Spor

Derby Della Capitale: Başkentin Sağı ve Solu (Lazio - Roma)


Konuk Yazar 26 Ocak 00:09

Futbolun sadece bir oyun olmadığı derbileri saymamı isteseler bunların başında Roma-Lazio derbisi gelir. Bugün için geçerliliği çok olmasa da geçmişte Nazi selamı ile devrimci yumrukların futbol arenasında çatıştığı bir sahne... Derby della Capitale olarak anılan Roma ve Lazio rekabeti... İtalya’nın en başarılı takımları olmasalar da ülkenin en ateşli rekabeti ve olaylarına ev sahipliği yapıyorlar. Bu da derbiyi ön plana çıkartıyor.

Her şey 1898 yılında kurulan İtalya Serie A'ya tamamen Kuzey İtalya'yı temsil eden kulüplerin (Genoa, Juventus, Milan, Inter, Bologna) hakim olmasından büyük rahatsızlık duyan dönemin lideri Benito Mussolini'nin güçlü bir Roma takımının kurulmasını istemesiyle başladı.

İlk kupa AS Roma'dan geldi

1927 yılına geldiğimizde İtalya'nın başkentinin hali hazırda zaten bir kralı vardı. 1900 yılında İtalyan ordusundaki askerler tarafından kurulan Lazio! Ancak Lazio’nun üç sezon elde ettiği ikincilik dışında bir başarısı yoktu. Bu yüzden Mussolini güçlü bir başkent takımı kurulmasının emrini vermişti. Hatta bu güçlü takımda Lazio’nun da yer almasını istemişti. Ancak bu birleşmeden hoşnut olmayan biri vardı: Genaral Giorgio Vaccaro!.. Bütün bağlantı ve ikili ilişkilerini Lazio lehine kullanan General, Lazio’nun bu birleşmeye karşı durmasını sağladı. Böylece Roma’nın mütevazi üç küçük kulübü bileşerek A.S. Roma’yı kurdu. Roma kurulmuş lakin rekabet başlamadan saflar ayrılmıştı. Bir tarafta ırkçıların desteklediği Lazio, diğer tarafta azınlık olarak kabul edilen insanların sığındığı Roma.

İlk kupa sevincini başkentin küçük kardeşi Roma 1941-1942 yılında Serie A şampiyonu olarak yaşadı. Böylece bir adım öne geçti. Hiçbir zaman başarılarıyla ön plana çıkmayan bu rekabette ikinci kupa için geçen süre 16 yıl olacaktı. Lazio 1958 yılında İtalya kupası ile tarihinin ilk kupasını kazanıyordu. Başarı ve kupalar ön planda değildi. Müzeleri kupalarla dolup taşmayan iki takımın oluşturduğu bu rekabeti futboldan uzaklaştıran birçok saha dışı olay var. Gerçekçi olmak gerekirse bu rekabetin dünyanın sayılı derbileri arasında olmasının sebebi de futbol değil. Siyasi, kültürel ve sosyolojik açıdan tamamen birbirlerinden farklı olmaları.

İdeolojiler yükseliyor

İtalya’da reform birikimine ek olarak Mussolini rejimine karşı verilen kanlı direniş, sol görüşe hayat verir. 1960’larda taşra desteği birlikte bu görüş daha da güçlü hale gelir. 2. Dünya Savaşı’nın hemen ardından milliyetçilik Avrupa’da canavar olarak algılanırken, bu algı İtalya’da daha kısa sürer. İtalya’nın kutsal Roma İmparatorluğu'nun varisi olduğu, İtalyan gençliğinin atalarından aldıkları bu mirasa sahip çıkmaları gerektiği ve eğer komünistler iktidara gelirlerse ulu bir medeniyet olan Katolik İtalya’nın binlerce yıllık tüm değerlerinin yok olacağı gibi propagandalar yapılır. Üretilen bu propaganda özellikle muhafazakar ve dindar ailelerin çocuklarında çok ciddi karşılık bulur. Sola karşı kullanılan bu gençlerin toplandığı belli dernek ve kulüpler vardır. Başkentteki toplanma merkezlerden biri de faşist bir gelenekten geldiğini hiçbir zaman inkar etmeyen SS Lazio’nun taraftar gruplarıdır.

Başkentte futbolla ilgilenen sol eğilimli kişilerin -Lazio taraftar gruplarının tutumlarından dolayı- Roma’ya yakınlık duymaları, bu atmosferde kendini gösterir. 1960’ların sonlarına gelindiğinde Lazio tribünleri ile Romalılar arasında kendiliğinden oluşan bir bloklaşma ortaya çıkar. Mussoli’nin emriyle kurulan Roma solun kalesi olacaktır. Lazio tribünleri İtalya’da şiddete en fazla eğilimli, en eski taraftar oluşumlarından biridir. Lazio tribünleri, sistemi muhafaza amacı güttüğü için İtalyan polisinden de destek görür. Sol örgütlenmeler, polis tarafından sıkı takip altında olduğu için muhalif bildirilerin dağıtımı gibi etkinliklerin bir çoğu Roma tribünlerinde maçlarda oluşan kalabalık içinde kamufle olur.

1969 yılında İtalya’da yaşanan siyasi karışıklıklarda Milano’da 16 sivilin hayatını kaybettiği bombalı saldırı, sol örgütlerin üzerine yıkılmıştı. Bu saldırıdan bir hafta sonra başkentte derbi maçı vardı. Lazio ve polis, Roma tribünlerini silindir gibi ezmişti.

Roma'nın kalesi Quadraro ve Fedayn efsanesi

Mussolini’ye karşı da uzun süre direnen, kuşatmaya rağmen teslim olmayan, Hitler tarafından işgal edildiğinde binlerce yurttaşını işkence kamplarında kaybeden -Roma’daki solcuların kurtarılmış bölge ilan ettiği- Quadraro, Roma tribünlerinin kalesiydi. Roma tribünlerinde 1969 yılında başlayan ilk savunma da işte bu semtin gençleri tarafından örgütlendi. 15 üniversiteli gençten oluşan grubun liderliğini üstelenen kişi, 20 yaşında olan Riberto isimli gençti. Grup aşırılardan oluşan gençler tarafından kurulduğu için devrimin sokakta yapılacağına inanıyordu. Hatta dönemin Komünist Partisini bile düzen partisi olarak görüyorlardı.

Quadrarolu gençlerin desteğini alan Roberto’nun grubuna, bütün şiddet olaylarının en önünde oldukları için ‘’kamikaze’’ adını verenler oldu. Ancak gruba gerçek ismini veren, Roberto’nun en yakın arkadaşlarından Massarelli oldu. Massarelli, Filistin’e giderek siyonizme karşı El Fetih saflarında savaştığı yıllarda Filistinli gerillalara verilen ismi önerdi. 1972 Mart ayında Fedayn (Fedailer) efsanesi bu isim ve hikayeyle başladı. Roberto ve 14 arkadaşı modern futbolu eleştiren çok sert bir metni manifesto olarak kaleme aldılar.

"Başarı taraftarlarına geçit vermeyeceklerini, kuzeyli zengin kulüplere karşı onurları ve kendi evlatlarıyla mücadele edeceklerini, Roma kulübünün gerçek sahibinin taraftarlar olduğunu, futbolcuların taraftarlara hesap vermekle yükümlü oldukları gibi futbola dair hükümlerin yanı sıra bundan böyle Roma taraftarlarının güvenliğini kendilerinin sağlayacağını ve İtalyan polisini stadlarda görmek istemediklerini" ilan ettikleri bir manifesto yayınlarlar. Manifestoda yer alan ve hala Quadraro sokaklarının duvarlarında yazılı Sarı-Kırmızı olmayan her şeyi mahvedeceğiz sözünün de sadece Roma armasındaki renklere dair olmadığı açıktı.

Ölümcül holiganizm

Dünya’nın hemen her yerinde gördüğümüz meşale, sis, maytap, torpil gibi materyallerin çoğu İtalya kökenlidir. Bunların bir çoğunun çıkış noktasının da Fedayn olduğu iddasını da Laziolular dahil kimse reddetmez.

Tarih Mart 1973 gösterdiğinde -genellikle savunma pozisyonunda olan- Romalılar, Fedayn önderliğinde hiç beklenmedik bir baskınla Lazioluları Curva Sud’dan atmayı başarırlar. 49 yıldır Curva Sud, Roma taraftarlarına mesken olur. Roma, sol görüşlü futbol severler tarafından benimsenmiş olsa da Mussoli’ninin emriyle kurulan Roma tribünlerinde sağ görüşlü taraftar sayısı da anımsanmayacak kadar çoktur. Yalnız tribünlerde sol hakimiyeti o kadar fazladır ki herhangi bir söz sahibi olamazlar.

İkinci Dünya Savaşı esnasında birçok İtalyan kulübü S.S. (Societa Sportiva) takısını, Nazi birliklerini anımsattığı için kaldırırken; Musollini’nin de taraftarı olduğu Lazio, kulüp politikasını açığa vurdu ve kararlı bir tutumla ismini değiştirmedi. Bu tutumun saha içi ve dışında birçok örneğini gösteren Lazio’nun görüşünün sahadaki temsilcisi ise Paolo Di Canio'ydu. 1985-1990 ve 2004-2006 yılları arasında Lazio formasını giyen İtalyan oyuncu, yaptığı nazi selamlarıyla özdeşleşmiş ve büyük tepkiler alsa da kulüp, oyuncusuna arka çıkmıştı. Roma taraftarlarının bilinen eski sol kimliğinden uzaklaşmasına rağmen Lazio'nun taraftarları, ırkçılık denildiğinde akla ilk gelen sembol olan gamalı haç kullanmayı hala çok seviyor. Şehrin her tarafına bu işareti bir şekilde yerleştirmeyi amaç ediniyorlar.

1998-99 sezonundaki Roma maçında tribünlerde yaklaşık 50 metrelik bir afişe "Auschwitz vatanınız, fırınlar eviniz’’ yazdılar. Sırp Kasabı olarak bilinen Delije’nin lideri Arkan’a selam gönderdikleri dev afişle renklerini hala belli ediyorlar. 2019 yılında Lazio tribün liderlerinden Fabrizio Piscitelli, Roma'daki bir parkta başından vurularak öldürüldü. Birçok sabıkası bulunan Pisctelli’nin uyuşturucu mafyası tarafından infaz edildiği haberleri o dönem ağırlık kazanmıştı.

Totti'ye veda

Yazının sonuna Lazio tribünlerinin Roma efsanesi Francesco Totti’ye yazdıkları veda mektubunu bırakalım.

‘’Seninle ilk karşılaştığımızda 6 Mart 1994’tü. Oyuna sonradan girmiş, yalandan bir penaltı kazandırmıştın. İyi rol kesmiştin doğrusu. Tarihini uydurma penaltılarla yazan bir takım için oynuyordun sonuçta. Bizim sevdiğimiz takımla hep uğraştın. Bir reklamda oynarken de San Remo’da sahneye çıktığında bile... Sen bunları yaparken biz şampiyon olduk, Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nı, Süper Kupa’yı kazandık. Beş İtalya kupasını da aldık. Hatta birinin finalinde sen de sahadaydın. Ne büyük keyifti senin olduğun takımı yenip o kupayı almak. Real Madrid seni çok istedi! Oraya gitseydin kaç kupa kazanabilirdin? Bunu kimse bilemeyecek. Ama kabul ediyoruz ki Real Madrid’in istediği ve almayı başaramadığı tek şampiyon da sendin. Totti, Real Madrid’e gitmedin ama onlar sensiz 5 şampiyonlar ligi, 7 şampiyonluk ve kupalar kazandılar. Senin gibi büyük futbolcu için az(!) mı dersin?

Yine de her şartta özellikle de bu değişen dünyada duruşun ve geldiğin noktada saygıyı hak ediyorsun. O saygıyı kendi taraftarından hiçbir zaman görmediğine inanıyoruz. Roma camiasının da sana saygı duymadığını gördüğümüzü bütün samimiyetimizle söylememiz lazım, bizi affet. Senin gibi bir futbolcu bizim takımda olsaydı, Roma yönetiminin sana davrandıkları gibi davranamazdı. Sana yapılan saygısızlıkları sessizce takip ettik. Şimdi seni kimse korumuyor Roma’da. Kusura bakma; biz de bunu yapamayız. Bize karşı yaptıklarını hiçbir zaman unutmayacağız. Bunlar olması gerekendi. Roma’dayız, rakibiz ve derbi, ezeli rekabet böyle yürüyor. Yine de Roma şehrinin futbol sahnesinden düşerken -bunca yıl sonra- sana el uzatan rakip taraftarın, senin en iyi düşmanın olduğunu hiç unutma.”

Irrudicibili Lazio - Senin en güzel düşmanların…

Son yıllarda Derby della Capitale derbisi Roma’lıların eski sol kimliklerini kaybetmesiyle ideolojik boyutunu kaybetmiş olsa da ultras kültürünün doğduğu ve sahadaki skor kadar tribünlerdeki üstünlüğün de önemli olduğu gerçeği hala devam ediyor.


Bu yazıyı kargala!
0 Yorum