Spor

Fenerbahçe Günlüğü: Fatih Karagümrük Maçı Analizi


Serkan Yağcı 10 Ekim 20:06

Fenerbahçe’nin rakibi -lige zorlu fikstür dezavantajı ile- istediği gibi başlayamayan Vavacars Fatih Karagümrük’tü. Üstelik geçen hafta aldığı İstanbulspor mağlubiyeti ile daha da hırslı oynayacağını düşünüyordum. Bu maçın önemi çok zorlu olmasa da yoğun Fenerbahçe maç fikstüründe çıkacak ilk 11 idi. Ayrıca AEK Larnaca maçında kısa süre oynamasına rağmen çok iyi olan Arda görev alacak mıydı?

Maç öncesi

Vavacars Fatih Karagümrük takımının 7 haftalık lig macerasını gözlemlediğimizde; Beşiktaş, Bitexen Giresunspor, Medipol Başakşehir ve Demir Grup Sivasspor gibi zorlu maçlar oynadığını görüyoruz. Ligin son sıralarına demir atan İstanbul ekibinin kadrosu bu sene efsane İtalyan Pirlo’ya emanet edildi. Ayrıca kadrosunda kaleci Viviano, Salih Dursun, Caner Erkin, Jimmy Durmaz, Caulker, Borini, Diagne gibi Türkiye ligi tecrübesine sahip oyuncular var. Ancak pek keyif vermiyorlar. Gol yükünü ağırlıklı olarak Borini ve Diagne çekerken; bu maç Diagne taktik gereği yedek olarak oyuna başladı. Fenerbahçe'de bir önceki maçın üçlü savunması yerini dörtlüye bırakmıştı. Sol beke tuhaf şekilde yine Lincoln geçmişti. Sanırım Jorge Jesus'un bu tercihinde Beşiktaş maçında oyuna girip de Ghezzal’ı durduramayan Alioski’ye verdiği ayarın devam etmesi etkendi. Ferdi maç öncesi rahatsızlandığı için son anda kadrodan çıkarılmış ve Osayi sahadaki yerini almıştı. Bir önceki maçın kalbur üstü oyuncusu Emre Mor gene sahada idi.

Geri kalan kadro ise şaşırtmadı beni. Sakatların ve hastaların eklenmesi ile hücum anlamında yedek kulübesinde sırtımızı dayayabileceğimiz çok oyuncu göremedim. Rossi ve Mitchy hariç... Ancak tıka basa dolu statta kolay ve bol gollü galibiyet beklememek için hiçbir neden göremedim.

Ve oyun...

İlk düdükle beraber tıklım tıklım dolu Saraçoğlu tribünleri "Bu sene o sene" dercesine maça başladı. Ama nedense takım ilk 5 dakika tutuktu. İrfan Can Kahveci (İCK)’nin savunma arkasına sarkması ile büyüyen tehlike, korner sonrası kaleci Viviano’nun üstüne gelen şut ile bitiyordu. Gene Enner’in kaleci üstüne vurduğu topun üstünden çok geçmeden Crespo Viviano’nun üstüne değil de sağ köşeye vurunca Kadıköy sallandı. Oyunda istediği üstünlüğü ve önceki maçlara göre presi kuramayan Fenerbahçe golü bulmuş oldu. Emre Mor’un prese katılamaması ve her zamanki gibi Pedro’nun sahada olmayışı da bunda etkendi. Vavacars Fatih Karagümrük oyunu bırakmadı ve tecrübeli oyuncusu Borini’nin; Szalai’ye yakışmayan pozisyon ile başlayan tehlikede, klas dönüşü ile Gustavo’yu ekarte etmesi sonrası sert vuruşu yakın mesafeden golü getirdi. Bu golü yedi diye Altay’ı eleştiremem ancak ne zaman fark yaratacak bilemiyorum. Gene kaleyi bulan ilk şut gol oldu.

Sol taraf çok aksadı

Bu satırları yazmadan ilk golde hatası olan Szalai ikinci hatayı da yaptı. Lincoln nedenli aksayan sol taraf çoktan göçtü. Zaten Fenerbahçe kalesi bu aralar yalnızları oynadığından gelen 2. şutun da gol olması işten değildi. Sahada görünmeyen İsmail, Emre, Pedro, Altay ve sol bekte bocalayan Lincoln ile takım iyi görünmüyordu. Derken Lincoln ‘“ben sol bek değilim’” isimli asistini savruk, dağınık ama gayretli Enner’e yaptı. Tabiri caiz ise hem stat hem de ekran başındakilere hayat öpücüğü oldu. İlk yarının sonlarında Enner’in zor pozisyonda, İCK’nın müthiş ortasına yaptığı şık kafa vuruşunun direkten dönmesi de artık klasikleşen Sarı Kanarya şansına bir örnekti. İlk yarıda beni hayal kırıklığına uğratan Szalai, Emre ve geçen maçın adamı olan İsmail oldu. Şaşırtmayan ikili ise her zamanki gibi Altay ve Pedro oldu.

Bence ikinci yarı Emre Mor-Rossi, Lincoln-Alioski, Pedro-Batsman değişiklikleri olmalıydı. İkinci yarı başlarken değişiklik olmamasına da alıştık. Zira Jesus ilk 45 dakika sonrası müdahaleleri çok sevmiyor. Talihsiz bir çarpışma sonrası Fatih Karagümrük’lü Ozdoev oyundan çıkmak zorunda kaldı. Uzun bir süre oyun durunca tadı da iyice kaçtı maçın. İlerde Pedro nereye koşacağını dahi bilmezken, sahadaki varlığı ruhumu bunaltmaya başladı. Emre Mor ile beraber... Dakikalar 58’i gösterirken gene Crespo’nun çabası ile tehlikeli bir yerden frikik kazandı Fenerbahçe. İCK ise bu pozisyonu değerlendiremedi. Böylece ikinci yarı 15 dakika sonrasında ilk atağımsı pozisyonu izlemiş olduk. Arkasından ilk tehlikeli verkaç organizasyonunda Caner’in elle müdahalesi ile Fenerbahçe penaltı kazanmış oldu. Topun başına Enner geçince tedirginlik ve adrenalin seviyeleri arttı. Ancak kaleci ile meşin yuvarlak çoktan ters köşelerden birbirlerini izliyorlardı.

Altay yeterli değil

Daha golün sevinci kursaklarda iken Altay, "ben varken size rahat maç izlemek yok" dedi. Acilen bu takıma uluslararası ağırlığı olan bir kaleci gelmeli. Ben bir taraftar olarak 3 yıldır bu işten sıkıldım. Çünkü kalecin iyi değilse şampiyon olman mucizelere bağlıdır bu ligde. Ardından Enner’in Pedro ile verkaçında çektiği şutun rakip savunmanın elinden dönmesi ile penaltı geldi. Gene Enner topun başına geçti ve gene tedirginlik seviyesi artmaya başladı. Ancak yine ters köşeye topu bıraktı gecenin adamı. Üst üste goller, penaltılar, pozisyonlar ve değişen oyun dinamiği sebebiyle 10 dakika bekledikten sonra Emre Mor-Rossi, Lincoln-Alioski değişiklikleri geldi. Jesus’un Pedro’ya bu satırları yazarken dakikaları 80’i gösterdiği halde katlanması bana inanılmaz geldi. Sanırım onu kazanmaya çalışıyor. Ancak bu, Kadıköy golcüsü ve son AEK Larnaca maçının skoreri Batsman’a büyük haksızlık.

Acilen Fenerbahçe’nin gol bulması lazım gelen dakikalarda, Pedro nedenli 10 kişi oynayan Fenerbahçe hocası beklerken; Vavacars Fatih Karagümrük hocası Pirlo, defansif manada riski göze alıp Shukurov’u oyundan çıkardı. Süper Lig’inin tecrübelisi Diagne’yi aldı oyuna ve aldığı riskin karşılığını gördü.

Jesus maalesef çok geç yaptığı Pedro değişikliği ile, Gotham yarasasının havasını söndürmeye niyetli Kadıköy yarasasını oyuna aldı. Serdar Dursun ile beraber... O dakikadan sonra her iki takımda da oyun disiplini koptu. Ama psikolojik ibre skoru korumaya yönelik oynayan Vavacars Fatih Karagümrük aleyhine dönmeye başladı. Fenerbahçe’nin yalancı baskısı golü getirmiyordu. Ta ki Szalai’nin -aslında maç başında değil sonunda denemesi gereken- Kadıköy yarasasına attığı uzun topa kadar... Kadıköy yıkıldı ama sevinçten; uzatmalarda gelen can suyu gol ile... Arkasından özellikle Serdar Dursun’un topu saklama kabiliyeti ön plana çıktı ve kalan dakikalar eridi. Üç puanı alan taraf Kadıköy Boğası oldu.

Maç sonrası

Kazanan her zaman haklı mıdır? Kaybedilen bir puanda uzun yol kazası telafi edilir diye mi düşünecektik? Jesus neden Pedro’ya bu kadar sabretti? Lincoln sol bek oynamalı mıydı? İyi giden üçlü savunma bozulmasa mıydı? Kadıköy yarasası, Pedro bu kadar kötü iken neden ilk 11 oynamaz? Sorular kafamda uçuşuyor galibiyetin son dakikada gelmesi sevinci ile beraber... Zamanla çözümü ile beraber göreceğimize Jesus’a güvendiğim için inanıyorum. Futbolsever olarak tarafsız gözle maça bakacak olursak seyir zevki, pozisyon zenginliği, oyun akışı ve oyun planları, gol sayısı ve heyecan düzeyi ile izlenesi bir maçı geride bıraktık.

Altay bence yetersiz. Bunu 3 yıldır mütamediyen söylüyorum. Ancak ne olursa olsun maç esnasında bir futbolcuyu, hem de böylesine kritik bir maçta demoralize etmenin manası yok. Fenerbahçe seyircisi, -daha önce de yazdığım gibi- uç noktaları seviyor. Gereksiz aşırı sevgi sonucu, istenilen performans sahaya yansımayınca gereksiz aşırı tepki meydana geliyor. Altay bir kaleci ama sadece vasat bir kaleci. Fenerbahçe kalecisi değil. Yıllardır bunu söylemekten bıkmadım, şimdi de yazmaktan bıkmayacağım. Fenerbahçe kesinlikle uluslararası tecrübe sahibi ve ülkesinin efsanesi olmaya aday bir yabancı kaleci almalı.

İyiler yine iyi

Gelelim Attila Szalai’ye! Çok büyük hayal kırıklığı oldu bu akşam. Her golde hatası vardı. Uzun top şımarıklığı hala devam ediyor. Uzun top oyununa karşı değilim. Ayağın iyi ise ve maç sonu şişirme ihtiyacın var ise... Doğru zamanda yaptığı uzun top asisti ile gecenin günah keçilerinden biri olma bahtsızlığını yendi. Pedro hala hazır değil. Koşmaktan dahi aciz. Futbol oynamaya geldiği ile ilgili şüphelerim de artıyor. Larnaca maçında yorulmayan bir oyuncu için bu performans ve ona bu kadar sabreden Jesus tavrı kabul edilebilir değil. Umarım yanılırım; zira kalite olarak ligimiz için son derece yeterli bir oyuncu.

Emre Mor da iyi olmayan isimler arasındaydı. "Acaba o da ne zaman katkı verir?" diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Geçen maçın adamı İsmail’i de çok izleyemedik açıkcası. Stoperlerimizin ve Altay’ın en azından perşembe günü oynanacak maçta dinlenmesi iyi olacaktır.

Hakkını veren isimlere de değinelim elbette. Bebek yüzlü Crespo gene üzerine düşeni fazlası ile yapıp çok şık da bir gol atarken; İCK de oyuna katkısını esirgemedi. Osayi ofansif manada yetersiz olsa da hızı ile defansif manada çoğu rakip organizasyonunu başlamadan bitirdi. Lincoln, -sol bekte- yerinin adamı olmadığını ispatladı. Zira goller hep oradan Szalai’nin formsuz maçında Lincoln’ün açıklarını kapatamamasından geldi. Ama asistle birleştirdiği gayretini de takdire layık buldum.

Bana göre maçın adamı; uzun zaman sonra Fenerbahçe’de Soldado’nun arkasından yaptığı hat-trick ile Enner Valencia idi. Her ne kadar ikisi penaltıdan olsa da; o stresli anlarda duran toptan gol yapması bile 3 puan için önemliydi. Çok savruk, bencil ve dengesiz vuruşları var. Ancak hırsını ve demoralize olmadan koşmaya devam etmesini takdir ediyorum.

Yeni yarasa Batsman

Pedro’nun yerine (bana göre en az yarım saat önce değişmesi gerekirken) oyuna giren ve camianın geceyi morali bozuk olarak kapatmasını önleyen, Kadıköy golcüsü Mitchy Batshuayi-Atunga, Fenerbahçeliler’e avazı çıktığı kadar bağırdı:

"Gotham yarasası sevdiğimiz bir abimizdi. Janti adamdı, kapkara giyinmeyi çok iyi bilirdi. Mesela ben bilmem. Sarının yanında lacivertsiz giyinmem. Çok sessizdi, hiç gülmezdi. Ben güler ve güldürürüm. Gotham yarasası işleri tek başına halletmeyi severdi. Mesela ben sevmem; takım için, takımla beraber yaparım ne yapacaksam. Kardeş, Gotham yarasası sevdiğimiz bir abimizdi ama başarıyı kimseyle paylaşmazdı. Ben paylaşırım. Uzun lafın kısası, Gotham yarasası öldü kardeş. Artık ben varım! Kadıköy yarasası Batsman..."

Son dakika golüyle kazanınca çok keyifli olan maçın arkasından alınan üç puan güzeldi. Eksikler var ve her daim hayatımızda olduğu gibi takımda da olacak. Şimdi Jesus'un elinden geldiği kadar düzeltebilmesi ve yolun sonunun şampiyonluk olması dileği ile AEK Larnaca maçına bekliyoruz.

Bu yazıyı kargala!
3 Yorum
Fenerlikemal
Fenerlikemal
20:26 @ 10.10.2022
Her takımın kötü günü olur önemli olan kötü günde gelen üç puan.
Albay
Albay
21:09 @ 10.10.2022
Şahane
can zl
can zl
21:26 @ 10.10.2022
süper yorumlar.