Spor

Fenerbahçe Günlüğü: Bitexen Giresunspor Maç Analizi


Serkan Yağcı 13 Kasım 21:37

Fenerbahçe bu hafta Türkiye Spor Toto Süper Ligi’nde 12 puanla 15. sırada yer alan Bitexen Giresunspor (BG) ile karşılaştı. Bu maçın önemi; lige verilecek uzun aradan hemen önceki son Kadıköy müsabakasını 3 puanla kapatabilmekti.

Maç öncesi

BG’un; bu hafta Medipol Başakşehir’in Galatasaray SK ile olan mücadelesinin aksine, Kadıköy deplasmanına ideale yakın kadrosu ile çıktığını gördük. Rakibine göre nispeten zayıf olan BG, en azından skoru beraberlikte tutmak amacı ile sahaya çıkacaktır diye düşündüm. Fenerbahçe cephesinde ise ideal 11 denen kavram artık olmadığı için Crespo’nun ilk 11’de olmayışı çok da şaşırtmadı beni. Zira Ferdi ile beraber sarı kart sınırındaydı.

Ve oyun: Deprem Tatbikatı

İlk düdüğün çalması ile beraber Fenerbahçe rakip kalede daha sık görülen takım oldu. BG, bu sene Sarı Kanarya’nın her zayıf rakibi gibi oyunu soğutma ve futbolu berbat etme adına her şeyi yaparak oyuna başladı. Baskılı olan Fenerbahçe olsa da ilk tehlike BG’den geldi. Altay kalesini gole kapatınca dönen topta dakikalar 19’u gösterdiğinde Ferdi’nin yaptırdığı penaltıyı, gol kralı ünvanı peşinde dolanan Enner skor tabelasına yansıttı. Sonraki dakikalar Fenerbahçe üstünlüğü ile gitmeye devam etti. Crespo’nun yokluğunu sahada hisseden Fenerbahçe Zajc ile organize olamadı. İrfan Can Kahveci (İCK) ve Rossi’nin de sahada etkisiz oluşu, oyunu Fenerbahçe ağırlıklı olmakla beraber, zevksiz geçmeye yöneltti.

Pedro, Batsman’in yokluğunda bulduğu forma şansını ilk yarı itibari ile hiç de iyi değerlendiremedi diye yazarken, faydasızlığının üzerine aynı gereksiz iki hareketle, çift sarıdan atılarak tuz biberi ekti. Ayağının içiyle üç metreye pas veremiyorsun. Hadi ilk röveşata denemen ceza sahası içinde idi. Orta sahada röveşata atmaya çalışırken oyundan atılmak ne demek? Futbol oynamaya gelmediğini başından beri söylüyorum. O nedenle bu ümitsiz vakayı devre arası göndermeleri isteği ile şimdilik pas geçiyorum.

Serdar'ın hediyeleri

İkinci yarı gene değişiklik olmadan başladı Jorge Jesus (JJ). 10 kişi kalan rakibi karşısında BG topla oynama üstünlüğünü ele geçirdi. Dakikalar 60’a gelene kadar oyunda kuru kalabalık dışında aksiyon olmadı. İCK-Zajc-Rossi üçlüsü bir türlü oyuna giremedi. Bunun üzerine JJ; Rossi ve Zajc yerine oyuna Samuel ve Crespo’yu aldı. Crespo oyuna girer girmez farkındalığı arttırdı. Ferdi sol açığa geçerken, Samuel sağ beke yerleşti. Takım 10 kişi olmasına rağmen etkisini göstermeye başladığı anda bir serseri topta Serdar Aziz’in hatasına Altay’ın katkısı, kaçınılmaz olan golü getirdi.

Ortada pozisyon yokken bir anda skor dengelendi. Maçın kötülerinden İCK yerini Emre Mor’a; Alioski ise Serdar Dursun’a bıraktı. Ferdi bu kez de sol beke geçti bu değişiklikler ile. Sonrasında takım gene oyun üstünlüğünü ele aldı ama bu kez sahnede tekrar Serdar Aziz vardı. Kararsızlık içinde pas mı vereyim-uzaklaştırayım mı derken; ayaklarını birbirine dolaştıran cam adam takımının bu kez mağlup olmasına sebep oldu. BG organize atağı olmadan maçın skoru konuk takım lehine gelişiverdi. Son hamle geç kalan Arao-Arda değişikliği ile geldi JJ’dan. Ancak Emre Mor ve Arda’nın çabaları; 2. lig forveti Serdar Dursun’un yetenek kısıtlılığı nedeni ile sonuçsuz kalırken, Kadıköy’de depremin tatbikatı değil de kendisi yaşandı.

Maç sonrası

Haftanın süprizi diyebileceğimiz bir skorla karşılaştık Kadıköy’de. Burada eleştirmemiz gereken ilk husus eldeki tek kuş-daldaki üç kuş ikilemidir bence. BG’ye eldeki kolay kuş gözü ile bakmış JJ başta olmak üzere tüm takım. Sarı kart cezalısı olur korkusu ile Crespo’yu ilk 11’e yazmayan hocamız; onu Trabzonspor’a sakladı kendince. Zira BG’yi rahat yeneriz diye düşündü. O zaman bu durumda Trabzon’da üç puanı almasını bekliyorum kendisinden. Yerine oynayan Zajc sıfır katkı verdi. Bu da Crespo’nun alternatifinin olmadığını tekrar gözümüzün içine soktu.

Zajc’ın kendine gelmesini değil; bu saatten sonra camiaya faydalı olarak yollanmasını bekliyorum.Üstelik İCK ve Rossi sahada yoklardı. İCK çok üst düzey bir adam ancak yaptığı hareketler de bazen ukalalık sınırını zorluyor gözümde. Kendine güven çok önemli. Fakat işi sululuk ve ciddiyetsizliğe çevirirse bu camianın topçusu, unutmaması gereken bir nokta var. Bu tribünler Alex’e bile ayar çekti zamanında. Onun ayarında bir adamın dün maçı çevirmesi lazımdı. Rossi ise Rossi işte.

Altay her maç yaptığı ölümcül hatalarına dün 2 yenisini daha ekledi. Uzun topta ilk yarı ceza sahası dışına çıkıp topa kafa vurması ile, topun gittiği yön taraflı tarafsız herkesi güldürürken; ikinci yarı Serdar Aziz’in pozisyonunda yapmadığı çıkış Fenerbahçe taraftarı hariç herkesi güldürdü. O pozisyonda iyi bir kaleci çoktan çıkmış, gerekirse Serdar Aziz’in kafası ile beraber topa yumruğu yapıştırmıştı. Geri kalan dörtlünün üçü ise yeterince oynadı bence. Zira baktığımızda BG bulduğu tek pozisyon ile 2 gol yaptı totalde.

Ferdi in Pedro out

Ferdi ise gene ayrı bir paragraflık maç oynadı. Maçın adamı idi Fenerbahçe açısından bence. Gerek ofans gerek defansta mücadelesi göz kamaştırırken, sağ bek-sol bek-sol açık pozisyonlarında oynadı maç içinde. Ancak JJ’un dikkatini çekiyor mu bilmem. Ferdi pozisyon olarak bek olduğu zaman (özellikle sağ bek) maksimum katkısını veriyor. Açığa geçince geriden bindirmeleri yapamadığı için çok etkili olamıyor. İyi bir driplingci olan bu genç savaşçı, hızını geriden alıp fulelere başladığında daha durdurulamaz oluyor ki kazandırdığı penaltı bunun en net örneği.

Serdar Dursun ise lütfen -Pedro ile beraber- bu takımda Durmasın. BG golünün hemen ardından kaleci ile altı pas içinde yakaladığın o pozisyonu skora yazamıyor isen senin Fenerbahçe’de işin yok. Uzatmanın da manası yok. Ara transferde kesinlikle bu takıma bir golcü ve bir stoper takviyesi şart. Aslında kaleci de şart ancak ara transferde çok kaliteli kaleci alınamayacağını düşünüyorum yüksek bonservis bedelleri verilmeden.

Jesus formsuzdu

JJ’nin bana göre performans düşüklüğü gösterdiği bir maç oldu. Son 3 maçtır hamleleri işe yaramadı. Bunda yoğun maç trafiğinin üstüne eksik takımla sahada mücadele etmesinin de katkısı vardı. Tüm bu olumsuzluklara rağmen, lige verilen uzun araya, en ciddi rakibinden 2 puan önde girdi Sarı Kanarya. Kaleci, stoper ve forvet yetersizliği yaşayan bir takımın bu şekilde ara öncesi ligi lider bitirişi; başarılı olduğu manasındadır benim futbol görüşümde. Gönül isterdi ki en azından 3 hatta 5 puan farkla girilsin ancak her takımı, her koşulda ve şekilde yenemezsin. Hele ki sertliğin ön planda olduğu bir ligde, eksik de kaldı isen mağlubiyet kişisel hatalardan olsa da kaçınılmazdır bazen.

Gelelim saha dışına. Sürekli saha içi konuşmak maalesef bu ortamda çok zor. Yönetim için diyecek söz yok. Stoper ve forvet alanlarına eksik transferleri mi sayalım; takımın haklarını korumak konusunda yıllardır seslerinin çıkmamasını mı bilemedim. Geçen hafta Batsman’ın olmayan 2 faulüne sarı kart çıkaran hakeme laf etmez isen bu hafta da kendi sahanda deplasmanı yaşatırlar adama.

Pedro’yu sevemedim çünkü gamsız ve futbol oynamaya gelmemiş. Atılmasına da direkt haksızlık diyerek yaygara koparmak yakışmaz. Ancak bu ikinci sarı kartın aynısı, şampiyonluğa oynayan Fenerbahçe dışında herhangi bir takıma, kendi sahasında verilsin; şaşkınlıktan küçük dilimi yutarım. Bu yönetim hakkında fikirlerim sabit olduğu için saha içini yazmaya devam edeceğim.

Elbette Türk futbolunun çiçeği hakemler…. Sezon sonu görüşmek dileği ile… Son Demir Grup Sivasspor ve Bitexen Giresunspor maçlarını hakem hususunda analiz edilecek maçlar listesine ekliyorum. Verilecek uzun aradan sonra, zorlu Trabzon deplasmanına kadar beklemek zor olacak zira yıllar sonra sahada güzel futbol oynayıp, mücadele eden bir Fenerbahçe izliyoruz.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum