Spor

Dünyanın En Çılgın Beş Derbisi ve Hikayeleri


Konuk Yazar 6 Haziran 09:11

Futbol, yeryüzünün tartışmasız en çok izlenen, en çok sevilen, en çok konuşulan sporu. Bizleri maç öncesi, maç anında ve sonrasında televizyona kilitleyen akıl bozan bir spor. Yani tuttuğumuz takım galip gelirse keyfimiz yerine gelir, zaferleri ile coşarız; mağlubiyetlerde ise hayata küsercesine “aman bana bulaşmayın” modunda köşemize çekiliriz. Bu duyguları en canlı tutan mücadeleler ise hiç şüphesiz büyük derbiler

İşte bu yüzden; bize çok farklı duyguları aynı anda yaşatan dünyadaki en önemli beş derbiyi ve aralarındaki rekabetin nedenlerini kısaca anlatacağım.

Yunanların sirtakiyi unuttuğu tek an

olympiakos-panathinaikos
Olympiakos - Panathinaikos

Panathinaikos -Olympiakos derbisi, "Bütün Savaşların Anası" ve "Ezelî Düşmanların Derbisi" olarak bilinen Attika Derbisi'dir. Yunanistan'ın iki şehri Atina (Panathinaikos) ve Pire (Olympiakos) temsilcileridirler. Mücadele Atina Derbisi olarak adlandırılır. Bu iki üst düzey Yunan kulübü arasındaki rekabet, sosyal, kültürel ve bölgesel farklılıklar açısından izlenebilmektedir. 1908 yılında kurulan Panathinaikos, başkentinin yüksek sınıfa mensup kesiminin klasik temsilcisi olarak kabul edilir.  Olympiakos ise 1925 yılında kurulmuştur ve daha çok işçi ve emekçi kesimlerin temsilcisi olarak görülür. Panathinaikos taraftarları kazandığı başarılarla alt sınıfları küçümser. Olympiakos ise zengin züppeliğine ve sosyal adaletsizliğe karşı Yunanistan'ın farklı bölgelerindeki emekçilerin desteğini kazanmıştır. İki takım arasındaki mücadeleler dünyanın en olaylı ve sert maçlarına sahne olmaktadır. Kırılsın o zaman tabaklar!

Kadehlerimizi buzsuz viskilere kaldırıyoruz

Celtic - G. Rangers

"Old Firm Derby"... Ada’nın iki ateşli takımı Glasgow Rangers - Celtic arasındaki mezhep çatışması... Zira Rangers, Protestan inancına sahipken Celtic Kelt ve İrlandalı köklerine bağlı Katoliklerin takımı. Yani bu derbi aradaki dinsel, siyasal ve sosyal ayrımlardan dolayı sıradan bir futbol mücadelesinin çok ötesine geçiyor. Özellikle mezhep mücadelesine dönmüş bu derbi maçlarında tribünler kadar sahada da olay çıkmasına alıştı İskoçlar.

Arjantin'in yoksulları zenginlerine karşı

River Plate - Boca Juniors

Superclasico yani Boca Juniors - River Plate derbisi... Cenevizliler olarak bilinen Boca taraftarları işçi sınıfından İtalyan göçmenleri olurken milyonerler olarak bilinen River Plate taraftarları üst sınıflardan geliyordu. Boca taraftarı, River Plate taraftarı ve oyuncularına “korkak tavuk” lakabını takmıştır. River taraftarı, Boca taraftarı ve oyuncularının “kötü koktuğunu” söyleyerek “küçük domuz” lakabı takmıştır. Bu yüzden sahada olayları, sokak çatışmaları ve sıra dışı skorlarıyla en keyif alınan derbiler arasındadır.

Bir kimlik mücadelesi El Classico

Barcelona - R. Madrid

İspanya İç Savaşının başlangıcı olarak bilinen derbi İspanyol milliyetçiliği ile Katalunya kimliğini karşı karşıya getirmektedir. Şampiyonlar ligi finalinden sonra en çok izlenen karşılaşmadır. Bu iki takımın maçını izlemek için milyonlarca kişi televizyon başına geçiyor. Hatta Barcelona-Real Madrid maçını stadyumda izleyenlerin sayısı, La Liga karşılaşmalarına bir senede gelen tüm seyircilerin sayısının %4'üne tekabül ediyor. On yıl öncesine kadar belirgin bir şekilde Madrid üstünlüğü vardı ancak Barcelona’nın son yıllardaki Avrupa ve lig başarıları rekabette dengeyi sağladı. Özellikle Messi - Ronaldo çekişmesi yıllarca bu mücadelelere ayrı bir heyecan katmıştır.

İstanbul'un iki yakasında kıtalararası derbi

Fenerbahçe - Galatasaray

Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlayan bir mücadele. 100 yıllık kulüplerin ezeli rekabeti... Zeki Rıza Sporel’in en fazla golü attığı, Turgay Şener’in en fazla dakika aldığı ve Fenerbahçe’nin 146, Galatasaray'ın 125 kez kazandığı muhteşem dakikalar... Aslında sahadaki gerginliğin son yıllarda azalmış olması maçlardaki heyecanı biraz olsun düşürdü. Yine de her yıl milyonlarca kişinin sabırsızlıkla beklediği gündür bu derbi günleri. Heyecanın artmasını dileyerek selam olsun olsun Alex'e, Hagi'ye, Hayrettin’e, Samuel Johnson’a, Milan Baros’a, Marcio Nobre'ye ve adını buraya sığdıramadığım tüm oyunculara...

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum