daha yakından bakalım:

Dikkat eksikliği semptomları

  • Yaptığı işe sık sık ara verme ihtiyacı duyar
  • Randevuları veya projelerin son teslim tarihlerini unutur
  • Plan yapmakta ve işlerini düzene koymakta zorlanır
  • Projeleri bitiremez
  • Konsantre olamaz
  • Unutkanlığını ve sık eşya kaybettiğini bildiği için kompulsiyon benzeri kompanzasyon mekanizmaları geliştirebilir (cüzdan, telefon, evden çıkarken ocak kontrolü vb.)

"DEHBli birey hiçbir zaman odaklanamaz" diye bir şey yok bu arada. Yeni veya ilgi çekici bir uyaran olduğunda oldukça iyi odaklanırlar (hobi, bilgisayar oyunu, önemli konuşmalar). Dikkat sorunları daha ziyade dikkati sürdürmeyi gerektiren durumlarda ortaya çıkar. Yani rutin yapılan işlerde ya da sıkıcı konularda: form doldurmak, evi organize etmek, rutin evrak işleri, vs. Burada ek olarak şunu da ekleyeyim ki: Hiperfokus dediğimiz bir hal mevcut ki kişi de beraber yaşadıkları da bu sebeple tanıyı kabullenmek konusunda güçlük yaşıyor. Bir örnek vereyim: 

 “Eşim saatlerce gayet güzel odaklanarak bilgisayar oyunu oynayabiliyor. Top patlasa duymaz. Ama yemekte iki dakika sohbet edelim diyorum, hemen eli telefona gidiyor ya da kalkıp başka bir şeyle ilgileniyor. Dikkat sorunu falan yok bunun, sadece tembel-ilgisiz!”

Haydaaa!.. E hani dikkat dağınıktı? Şimdilik kısaca bahsedeyim bundan: Dikkat dağınık değil, beyne daha az dopamin veren işlerle yoğun dopamin verenler arasında orantısız bir dikkati sürdürme farkı mevcut. Mesela 30 saat tiktok videosu izleyebilir ama 5 dakika oturup sizi dinlemeyebilir. Bu durum tanıyı (DEHB) dışlamaz.

Hiperaktivite ile ilgili semptomlar

Takdir edersiniz ki bir yetişkin, motor takılmış bir çocuk gibi zıp zıp yerinde duramayan, tazmanya canavarı gibi aşırı hareketli bir tablo göstermez. Bu belirti daha çok şu şekillerde görülür:

  • Sık sık ayağa kalkma, 
  • Sandalyede otururken ayak sallama, 
  • Totosunda kurt varmış gibi olma,
  • Çok konuşma ve konuşurken daldan dala atlama 
  • Sürekli kalem sallama, 
  • Masaya tıklatma, 
  • Yatakta sağa sola çok dönmekten ötürü rahat uyuyamama.
  • Kimi hastalar kendisini freni boşalmış gibi tanımlar

Dürtüsellik ile ilgili semptomlar

  • Düşünmeden davranma
  • Kimi zaman da inhibisyon yokluğu ya da istenmeyen tepkinin engellenememesi 
  • Sürekli bir şeyleri ağzından kaçırmak, 
  • Hızlıca veya çok para harcamak, 
  • Planları hemen devreye sokmak, 
  • Hızlıca ilşkiye başlamak, 
  • Kolayca istifa etmek, 
  • Doyumu erteleyememek. 
  • Taktiksel ve politik davranamazlar. 
  • Huzursuzluğu yatıştırma ya da ihtiyacı erteleyememe sebebiyle tıkınırcasına yeme davranışı sıktır.

Bu belirtilerin önemli bir kısmı sizde veya etrafınızdaki birinde varsa, DEHB tanısı gözden kaçmış olabilir ve inanın tedavi ile büyük değişiklikler yakalanabilir. Doğru tanı ve tedavinin hayata neler kattığına dair, doğrudan hastalarımın ağzından birkaç örnekle yazıyı tamamlıyorum:

  • Sonunda bir kitabı sonuna kadar okuyabiliyorum.
  • Eşimle daha derin bir ilişkim var artık.
  • Uyuyakalabiliyorum.
  • Artık işimi yaparken daha dikkatliyim.
  • Hepsi bir yana, artık daha iyi bir ebeveynim.
  • Artık çoğu zaman telefonumun ya da anahtarımın nerede olduğunu bilebiliyorum.
  • Sonunda yüksek lisansı bitirebildim.
  • Evimle gurur duyuyorum, artık hiç olmadığı kadar düzenli.
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum