Spor

Euro 2020 Finali Öncesi Futbol ve Sistem Üzerine


Uğur İşçeviren 8 Temmuz 07:13
EURO 2020 ve COPA AMERİCA ile iki farklı kıtada ortak bir heyecan yaratan futbol garip bir spor. Dünya üzerinde skorun bu kadar az olduğu başka bir spor yoktur herhalde. Bu yüzden skor geldiğinde ortaya çıkan görüntüleri, mantıklı bir şekilde açıklamak zor. Zaten futbolu güzel yapan şey de esasen bu sanırım: Mantık dışı olması, tahmin edilebilir olmaması... Mesela basketbol, skor heyecanı çok daha fazla olmasına rağmen öyle değildir. Fazla sürprize yer yoktur basketbolda. Hem maç hem sezon olarak... Eğer doğru kadroyu kurup doğru sistemle oynarsanız sonuç nettir. Kazanırsınız! Ancak futbolda bu yetmez. Her şeyi doğru yapsanız bile kaybedebilirsiniz. Futbolun güzelliği budur. Sürprize açık bir spordur.
2017'deki efsanevi PSG-Barcelona eşleşmesi... Samuel Jonhson'un efsanevi golü ile 1-0 Fenerbahçe lehine biten maç... Lecister City'nin hala inanılamayan premier lig şampiyonluğu... Otto Rehhagel'in Yunanistan'ının Avrupa Şampiyonu olması... Yüzlerce örnek verebilirim ama tümünün ortak bir noktası var: Futbol bir sürprizler oyunudur. Yani her turnuvanın bir sürprizi vardır. Mesela bu şampiyonada da Danimarka hepimiz için sürpriz. Zaten Eriksen'in rahatsızlığından sonra tüm gözler Vikinglere dönmüş olsa da bununla yetinmediler ve EURO 2020 yarı finaline çıkarak diğerlerine üstten bakmaya başladılar. Peki bu aslında onlar için gerçekten sürpriz miydi?

Sistemi olan ülkeler ekol yaratıyor

Soruyu biraz daha genişletelim. Danimarka'nın yaklaşık 4-5 turnuvada bir sürpriz yapması artık sürpriz midir? Neredeyse yıldızsız oynayan bir takım, nasıl bu kadar başarılı olabilir? Peki EURO 2020 finalinin doğal favorisi olan İtalya, her turnuvada bu noktaya nasıl geliyor? Almanların dünden bugüne bir turnuva bile kaçırmamış olması tesadüf müdür? Henüz hiç zirveyi görmemiş olsalar bile, Belçika'nın düzenli olarak çeyrek/yarı final yapmasının sebebi nedir? 90'lı yıllarda başlattığı sportif proje kapsamında, hem futbolda hem basketbolda 2000'li yıllara damga vuracağı öngörülen İspanya sadece şanslı mıydı? Milli turnuvalarda başarısız olsa da kulüp turnuva finallerine ambargo koyan İngilizler nasıl beceriyor bu işi? Peki İngilizlerin aksine kulüp olarak zirveye çıkamasalar da milli takımlarda devamlı kupa kazanan Fransızlar?.. Bu örnekler de arttırılabilir ama bunların da bir ortak noktası var: SİSTEM!.. Yani futbol sürprizler oyunu olsa da devamlılık adına gereken tek bir şey var ki o da sistem. Aksi durumda ortaya çıkan durumu biz defalarca tecrübe ettik. Kulüp düzeyinde zaten pek bir başarımız (Galatasaray'ın ülkemize getirdiği Avrupa Şampiyonluğu hariç) olmasa bile milli takımlar düzeyinde hep bir beklenti oluşturduk.

Yeni jenerasyonun çoğu yurtdışında yetişti

Garip olan şu ki bu beklentiler çoğunlukla tesadüfler üstüne kuruldu. Yani ortada bir ekol olmadı ya da bir projenin ürün olmadı #bizimçocuklar. Son kadroyu düşünün. Altınordu istisnası olan Cengiz ve Çağlar dışında bir proje değil hiçbir futbolcumuz. Hepsi tek başına değerli olabilir. Ama bir projenin ürünü değil bu milli takım. Kendi bireysel çabaları ya da menajerlerinin başarısı sonucu Avrupa'ya giderek isim yaptılar. Böylece ortaya çıkan takım da bir ekol olmaktan uzak kaldı. Çünkü ortada bir sistem yoktu. Hatta çoğu bu sistemsizliğin ürünü. Eğer "limitsiz" harcanan paralar, kışın tırmalamasa alt yapıdan gelen birçok gence "biçare" sarılmazdı çoğu kulübümüz. Ekol olmak zor iş. Ekol yaratmak daha da zor. Misal İtalyanların savunmacı bir anlayışı olduğunu herkes bilir. Brezilya'nın topu dolaştırmasının aksine Almanların gole en kısa ve düz paslarla gittiğini de biliriz. Keza İspanyolların tiki-takası ya da İngilizlerin kanat futbolu ekolü de öyledir. Hatta Danimarka'nın her daim bir golcü üzerine oyun kurması da bir ekoldür. Peki bizim futbol ekolümüz nedir; bilen var mı? Yok; olması da zor. Çünkü yıllardır, sistemleri tartışıyoruz ama yanlış yerden. 4-3-3, 4-4-2, 3-5-2?.. Yani sistem mevzusuna yanlış yerden giriyoruz. Oysa tartıştığımız "sistemin kendisi" olmalı ama ne yazık ki olmuyor. Çünkü ortada ne bir sistem var ne de proje...

Futbolda bir süreliğine öze dönmek zor mu?

Koca Barcelona, altyapısından ne oynayacağını bilen yıldızlar çıkarıyor. Portekiz ekolü 19-20 yaşında eğitimini tamamlamış futbolcular yetiştiriyor. Fransa ligi adeta futbolcu fabrikası... Keza Hollanda da öyle. Peki biz bunu yapamaz mıyız? Bu ekolü yaratmak için futbolda bir süre nadasa alamaz mıyız futbolu? Zaten ortada sürekli bir başarı yokken gerçekten bu kadar zor mu bizim için? Sanırım bu konuda yakın gelecekte bir yere varamayacağız. Çünkü daha yabancı sınırını üst üste 3 sene uygulayamayan bir spor anlayışından ekol yaratmasını beklemek hayal olur. Bu yüzden yakın gelecekte katıldığımız turnuvaların ekolü değil sürprizi olacağız, belli ki. Onu da düzgün yapamadığımızda yaşadığımız hayal kırıklığı ise sistemli bir yıkım. Sorun şu ki bu yıkımların ardından, toparlanmak için ülkemiz en az 2-3 turnuvayı harcıyor. Sonrası ise yine tamamen sürpriz!.. EURO 2020 serüveninin en büyük sürprizi de aşağıda!..
https://www.youtube.com/watch?v=FLy9qEI01wI
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum