Kitap & Edebiyat Sinema & TV

Dune Nasıl bir Gezegen? : Frank Herbert


Geçtiğimiz günlerde, kitaplardan uyarlanan filmlere bir yenisi daha eklendi. Gerçi Dune, sinemaya ilk kez aktarılmadı fakat bu sonuncusu daha büyük ses getirdi. Dune, Frank Herbert'in ilk önce tek olarak tasarlanıp ardından beşli seriyle devam eden kitabıdır. Frank Herbert eserini 20. yüzyılda kaleme aldı. Dune, bugün hala tüm zamanların en iyi bilim kurgu kitaplarından biri. Kendini bu türün hayranı olarak gören herkes, yaşamının bir noktasında onu muhakkak okumalı. Herbert, Bizans'ın siyasi oyunlarını incelemekten insanların kahramanlara tapma eğilimine kadar, insan doğasının en iyi ve en kötü yönlerini öne çıkarmak adına çok uzak bir gelecek ortamı kullanıyor. Herbert'in, Dune aracılığıyla araştırdığı iki ana tema var: Ekoloji ve din. Üstelik her iki tema için de aynı ortamı kullanarak sıra dışı bir eser ortaya koyuyor. Yazarın Arrakis'i, çöl fareleri gibi basit yaratıklardan, büyük solucanların ürkütücü fakat hayranlık uyandıran tasvirlerine kadar yaşayan, nefes alan bir organizma yapması olağanüstü. Herbert kabile olarak yaşam süren, bedevi tarzı bir toplum olan Fremen'i, insanların çevrelerini kendi çıkarları için kontrol etme arzusu ile kişinin kültürel çevresini koruma ihtiyacı arasındaki bağlantıyı göstermek amacıyla kullanır. Bu, kendi mesih mitosunu geliştiren Fremenlerin anakronik kültürüdür. Yazar dünyadaki üç baskın dini şekillendiren Fremenler ile Yahudi/Hristiyan/İslami çöl kabileleri arasındaki paralelliklerin tamamen farkındadır. Ancak dini, özellikle de insanların karizmatik, dini bir liderin eline çok fazla dünyevi güç vermesine karşı bir uyarı olarak kullanır.
''Işık kentlerden gelir, bilgelikse çölden.'' Frank Herbert - Dune
DUNE

Ana karakterler

Muad'Dib (çöl faresi) olarak bilinen Paul Atreides, kitabın ana karakteridir. Atreides, klasik kahramanlarda olduğu gibi; lütuftan düşen, sıkıntı yaşayan ve düşmanlarını yok etmek için geri dönen bir karakter tanımına tamamen uyuyor. Paul, yalnızca bir mesih figürü değildir. Aynı zamanda hayatta kalmak için gereken her şeyi yapan bir adamdır. Fakat Herbert'in ustaca anlatımıyla belirsiz bıraktığı şey; onun gerçekten de bu tanrı benzeri kehanet figürü olup olmadığıdır. Ana karaktere en yakın karakterden biri de, Paul'un annesi Jessica'dır. Jessica, Paul'un duyu ötesi yeteneklerine, metafiziksel güçlerine sahip birini üretmeye çalışan gizli bir tarikatın, kadın üyesidir. Başlangıçta Jessica açıkça oğluna bağlıdır. Ama aynı zamanda bir Dük'ün cariyesine yakışır şekilde kibirli, aristokrat bir hanımefendidir. Oğlunun gösterdiği güçten korkmaya başladığı diğer bölümler, böyle bir mesihvari yükselişin nelere mal olabileceği hakkında bilgi veriyor. Bir diğer karakter olan Leto'nun sahneleri ise Dune için kesinlikle gerekli. Leto, şeytani siyasetin verdiği gerginliğin, insana neler yapabileceğini ustaca anlatıyor. Bununla birlikte en sinsi karakter; gaddar ve güce aç olan Makyavelist entrikacı Baron Harkonnen'dir.
''Korkmamalıyım. Korku katilidir aklın. Korku, mutlak yıkım getiren küçük ölümdür.'' Frank Herbert - Dune

Kitabın dili

Herbert, Dune ile bilim kurgu standartlarına meydan okuyor. Çoğunlukla insanlar için yaşamı iyileştiren ve teknolojik mucizelerle uğraşan alışıldık bilim kurgu yok. Bunun yerine insan genetiğinin hızlanmasına, insanların zihinsel ve fiziksel potansiyellerine odaklanıyor. Bir bakıma Herbert, fantezi dünyasının neo-feodal ortamını ve büyülü yeteneklerini eserine aktarıyor. Bununla da kalmayıp onları binlerce yıl ileriye doğru taşıyor. Üstelik onlara uygun biyolojik ve teknolojik temeller de vermeyi ihmal etmiyor. Dune eserinin en büyük eleştirisi; kitabın yoğun olması ve Herbert'i okumanın kolay olmaması. Bu kanı, serinin sonraki kitapları için daha belirgindir. Herbert'in eserde kullandığı jargon kitabın sonunda rehber olarak mevcuttur. Şayet elinizde sözlüklü bir kopya varsa... Herbert metin içindeki kelimeleri ve olayları nadiren tanımladığı için, alacağınız tek yardım bu sonundaki sözlüktür. Öyle ki kullanılan terminolojiyi anlamadan kitaba başlamak, ilk kez okuyanlar için biraz göz korkutucudur. Ancak okuyucular, yazarın terim seçimini geçtikten sonra, keşfedilmeye hazır zengin ve yaratıcı bir dünya bulurlar. Epik fantezi veya büyük ölçekli bilim kurgu hayranıysanız, din ve politika gibi ağır konuları incelemekten korkmuyorsanız, o zaman Dune'u kesinlikle okumalısınız. Başlangıcın üstesinden gelebilirseniz; kitabın geri kalanında kendinizi savaş sahnelerinin, çölden kaçış sahnelerinin, kehanet translarının ve kum solucanı yolculuklarının büyüleyici bir karışımında bulacaksınız.
''İnsan bilinçaltının derinliklerinde, anlamlı ve mantığa uygun bir evrene duyulan ihtiyaç yatar. Ama gerçek evren, mantığın hep bir adım ötesindedir.'' Frank Herbert - Dune
DUNE

Dune, neden tüm zamanların en çok satan bilim kurgu kitaplarından biri?

Dune, içinde birçok katmanı olan karmaşık bir kitap. Sonra, Makyavelist siyaset hakkında bir kitap. İnsanlığın çarklarını döndüren, bizim için petrol olabilecek, atalarımız için tuz ya da demir, altın ya da ipek olabilecek bir kaynağın kim bilir yarın ne olacağını anlatan bir kitap. Çevrecilik, ekoloji, teknoloji ve din hakkında da bir kitap. Ama hepsinin altında insan gerçeği var; temel, kaçınılmaz, görkemli ve trajik... Belki de genetik kodumuzda kök salmış. Biz buna "kahramanın yolculuğu" diyoruz ama burada onun kötü versiyonu, "kahramana tapınma" olarak karşımıza çıkıyor. Muad'Dib'i anlamak; kurtarıcıyı ve zorbayı, peygamberi ve fırsatçıyı, taraftarı ve köleyi aynı anda anlamaktır. Kitabın önemsiz kusurlarını ve tarihsel bağlamını eleştirenler -arketip yazarlar- gerçekte büyük ustalar felsefeyi ve mecazın özünü yazarken "tüm kurgu politiktir" diyenler gibi, çoğu zaman bu noktayı tamamen gözden kaçırırlar. Her ikisi de politikacılar ve rahipler tarafından kötüye kullanılabilse de, kahramanın yolculuğu ve kahramana tapınılması politik veya dini değildir. İdeolojiler yükselir ve düşer; onlar geçici, mizaçlı ve kültüreldir. Kahramanlar da Gılgamış'tan Akhilleus'a, Horus'tan Odin'e, Mesih'ten Süpermen'e değişir. Ama altında daha derin bir şey var. Herbert bunu anladı ve Dune aracılığıyla saygıya değer karmaşık bir fonla sundu.
https://youtu.be/n9xhJrPXop4

Son söz filme

Bana kalırsa Herbert'in bu ikonik bilim kurgu eserinin film biçimine adapte edilmesi zaten çok kolay değildi. Film sektörü bunu daha önce de denedi. Kitaplardan uyarlama filmlerin en büyük sıkıntısıdır kitabı yansıtamamak. Sonuçta detay dolu bir yazılı kaynağı, sınırlı zamanla perdeye aktarmak elbette kolay değil. Üstelik daha önceki versiyon da dahil olmak üzere son izlediğim Dune filmi, fikrimi yine tam anlamıyla değiştirmedi. Herbert eserinde öyle kusursuz bir evren inşa etti ki film de bunu aktarmak elbette zordu. Kim bilir, belki de ben her defasında beklentimi yüksek tutuyorumdur. Bunun yanında en çok ilgimi çeken, filmin adaptasyonundaki brütalist tasarım oldu. Bu gerçekten etkileyiciydi. Görseller kötü bir senaryoyu dahi izlettirebilecek kadar güzeldi. Son olarak Çöl Gezegeni'nin film melanjını aldıysanız, sırtınızı yaslayıp kitaba başlayabilirsiniz. Kesinlikle önce filmi izleyin ve ardından Herbert'in kusursuz fantastik bilim kurgusunun kollarına tüm detaylarıyla kendinizi bırakın. Keyifle...
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum