Spor

Fenerbahçe Günlüğü: Rennes Maç Analizi


Serkan Yağcı 7 Eylül 09:43

Bir maç analizinde daha beraberiz. Yaklaşık 250 milyon yüroluk değeri ve son 3 sezonda PSG’nin deplasmanından çıkamadığı rakibimiz Rennes’ti. Bu maçın önemi benim açımdan kadro kalitesini karşılaştırmak yersiz olduğu için takım oyunu ve hocamızın ne yapacağını görmekti.

Maç öncesi

Rennes takımının bir önceki maçında, Auxerre takımından aldığı 5-0’lık sükseli galibiyeti biraz incelediğimizde; topa hakim olmaktan ziyade rakibe bıraktığı, bizim genelde taktiğimiz olan olağanüstü presle topu kaptıktan sonra savunma arkasına adam kaçırdığını ve Terier, Sulemana, Majer ve Gouri ile skora gittiği fark ediliyordu. Buna istinaden benim en büyük heyacanım hocanın nasıl bir kadro ile çıkacağıydı. Zira bu kadar hızlı hücum eden bir takıma maalesef KMJ’nin yerinin doldurulamaması nedeni ile görece sprint hızları rakip hücumcularına göre düşük olan 3’lü savunmamızın stoperlerine muhakkak destek lazımdı.

Hocamız da bu hız sorununu ekürileri Ferdi ve Alioski’ye göre daha patlayıcı koşu yapma meziyetlerine sahip Osayi ve Lincoln ile kapatmaya çalıştı. Tam kafamda olan ve harika tercihlerdi. Ayrıca son maçların muazzam ikilisi Crespo-Arao’nun yerini de daha statik oynayan MHY-İsmail ikilisinin almış olması da muazzam tercihlerdi bence zira prese değil de sükunetle oyunu karşılamaya ihtiyacımız olan bir maçtı. Tüm bunlarla beraber yedek klubesi de resmen B-C planları için dahi hazır kıta görünüyordu.

Ve oyun

Oyun başlayınca kadromuzun ve maç taktiğimizin ne kadar isabetli seçildiği ve hocamızın tam bir ustalıkla sanatını icra ettiği çok net kendini belli etti. İlk 20 dakika itibariyle pozisyon dahi bulamayan rakibimizle dişe diş oyunumuzu Batman’in kaçırdığı net pozisyonla süsledik. Henüz forvetlerimiz hazır değil ve kendini açıkça belli ediyor bu durum. İlk yarı sonlarına doğru oyun da forvetlerimiz gibi kendini belli etti. Savunmamızın arkasına atılan toplar Osayi-Lincoln katkısı ile tehlike yaratmadan eriyordu. Soyunma odasına golsüz eşitlikle girildiğinde tüm Fenerbahçeliler gibi ben de oynanan oyundan keyif aldım ve 2. yarıyı alacağımız inancı ile bekledim.

İsmail büyük oynadı!

Bu yarıda İsmail en parlak oyunlarından birini oynarken; defansif anlamda MHY üstüne düşeni yaptı ancak hücumda beklediğimiz katkıyı veremedi. Benim bu kadroda prens gözüyle baktığım İCK ise 18 top kaybı yaptığı ilk yarıda eleştiri oklarını üzerine çekti. İkinci yarı başladığında oyunda değişiklik yoktu. Gene iyi, disiplinli oyunumuzla sahadaydık ancak takımın 2. en büyük zayıf halkası Gustavo’nun bozduğu ofsaytla, Rennes ilk fırsatta skoru lehine değiştirdi. Bu golü nasıl atacaklarını defalarca çalışmış olmalılar ki en sonunda maç başından beri denedikleri organizasyonu yaptılar. Daha golün şokunu atlatamadan takımımızın en zayıf halkası olan kalecimizin hatası ile bir anda handikaplı mağlubiyet gözümüzün önüne geldi. Altay ile ilgili artık fazla yorum yapmak istemiyorum. Yaptığı hata sadece gole değil; maalesef uyum sürecinde ve o dakikaya kadar da iyi oynayan Peres'in de sakatlanarak oyun dışı kalmasına neden oldu. “Kaleci bir takımın yarısıdır.” sözü ile bu bahsi kapatmak istiyorum.

Maçın kırılma anları çoktu

İkinci golden sonra Rennes takımının hemen aynı organizasyonla kalemize gönderdiği direkten dönen top; aslında direkten değil de oyunun kaderinden bir geri dönüştü. O geri dönüş öyle muhteşem bir golle oldu ve 3-0 olup kopacak maçın kaderiyle oynadı ki tüm Fransız taraftarlar beraberliğe o dakika razı olmuşlardır diye düşünüyorum. Beyaz atlı olmasa da çok tatlı prensimiz İCK; neden 18-20 top kaybı yapsa da sahada kalması gerektiğini alemi cihana gösterdi ancak daha fazla katkı yapmasını hala bekliyorum.

İrfan şapkadan tavşan çıkarttı

Bu golden sonra maçın başından beri etkisiz olan Batman ve Joshua King yerini Enner’e ve Pedro’ya bırakırken risk alan hocamız Lincoln yerine de Emre’yi oyuna aldı. Son dakikalarda Rossi hamlesi de kurt hocanın “Bu maçtan ben mağlup ayrılmayacağım eyyyy Fransa!!!’ diye haykırması oldu. Bu olayların üstüne Rennes’e gelen haklı kırmızı kart ise bu maçta Sarı Kanarya yenilmeyecek heyacanını iliklerimize kadar işletti. Sonunda alınan tüm bu riskler duran toptan da olsa golü bulmamız ile mağlubiyeti asla hak etmediğimiz bir maçta 1 puana galibiyeti kaçırdığımız için buruk sevinmemize sebep oldu. Bana göre maçın adamı olan Osayi ‘yi ise satranç tahtasındaki tek bir taşın dahi bir hamle ile nasıl defo kapatacağını, yavaş stoperlerin arkadını hızıyla toplayarak futbol sahasında gösterdi.

Maç sonrası

Fenerbahçeli beraberliğe sevinmez ama sevindik; zira hırs, öyle bir taraftar baskısı altında oyundan 2-0 geriye düşülmesine rağmen maçtan kopmama, hocanın maçı yaşaması, oyuncuların JJ krala itaati ve saygısı, maçın koşulu ve rakibe göre değişen ilk 11 rotasyonları ile hemen her maça zinde çıkan bir takım, inanmış taraftar topluluğu….
Uzun zamandır görmediğimiz, futbolu bize sevdiren Fenerbahçe tarzının sahaya yansımış olması bir futbolsever olarak beni çok mutlu etti. Üstüne yedek klubemizin dinlenmiş olması ile Alanya maçında da zinde bir 11 ve bu sefer aksine presli, Kadıköy atmosferinde aç kurtlar gibi saldıran takımı beklemenin heyacanı da şimdiden ruhumu sardı. O maçta da iyi futbol ve üç puanı görmek dileği ile herkese mutlu günler diliyorum.

Bu yazıyı kargala!
7 Yorum
Fenerlikemal
Fenerlikemal
12:41 @ 07.09.2022
Güzel yazın için tebrik ederim kardeşim.
1 yanıt
drsrknygc
18:37 @ 07.09.2022
Teşekkür ederim.
Ahmet Tekin
Ahmet Tekin
13:04 @ 07.09.2022
elinize sağlık çok güzel bir analiz
1 yanıt
drsrknygc
19:39 @ 07.09.2022
Teşekkür ederim
Fnrbhc
Fnrbhc
15:19 @ 07.09.2022
Doğru analizler yeni yorumları bekliyoruz
1 yanıt
drsrknygc
19:39 @ 07.09.2022
Teşekkürler
Özgür uçar
Özgür uçar
21:31 @ 07.09.2022
Çok akıcı güzel bir değerlendirme olmuş devamını bekliyoruz ..
Gokhan torlak
Gokhan torlak
08:25 @ 08.09.2022
Elinize sağlik .
Svnc
Svnc
12:31 @ 08.09.2022
Çok başarılı bir analiz ve anlatım elinize sağlık.
Damatbey5355
Damatbey5355
13:24 @ 08.09.2022
Değindiğiniz ve analizleriniz çok doğru. Tebrik ediyorum. Bahadır Y.
Bu yazar henüz KargaPost paylaşmadı.