Spor

Fenerbahçe Günlüğü: Galatarasay SK Detaylı Maç Analizi


Serkan Yağcı 9 Ocak 22:23

Fenerbahçe kulübünün ev sahibi olduğu maçta, dev derbide rakibi Türkiye Spor Toto Süper Ligi lideri Galatasaray (GS). Bu maçın benim açımdan önemi; futbola dair herşey…

Maç öncesi

Galatasaray deplasman takımı mantığı ile öne Barış’ı koyarken, artık klasikleşen savunma arkasına adam kaçırma taktiği ile Fenerbahçe’yi zorlamaya gelmişti Kadıköy’e. İstim üstünde Muslera, klas Mertens ve ev sahibine ters gelen oyun tarzı ile Kerem’de tehlike yaratacak isimlerin başında geliyordu. Okan Buruk (OB) rakibini iyi analiz etmiş gibi görünüyordu. Burada tek sıkıntı Barış’ın tecrübesizliği olabilirdi. Fenerbahçe cephesinde ise büyük maçların kaybeden hocası Jorge Jesus (JJ) gene 3’lü savunma tercihi ile sahaya takımını dizmişti. Katkısına rağmen beğenmediğim Rossi ve King kanatları oynarken Batshuayi de ilerideki yerini Valencia’nın yokluğunda almıştı.

Oyun

İlk düdüğün çalması ile beraber Fenerbahçe rakibini ablukaya aldı. Ayağa paslar yerini bulurken pozisyon üretmekte kısır bir Fenerbahçe izledik 11. dakikaya kadar. O dakikada Gustavo’nun belki de kırmızı kartla sonuçlanması mümkün olan faulünden sonra oyun Galatasaray’ın eline geçti. Aslında 11. dakikadan sonra kalan süreyi Fenerbahçe açısından yazmanın manası yok. Hatta tek kelime ile özetlemek gerekirse: Rezalet!..

Özellikle üçlü savunmanın solunda oynayan Atilla’nın kariyer ezdiği maçta, üst üste gelen GS ataklarında bir korner sonrası Oliveira’nın gelişine çok da etkili olamayan vuruşunu Altay’ın her zamanki gibi buyur etmesi ile beraber skor rakip takım lehine döndü tıpkı oyun gibi. İlk yarı boyunca top konuk takım hakimiyetinde idi. Barış’ın tecrübesizliği olmasa ilk yarıdan maçın son skorunu ve belki de maç sonunda tarihi farkı elde edebilirdi konuk takım. Fenerbahçe taraftarı da takımı gibi stadda uyuyakalınca ilk yarı bu skorla kapandı. Belki de ilk kez ilk yarı sonunda değişiklik yapan JJ, hatasından dörtlü savunmaya geçerek döndü. Icardi’nin girdiği 75. Dakikaya kadar doğru dizilişle oynayan Fenerbahçe, şampiyon olacak takımın kalecisinin nasıl olması gerektiğini gösteren Muslera engeli ile karşılaştı.

Lincoln-İrfan Can Kahveci (İCK) ve Zajc hamleleri de üst üste geldi JJ’tan. Ancak boş işlerin adamı olma yolunda hızla ilerleyen İCK, instagram reels parti videosu atmaktan yorulmuş olsa gerek ki oyunla ilgili değildi. İcardi ise neden her takımda en az 1 süperstar olması gerektiğini yaptığı asistle kanıtlamıştı bile. Elbette üzerine gelen topu bacak arasından içeri alan kalecimsi oyuncumuzun katkısı da takdire şayandı bu pozisyonda. GS, ikinci golün verdiği özgüvenle gene sahaya hakim oldu. Peş peşe gelen kırmızı kart ve İcardi’nin güzel vuruşunda elinin üstünden topu ıskalayan kalecimsi nedeni ile maçın skoru Kadıköy’de unutulmayacak derecede ağır bir mağlubiyeti gösteriyordu: 0-3

Maç sonrası

Derbi tarihinin unutulmaz maçları arasında yerini aldı bu maç. Benim izlediğim derbiler arasında Kadıköy’de Fenerbahçe’nin bu kadar ezildiğini, aciz duruma düştüğünü ve hatta zaman zaman topa dahi değemediğini hiç görmemiştim. Portekiz derbi karnesi kırıklarla dolu olan JJ, serisini ülkemizde de istikrarla devam ettiriyor. Daha önce Beşiktaş, Trabzonspor gibi takımlar karşısında da korkak futbol ve üçlü savunma ile oyun dominansını rakibe verip pozisyon dahi yaratamayan takımı dün gene sahaya sürerek neyi amaçladı ya da neyin değişeceğini düşündü? İnanmak çok zor. Bundan 5 maç öncesine kadar yere göğe sığdırılamayan adama ne oldu? Şimdi kötü hoca mı oldu? Sanmıyorum bildiklerini 5 -6 haftada unutacak kadar zeka fukarası olduğunu.

Bu olanın tek açıklaması var bence. JJ Brezilya milli takımına gitmek istiyor ama efendice de değil kovulup tazminatını alarak gitmek istiyor. Bu beni kanaatim tabi ki zamanla göreceğiz ne olduğunu. Muhteşem başkanımız Ali Koç döneminde sıklıkla yaşadığımız bu döngüye sanırım 3-4 hafta kaldı. Zira bir takım bu kadar düşemez. Hoca elini ayağını tamamen takımdan çekmiş durumda. Ne kenarda bir hırs var ilk haftalarda olan ne de bağırma-çağırma-hatalara kızma… Kafası tamamen burada değil. Öyle ki takım olaydan kopmuş; ben tarihte görmedim son 6 maçın dördünde kırmızı kart gören Fenerbahçe’yi. Mert Hakan Yandaş denen arkadaş oynamadan kenarda kaldığı sürelerde sarı kart görerek cezalı duruma düşecek hale geldi. Bu nasıl disiplinsizliktir? Ali Koç’un daha önceki senelerden bildiğimiz başkanlığında bu futbolcuları disiplinize edecek olan JJ’dir. Onun da olayla alakası kalmayınca gelinen nokta budur.

Kalite farkı

İCK maç kurtarsın diye oyuna girip, topa değmeye tenezzül etmez iken rakibinin ayağına düşmanca ve kasıtlı hareketi nedeni ile kırmızı görüyor. O ana kadar sahada atmadığı deparı; kırmızı kartla atılınca soyunma odasına inerken atıyor. İnsanda az utanma olur diyeceğim ama reels videosu atarken utanmamış; bu başkan, bu taraftar, bu hoca ona bir şey dememiş ise yaptığı hareket de son derece yakışık alıyor. Baştan beri adı GS ile geçen topçuların ve hatta oraya gitmek isteyenlerin alınmasına karşıyım. Sonucu da ortada zaten. Bu takımın bireysel yetenek olarak en ileri seviyedeki ve prensi olacak oyuncusu bu halde ise gerisini siz düşününün. Takımı Joseph-Topal moduna döndüren ve artık bu camiayı ciddiye aldığına inanmadığım hocamız bu işte en büyük kabahatli olsa da aslan payı başkanımıza ait elbette. Ona son paragrafı ayırmak istiyorum.

Bir takım düşünün her futbolcusu maçlar ilerledikçe form tutacağına daha da kötü hale gelir mi? Szalai, Serdar, Gustavo, Rossi, Batshuayi, Zajc, King… Hepsi birbirinden beter. Takımda Ferdi haricinde kaliteli, Osayi-Ferdi haricinde mücadele eden insan olmaz mı? Osayi iyi bir sporcu. Lafım yok. Onunla yollar ayrılmalı ancak atletizm takımında yollar tekrar birleşmeli. Orta kesmeyi bilmeyen kanat oyuncusunun Fenerbahçe’de ne işi var? Ayakta duramayan Rossi vitamin takviyesi alsa gene faydası yok. King ve Batshuayi ise ateş olsalar cürümleri kadar yer yakarlar; işte hepsi o. Sene başında bu kadronun yetersiz olduğunu bağıra bağıra söyledim. Özellikle Kim Min Jae’nin gidişinin büyük sıkıntı olduğu ve yerinin doldurulması gerektiğini belirttim. Ancak Trabzon tribünlerinin gülen yüzlü başkanı her yolladığı adamın yerine daha kötüsünü alarak kendi alanında kırdığı rekorları yenileyerek bizi şaşırtmadı.

Kaleci farkı

Bu takımın kalecisi Altay olamaz. Olursa şampiyon olamazsın… Degajlarını bile kıyaslarsan her 2 takımın kalecsinin; Muslera’nın degajlarının hiçbiri Fenerbahçeli oyunculara gelmez iken; Altay’ın attığı degajların da bir tanesi bile Fenerbahçeli oyunculara gelmiyor. Aralarındaki tek benzerlik de bu zaten kaleci olarak. Yerden uzandığı taraftan, bacak arasından, kapattığı köşeden havadan… Hatıratına türlü türlü anılar ekledi yine sağolsun her açıdan gol yiyerek. Karşıda Muslera var sende Altay. Fazla konuşmanın manası yok kaleci hususunu. İş bitirici forvetin yok. Adam eksilten kanadın yok. İşe yarar iki adamın ciddi disiplin ve istikrar sorunu var (İCK ve Emre Mor). Üstelik rakip gencecik Barış’ı tek forvet Kadıköy’de oynatırken sen Arda’nın yüzünü unutturdun insanlara. Bu koşullarda başarı nasıl gelir? Mesela bu Arao gibi Türkiye Ligi’nden 5-6 adam bulursun orta sahada oynatacak. Kim aldı bunu? Neye istinaden alındı? Hangi işe yarıyor ki her maç 11’de?

Crespo ve Enner Valencia’ya gelince; lige müthiş başlayan bu ikilideki durgunluğun sebebini de muhtemelen devre arası transfer zamanı anlayacağız.

Forvet farkı

Biraz da boğazın diğer yakasından bahsedelim. OB cesur ve akıllı bir taktikle sahaya çıkardı takımını. Henüz 22 yaşında olan ve taktik açıdan bu maç için biçilmiş kaftan Barış Alper hamlesi takdire şayandı. Daha öncede belirttiğim gibi tek handikabı tecrübesizlik olabilirdi ve oldu da ancak bundan yararlanacak Fenerbahçe diye bir takım yoktu sahada. Öte yandan İcardi hamlesi zamanlama açısından müthiş oldu ve usta oyuncu klasını kısa sürede bir gol bir asistle gösterdi. O attığı ikinci goldeki şutu tüm Fenerbahçe takımında atacak adam ben göremiyorum. OB sınavını başarı ile geçti. Genel manada aramızdaki rekabet bir yana bırakılırsa GS, bu ülkedeki futbol dinamiklerini lehine en iyi kullanan ve en azından kadro kurmayı çok ama çok iyi bilen bir camia. Bu nedenle ulusal çapta istikrarı devam ediyor. Türkiye futbol ikliminde başarılı olmak istiyorsan:

Kural 1: Atanın ve tutanın iyi olacak. (İcardi/Batshuayi; Muslera/Altay)

Kural 2: Kendi kalecinin hizasından rakip kaleye çekilen çizgi boyunca oynayanlar (en azından tek stoper; defansif ve ofansif orta saha) rakiplerinden iyi olacak. (Nelson/Gustavo; Oliviera/Arao; Mertens/İCK(Rossi vs)

Şimdi bu kıyaslamalara bakılacak olur ise maç sonucuna çok da şaşırmamak lazım. Kadro kaliteleri arasındaki fark bu kadar bariz iken üstüne bir de 3’lü savunmayı oynamaya müsait olmayan stoperlerle taktiksel bir hata da yaparsan sonuç kaçınılmaz olur. Daha öncede dediğim gibi JJ’nin ben hata yaptığına çok da inanmıyorum. Kovulup gitmek isteğine artık eminim. Lig uzun maraton, daha bu köprünün altından çok sular akar vs... Benim karnım tok bu sözlere. Fikstüre bakar isek GS’nin bundan sonraki 10 maçının 7’si İstanbul’da. Sanırım 10 hafta sonra Fenerbahçe ile arasındaki puan farkı 15 olur. Umarım yanılırım.

Artık değişim şart

Beşiktaş ve Trabzonspor’un hali de ortada olduğuna göre sanırım 3-4 hafta kala şampiyonluğu ilan ederler. Fenerbahçe ise ilk dört mücadelesinde her zaman olacaktır bu yönetim ile. Son paragrafa geçmeden bir satırda taraftara. Maraton ve Fenerium alt tribünleri kombineye devasa rakamlar verip çekirdek çitleyerek maç izleyen; kale arkaları birbirinden kopuk, ne dediği ya da ne yapmaya çalıştığı belli olmayan; üst tribünler ise maçı korku dolu gözlerle izleyerek top rakipteyken ıslık bile çalamayan taraftar profilinden kurtulamaz ise Kadıköy daha çok sessizliğe boğulur.

Gelelim başkanlığı boyunca bize yaşatmadığı rezalet kalmayan Ali Koç’a. Artık tuz da koktu. İlk sene verilen küme düşmeme mücadelesi, sürekli tazminatla kovulan hocalar, yapılan son derece yakışıksız hareketler ve saçma sapan transferler, tribünlerin bölünmesi… Daha ne yaşayacak bu camia bir başkanın gitmesi için bilemiyorum. GS camiası başarısızlığı gördüğü anda en efsane isimlerini bile (Fatih Terim, Hagi vs) bir kalemde silip yollayabiliyorken; bizde tek adamlık hiçbir zaman değişmiyor. Sorsan en demokrat, cumhuriyetçi camia biziz.

Bence bu saatten sonra yapılması gereken Ali Koç’un aday olmayacağı bir olağanüstü kurulunun bir an önce yapılmasıdır. En azından seneye hazırlanacak yönetimin vakti olur. Zira görünen köy kılavuz istemez. Trabzonspor maçından sonra yazdığım çöküşün başlangıcı artık sahnede ağırlığını hissettirmeye başladı. Trabzonspor maçı sonrası neşeyle tribünlerde gülerken; bir horon tepmediği kalan başkanımız 0 (sıfır) sportif başarı ile Kadıköy kalesini de yerle bir etti başkanlığı sürecinde. Futboldan insanı soğuttu. Benim gözümde bu maçla bu sezon bitmiş olsa da içinde bulunmaktan mutluluk duyduğum kargala.com ekibi ve site admini değerli kardeşim nedeni ile Fenerbahçe analizlerine devam edeceğim. Sonraki maç deplasmanda Gaziantep FK ile.

Bu yazıyı kargala!
1 Yorum
Aslan Kral
Aslan Kral
09:54 @ 10.01.2023
Her maçı her durumu net olarak yorumlayan, fenerbahçeyi en doğru analiz edip yorumlayan yazarlardan birisiniz. Tebrikler