Kitap & Edebiyat

Fahrenheit 451 ne anlatıyor?: İtfaiye Eri Montag


Onur Ömer Düzgün 2 Nisan 10:14

“Çoğu yazar işin maddi boyutunda değildir. Yazar, yazdığı dünyayı ziyaret ettiğinizi görmek, karakteri ile sevindiğinizi, üzüldüğünüzü hissetmek, okuduğunuz zaman hayatınızın nasıl değiştiğini bilmek ister. Çoğu yazar bu amaçla yazmaya başlamıştır” demiştim yazma üzerine verdiğim bir eğitimde. Eğitimden sonra elime aldığım bu distopik kitap ile bu düşüncelerim perçinlenmiş oldu.

Onur Ömer’ in Karavanı’nın bu haftaki durağı Ray Bradbury’ nin kaleme aldığı Fahrenheit 451. kitabın sunuş kısmını Neil Gaiman yazmış. Kısaca: “Bazen yazarlar var olmayan bir dünya üzerine yazarlar. İnsanlığın seçmesini umduğumuz veya seçmesinden korktuğumuz bir yolu aydınlatma ihtiyacı duyarız. Bu bir uyarı kitabıdır” yazmış. Ne kadar anlamlı değil mi?

Distopik dünyalar ilginizi çeker mi?

Uzun zamandır okuma listemde olup, bir türlü okuyamadığım kitaplardan birisiydi Fahrenheit. Simyacı, Koku, Hayvan Çiftliği de uzun zaman listemde bulunup, kitabı bitirdiğim zaman “neden daha önce ben bu kitabı okumadım?” diye kendime sorduğum kitaplardı. Fahrenheit 451 de onlar ile beraber kütüphanemde “keşke daha önce okusaydım” rafındaki yerini aldı.

Kitap distopik bir şaheser. Yani gelecek zamanda geçen, aşırı baskıcı bir sistem içinde yaşananları anlatıyor. Montag adında bir itfaiye eri arkadaşımız var. Bu arkadaşımız itfaiye eri ama yangın söndürmüyor aksine yangın çıkartıyor. Hem de kitapları yakıyor çünkü kitaplar yasaklı. Televizyon kaplı odalar ile günlerini geçiren insanlar (şu andan farkı şimdi bizim odalarımızda bir tane televizyon var. Romanda oda duvarları televizyon. Ailenin bütçesine göre dört duvar bile televizyon şeklinde olup interaktif şekilde programlara katılınabiliyor) kitap okuma kültüründen de uzaklaşmış. O yüzden kitapların yasaklı olması durumunu sorgulamıyorlar. Ta ki arkadaşımız Montag kitaplar uğruna kendini ateşler içine atan bir kadından etkilenip, kitap kapağını açana kadar.

Macerayı kendiniz yaşayın diye yüzeysel anlattım. Okumayanların heyecanını kaçırmak istemedim.

Benim hoşuma giden bir başka husus ise kitabın küçük bir öyküden evrilmesi oldu. Başta “Yaya” isimli bir öyküyken, karakter kendini Montag ile tanışırken bulmuş ve “ah, kim olduğunu biliyorum. Ne yaptığını biliyorum. Üniformandan gelen kerosen kokusundan anladım. Sen o yangın çıkaran adamlardansın” demesiyle efsaneler arasında kendine yer bulan bir romana dönüşmüş.

Mutlu günler dilerken size, kitaptan en sevdiğim alıntıyı bırakıyorum: “Mutlu olmamız için gerekli her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Bir şey eksik. Bu yüzden kitapların faydası olabilir diye düşündüm.”
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum