Kitap & Edebiyat

Dostoyevski Eserleri İncelemesi


Şuan elinizde Fyodor Dostoyevski kitaplarından herhangi biri varsa, satırların arkasındaki adamın karmaşık ve büyüleyici dünyasında kaybolmaya başlamışsınız demektir. Dostoyevski, eserlerinde en çok insan zihninin nasıl çalıştığını inceler. Özellikle de akıllarını kaybeden, deliren veya cinayet işleyen insanların psikolojisini çok iyi anlatan romanlar yazmasıyla tanınır. Benzersiz Rus tarzıyla yazdığı her eseriyle adını yalnız Rusya'ya değil, dünyaya kazımış bu adamı daha yakından tanımaya ne dersiniz? Dostoyevski 11 Kasım 1821 senesinde Rusya'da doğdu. Babası, maddi gücü olmayan insanlara tıbbi hizmetler sağlayan bir hayır kurumunda doktordu. Ailesinin kurum içinde bir evi vardı. Bu yüzden, küçük Fyodor Dostoyevski çocukluğundan beri diğer çocukların itina ile korunduğu hastalıklara fazlasıyla maruz kaldı. Çarlık Rusya'sındaki hemen hemen herkes gibi ebeveynleri dindar Ortodoks Hristiyanlardı. Dostoyevski'nin dini inancı da hayatı boyunca daha da derinleşerek devam etti. İlk olarak ailesi ve öğretmenleri tarafından evde eğitim gördü. Ancak on üç yaşlarında okul için önce Moskova'ya, sonra başkent St. Petersburg'a gönderildi. Okulda olduğu dönemde hasta olan annesini kaybetti, birkaç yıl sonra da babasının ölüm haberini aldı. Sert mizaçlı olan babasını pek sevmezdi. Muhtemelen kendi serfleri tarafından cinayete kurban giden babasının ölümü yine de onu fazlasıyla etkiledi.

Mühendislikten edebiyata

Dostoyevski, askeri mühendis olmak üzere eğitildi ama bu mesleği yapmak istemiyordu. Onun bütün dünyası edebiyattı. Ailesi onun edebiyat sevgisini büyük ölçüde beslemişti. Henüz üç yaşlarındayken ona eski masalları okumaya başlayan bir dadısı vardı. Daha sonra annesi İncil'i ona okuma yazmayı öğretmek için kullandı. Edebiyata ömür boyu bağlılığı ebeveynlerinin ona çocukken verdiği bu temelden doğdu. Enstitüden mezun olduktan sonra bir süre askeri mühendis olarak çalıştı. Sonra bu mesleği bırakıp Fransız eserlerini Rusça'ya çevirerek edebi hayatına başladı. Fyodor Dostoyevski'nin ilk romanı ''Poor Folk'' 1843 senesinde yayımlandı. Roman saygın eleştirmenler tarafından övgüyle karşılandı. Aynı yıl yayımlanan ikinci romanı ''The Double'' ile büyük bir darbe yedi. Başlangıçta bir dahi olarak selamlanan Dostoyevski, eleştirmenler tarafından alay konusu oldu. Onu Gogol'un eserlerinden çalmakla suçladılar. 1849 senesinde radikal siyaset alanında teselli arayan Dostoyevski, nihai hedefi sosyal reform olan bir grup yazar ve entelektüelin arasında yer aldı. Avrupa'nın siyasi atmosferi pek iyi değildi. Okumuş oldukları yasaklı kitaplar özellikle iktidardakiler için tehdit oluşturdu. Potansiyel sosyal değişimi, sansür ve serflikten kurtulmanın yollarını tartıştıkları bu toplantılar uzun sürmedi. "Kamu düzenini bozmak için komplo kurmak" suçlarından tutuklandı ve idama mahkum edildi. İnfazdan hemen önce Çar'dan gelen bir haberci, cezasının ölüm yerine yıllarca ağır koşullarda çalışmak üzere Sibirya'ya gönderilmesi şeklinde değiştirildiğini bildirdi.

Dostoyevski yazıyor

Sibirya'da evlendiği eşi ile birlikte St.Petersburg'a döndü. O artık değişmiş bir adamdı. Epilepsi, kırılgan sağlığını ele geçirmişti. Bununla birlikte edebi kariyerini yeniden inşa etmeye kararlıydı. İlk olarak 1861'de hapishanedeki deneyimlerine dayanan kurgu eseri ''Ölüler Evinden Anılar'' kitabını yayımladı. Soren Kierkegaard varoluşçu felsefenin temelini oluşturan metinleri yazdıktan sonra, Dostoyevski'nin pek çok kişinin ilk varoluşçu roman olduğunu düşündüğü ''Yeraltından Notlar'' kitabını kaleme alması uzun sürmedi.

En büyük eserleri

  • Yer Altından notlar
  • Suç Ve Ceza
  • Kumarbaz
  • Budala
  • Karamazov Kardeşler
Hepsine kısaca bir göz atmaya ne dersiniz? Yeraltından Notlar: Kısa ama içerik olarak dolu bir kitaptır. Dostoyevski bu çalışmasında insanlığın gerekli bir parçası olan bireysel özgürlüğün varlığını haklı çıkarmaya çalışmaktadır. Kumarbaz: Bu roman, Dostoyevski'nin kumarda para kaybetmesi nedeniyle yine para kazanmak amacıyla yazılmıştır. Hatta bu eseri, yüklü bir borcu kapatmak için, çok kısa bir sürede tamamlamıştır. Romanın temeli, kumar alışkanlığı olan bir kişinin psikolojik durumunu analiz etmek üzerine kuruludur. Budala: Dünya'da yeterinde nezaket olmadığının ayırdına vardıysanız, o zaman kesinlikle Budala'yı okuma zamanınız gelmiştir. Ana karakter Mişkin; yargılayıcı ve kurnaz insanların kusurlu dünyasında sıkışmış, edebiyatın en nazik karakterlerinden biridir. Dostoyevski'nin favorisi olan eseridir. Hatta nihilizmin artan popülaritesine bir saldırı niteliği de taşır. Eleştirmenlerin çoğunca şimdiye kadar yazılmış en iyi siyasi roman olarak kabul edilir. Karamazov Kardeşler: Roman Dostoyevski'nin son çalışmasıdır. Ölümünden iki ay önce tamamlamış olduğu bu eser, yazarın kendi hayatını da yansıtır. Karmaşık olay örgüsü; özgürlük, din ve etik gibi zorlu soruların cevaplarını arar. Kurgunun geneli aşk, siyaset ve toplumsal meseleler üzerinde ilerler. Sanırım Dostoyevski denildiğinde hepimizin ilk olarak aklına ''Suç Ve Ceza'', sonra da romanın baş karakteri Raskolnikov gelir. Bu nedenle onu en sona bıraktım. Haydi hep birlikte göz atalım.

Suç ve Ceza

Roman 1860'ların St. Petersburg'undaki radikal politikanın iyi bir enstantanesidir. Fransız Fourier'in o zamanlar çok etkili olan ütopik sosyalizmine kitap boyunca atıfta bulunulur. Hayatta kalmak için suç işleyen fakat sonrasında suçlulukla çok daha büyük bir mücadele veren fakir bir adamın hikayesi... Fyodor Dostoyevski'nin kendisinin de tanımladığı gibi roman psikolojik bir çalışmadır. Üstelik yazar romanda karakterleri kontrol etmekten çok, onların yanında durmaktadır. Kitap, ailesine ve kendi kariyerine yardımcı olmak için soygun yapan bir öğrenci olan Raskolnikov'un yaşlı bir kadını öldürmesiyle başlıyor. Hikayenin geri kalanı, Raskolnikov'un dedektif Porfiry tarafından takip edilmesiyle devam ediyor. Adından da anlaşılacağı üzere suç ve ceza ilişkisi ile son buluyor. Yoksul bir entelektüel olan Radion Raskolnikov parasız ve çaresiz kalmıştır. Bu nedenle aristokratik üstünlük felsefesini göz önünde bulundurarak, tefecilik işleriyle uğraşan yaşlı bir kadını öldürüp, parasını çalmaya karar verir. Evine zorla girip, yaşlı kadını öldürür. Kadının hamile olan kız kardeşi olaya tanıklık ettiği için, verdiği tepki nedeniyle onu da öldürür. Bütün bunları akılcı ve soğuk kanlılıkla yapacak bir insan olmadığından, sonrasında yaptığı şeyden dolayı büyük suçluluk duyar. Kitap bu suçluluğun üzerine gelişen olaylar örgüsünü anlatıyor. Kendimizi gerçek anlamda iyi tanıdığımızı düşünürüz. Raskolnikov da acımasız olduğunu düşünse de, aslında oldukça hassas yürekli bir adam. Suçluluk duymayacağını düşünüyor ama vicdan azabından kurtulamıyor. Hayat yolculuğumuzun en önemli yanı kendimizi keşfetmek. Gerçek doğamızın farkına varmak. Raskolnikov bu kendini keşfetmenin aldığı yön nedeniyle çok zor bir durumun içine düşse de, aslında kendisinin çok daha iyi bir insan olduğunun çarpıcı ve büyüleyici farkındalığına varır. Belli ki Dostoyevski eserinde sözde canavarın altında; çoğu zaman çok daha ilginç şeylerin olduğunu ortaya çıkarmak istedi. Özgür irade, sosyal adalet ve ruhsal kurtuluş temalarının yer aldığı bu kült roman, Dostoyevski'nin felsefi açıdan en can alıcı çalışmasıdır.

Son olarak

Fyodor Dostoyevski, kendi zamanında ve sonrasında diğer pek çok yazara büyük ilham kaynağı oldu. Franz Kafka onu akrabası olarak nitelendirdi. Çalışmaları üzerinde Dostoyevski'nin etkileri gözle görülür bir gerçektir. Ernest Hemingway ve James Joyce gibi nesir ustaları onu büyük idollerinden biri olarak gördüler. Nietzsche, Freud ve hatta diğerleri, insan psikolojisinin en derin ve karanlık inceliklerini romanlarına sorunsuz bir şekilde aktarabildiği için onu daha çok takdir ettiler. Epilepsi hastalığının yorucu karakteri, kumar tutkusunun maddi manevi zorlayıcı tarafı nedeniyle yorgun düşen Dostoyevski'nin şöhreti, tüm bu olumsuzluklara rağmen artmaya devam etti. Öyle ki büyük rakipleri Leo Tolstoy'un "Savaş Ve Barış" , İvan Turgenyev'in "Babalar Ve Oğullar" adlı romanlarıyla yakaladıkları başarıları gören ve onları aşmak için ilham kaynağı alan Dostoyevski'nin bu harika kitapları yazması tüm dünya edebiyatına kusursuz bir miras bıraktı. Yazılarının ruhu 20. yüzyıl edebiyatının pek çok eserinde göze çarpar. William Faulkner yazılarının tonunda... Jean-Paul Sartre ve Simone De Beauvoir'ın karakter odaklı, varoluşcu keşiflerinde... Don De Lillo'nun kasvetli ve paranoyak postmodernizminde... Hatta Brett Easton Ellis'in nihilist hicivlerinin kökleri bile, Dostoyevski'nin harika çalışmalarının temeline dayanır. ''Hepimiz Gogol'un paltosundan çıktık'' sözü onunla bir özdeyiş haline geldi. Hala Gogol'un paltosundan çıkıp Dostoyevski'nin sırtına dayanan günümüz yazarları ve düşünce insanları onun izlerini takibe devam ediyorlar. Evet, bu karmaşık ve büyüleyici adamın yaşamının içinde daha da kaybolmadan yazımı noktalıyorum. Yoksa anlata anlata bitiremeyeceğim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Sevgiyle kalın.
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum