Spor

Fenerbahçe Günlüğü: Beşiktaş JK Maç Analizi


Serkan Yağcı 3 Ekim 20:23

Bu hafta sonu rakibimiz, son haftalarda istediğini sahada alamayan ancak büyüklüğünü tartışamayacağımız Beşiktaş JK idi. Son iki maçında Başakşehir ve İstanbulspor’a karşı güzel oyun oynayıp, skora yansıtamamışlardı. Kolay gol yer görünümünde olan Beşiktaş JK ile zorlu deplasman öncesi milli ara kime yaramıştı? Bu maçın Fenerbahçe için önemi zor bir deplasman derbisinde ve yoğun baskıyı seven taraftar karşısında ne yapacağını görmekti.

Maç öncesi

Beşiktaş JK takımının 7 haftalık lig macerasını gözlemlediğimizde; kolay pozisyon verdiği ama bir o kadar da pozisyon bulduğunu görüyoruz. Bana göre çok üst düzey bir oyuncu olan R. Ghezzal sakat olmasa ve ilk 11'de başlasa maçın hikayesini değiştirebilirdi. Zira ilerleyen bölümlerde değineceğim gibi oyuna girişi ile her şey değişti. K. N’Koudou’nun olmaması ise bizim için ayrı bir avantaj gibi gözüküyordu. Bizim cephede ise en önemli eksik L. Peres idi. Yeni yeni oturmaya başlayan savunma üçlümüz ilk kez Peres’ten mahrum çıkacaktı ve cam adam Serdar kadrodaydı. İlk 11 seçimlerini eleştirmediğim hocanın Alioski ve Osayi’siz bir kadro kurması ise; bu senenin mottosu olan “vardır bir bildiği” kabulüne takıldı.

Oyun

Oyun başlayınca ilk organize atak İrfan Can Kahveci (İCK) ve Ferdi ortaklığı ile çoktan gelmişti bile. İnönü Stadı, arka arkaya gelen Fenerbahçe atakları ve uzun süren ayağa pasları neticesinde küser gibi oldu kısa süreliğine. Bu anlarda Enner Valencia’nın savurganlık, beceriksizlik, vizyonsuzluk ve bilinçsizlik dörtgeni içerisinde olan futbolu; Fenerbahçe’mize net fırsatları bazen son hamle yanlışından bazen de daha doğmadan harcatıyordu. Bu telaşe içerisine sağ ayak içi plasesi çok az farkla dışarı da gitti Enner’in. Gayretli bir oyuncu olduğu aşikar ama yetmiyor. Dün Enner yerine ayağına hakim bir kanat oyuncumuz olsa idi skoru ilk yarıdan alabilirdik.

Pedro konusu ise artık kabak tadı verdi. Koca maç boyunca sıfır katkı ile sahada gezdi. Futbol oynamaya niyeti olduğu konusunda şüphelerim giderek artıyor. Zira kamp yememesi nedenli bazı şeyler tolere edilebilir ama insan 2 aydır biraz da olsa kendini forma sokar. Altay ile beraber resmen sahada yoklar ve 9 kişi oynadık bana göre. Kalecimize sonra değinmek isterim. Zira bu yarı bitince akıllara kazınan tek istatistik kendi sahasında İstanbul’un büyük takımlarından Beşiktaş JK’nın kaleye şut atamamış olması gerçeği idi.

Gereksiz çalımlar ve top kayıpları

Dakikalar ilerledikçe Beşiktaş JK dengeyi oyunda sağladı ancak skor lehine girişimleri Arao ve Crespo’nun muazzam uyumu ile başlamadan bitti. Geri kalan atakları ise Weghorst’un yalnızlığı içinde; üç stoperimizin dönüşümlü sırtına yapışıp onu yormaları neticesinde eriyordu. Özellikle Gustavo kusursuza yakın oynarken; Serdar "cam adam da olsam her daim hazırım" mesajı verdi. Atilla da bu süreçte güzel oynarken 90 dakikanın tamamına yayılan oyununa baktığımızda artık klasikleşen ve hocanın uyarmadığı uzun top atıp kaybetme sevdasına yenik düştü. Tıpkı Altay gibi... Bu iki futbolcunun attığı uzun topların bize yaradığı henüz görülmedi ama bakalım; merakla bekliyorum ne zaman düzeleceklerini. Ancak hücumda üçlü; defansta beşliye dönen savunmamızın uyumu mükemmeldi ki ofsayt taktikleri ile Beşiktaş JK’nın hevesi daha doğmadan kursağında kalıyordu.

Bu süreçte dikkatimi çeken şey özellikle Crespo’nun ve İCK’nın gereksiz çalım ve risk almaları ile oluşan top kayıpları oldu. Nitekim bunların bir tanesi sonunda sarı kart görmek zorunda kalan Crespo oyundan da düşmek zorunda kalıyordu. İlk yarı sonuna gelindiğinde İCK-Emre Mor, Pedro-Bats, Lincoln-Alioski ve kartı yüzünden Crespo-Mert Hakan Yandaş (MHY) [İsmail] değişiklikleri gönlümden geçti. Çünkü Crespo hariç kalan üç isim de ciddi hayal kırıklığı yarattı bende. İkinci yarıya aynı kadro ile çıktığımızda artık su koy verdiğimiz çok net belli oldu. Diğer haftalarda görmekten aşırı keyif aldığımız muazzam presin yerinde yeller esiyor ve Fenerbahçe takımına gönül verenleri endişeye sevk eden dakikalarda akmaya başlıyordu. "Hoca değişiklik için geç kaldı" yorumları başlarken; İCK-Osayi, Pedro-Bats, Crespo-MHY değişiklikleri ile ağzımıza lafı tıktı Jorge Jesus.

Değişiklikler yaramadı

İsimlerden bağımsız değişiklikler bence çok yerinde idi. Az da olsa kıpırdar gibi olan Fenerbahçe, Szalai ile de penaltı olduğu tartışılan bir pozisyon ile ikinci yarının ilk ve tek ciddi atağını yapmış oldu. Bu süreçte Osayi neden ilk 11 olmadığını kanıtladı. Önünde boş alan varken dripling yerine 30 metreden orta yapmayı tercih edince; kenarda Jorge Jesus “Senin yüzünden beyazlayan bu saçları yoluyorum. “ diyerek sinirden üstünü başını paralıyordu. Durumun vehametini kavrayan ve üç hafta içinde bu maçta da yenilir ise 1 puan toplayan hoca olarak gönderilmek istemeyen Valerian İsmael; R.Ghezzal’ı oyuna Gedson Fernandes ile beraber soktu. Oyun bu andan itibaren, Ghezzal gibi A kalite bir ismin sahaya girdiğini anladı. İbresini Beşitaş JK lehine çevirdi. Bu olayda, hocamızın maç sonu açıklamalarından da anladığımız gibi isim vermese de bence MHY ve Osayi’nin çok yetersiz kalışı büyük etkendi.

Oyunun kendine döndüğünü anlayan Valerian; Weghorst’tan fedakarlık yapmadan, ortalık karıştırsın diye Cenk’i oyuna aldı. Ghezzal önderliğinde gerek duran toplardan, gerekse akan oyundan üç net pozisyon bulan Beşiktaş JK oldu. Weghorst bu pozisyonlarda çok şanssızdı ve bir top da direkten dönerken, iki şut kale direğinin adeta tozunu alarak auta gitti. "Bu esnada Altay ne yapıyordu?" diye soracak olursanız; en güzel yerden kombine almış, üstüne para alıp maçı izliyordu. Herhangi bir aksiyonunu bu pozisyonlarda görmedim. Son dakikalarda karın ağrılarımız artsa da zor bir deplasmanı ilk yarı itibariyle 3 puanı hak etmiş gibi olsak da bir puana sevinerek terk ettik.

Oyun içi son yorum olarak Tayyip Talha’dan bahsetmeden geçmeyeceğim. 22 yaşında bir oyuncu için sanki yılların tecrübesi gibi oynadı. O transfer sürecinde neler oldu bilemeyiz ancak bence bu oyuncuyu Fenerbahçe için kaçırılmış fırsat olarak gördüm.

Maç sonrası

Maalesef milli ara bize yaramamış. Hatta haftalardır oynanan güzel oyun ters motive etmiş takımı. Sonuçta bu bir derbi. Deplasmanda yenilmemek de güzel ancak şu hali ile Beşiktaş JK takımını yenmemiz gerekirdi saha içi değerlendirildiğinde. Burada İCK-Pedro-Lincoln’ün maç boyu etkisizliği çok büyük etkenken; yerlerine girenlerden özellikle MHY’nin bir daha kolay kolay forma giyeceğini sanmıyorum. Jorge Jesus üstü kapalı mesajı verdi zaten. Maçın bizim tarafımızda adamı bence Crespo idi. Çıktıktan sonra Beşiktaş JK resmen sürklase etti takımımızı. Yerine giren MHY’nin -bırakın Crespo’nun boşluğunu doldurmayı- kendine dermanı yoktu. Maçın adamı ise bence Ghezzal idi. Çok kaliteli isim olduğunu topla buluştuğu her an ispat etti.

Artık ligin dörtte biri geride kaldı neredeyse. İCK-Pedro-Lincoln-Bats bir an önce toparlanmalı. Hepsi üst düzey adamlar ve hepsine ihtiyacımız var. Emre Mor ise M.Zajc gibi ortalarda yok ama onlara da çok ihtiyaç var. Bakalım hocamız milli aranın yaylarını gevşettiği ekibimizi 3 gün sonra oynanacak AEK Larnaca maçına kadar mental olarak hazır edebilecek mi? Açıkçası pek de şüphem yok. "Çok rahat; hazır edecektir" diye düşünüyorum. Bir dahaki maçta Fenerbahçe galibiyeti analizi yapmayı diliyorum.

Bu yazıyı kargala!
7 Yorum
Dronac
Dronac
21:04 @ 03.10.2022
Yalandan tekme yemis gjbi 3 takla atan tayyip yorumu disinda katiliyorum yine ghzel bir kritik eline beynune saglik
Damatbey5355
Damatbey5355
22:27 @ 03.10.2022
Yazdıklarınız çok doğru, dobra ve doğru yazılarınızı bekliyoruz
Sarılaci
Sarılaci
07:37 @ 04.10.2022
İck nın bu takımda yeri yok
serdar
serdar
10:38 @ 04.10.2022
severek takip ediyoruz
Drogba
Drogba
12:38 @ 04.10.2022
Fenerbahçeyi çok yakından takip ettiğiniz belli. Maçı çok güzel analiz ediyorsunuz. Teknik açıdan yaklaşımlarınıza katılıyorum. Severek ve heyecanla takip ediyorum.
ALBAY
ALBAY
14:04 @ 04.10.2022
HARİKASIN
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
14:32 @ 04.10.2022
Elinize sağlık her zamanki gibi mükemmel bir yazı olmuş