Kitap & Edebiyat Gezi & Seyahat

FREUD İLE BİLİMSEL BİR PERİ MASALI


Emine Aydın Albayrak 18 Şubat 20:34

Bir kişiye ya da konuya takılınca zihnimi her taraftan o konuya maruz bırakmayı seviyorum. Özümsemeye çalıştığım konu bir kişinin hayatıysa, onunla ilgili ulaşabildiğim her bilgiye ulaşmak için dört koldan saldırıyorum. Aslında peşine düştüğüm şey fikirler…Karşılıklı sohbet etmek istediğim çok insan var; ne yazık ki her zaman buna olanak yok. O zaman da o kişinin ne yaşadığını, nasıl ve nerede yaşadığını didik didik öğrenmek istiyorum. Benim gibi düşünen de az değil belli ki. Serol Teber, kendini Freud yoluna adayan bir psikiyatrist. Onu anlamak için bol bol okumakla kalmamış, yaşadığı ve çalıştığı şehirlerde iz sürmüş. Ardından da hem Açık Radyo’da Didik Didik Freud adlı bir program yapmış hem de Bilimsel Bir Peri Masalı adlı bir kitap yazmış. Ben de dedikodu dinler gibi dinledim ve keyifle okudum. Freud’u merak ediyor ama okumaya çekiniyorsanız bu kitaptan başlayabilirsiniz. 

Analist değilim, analiz bile olmadım, olamadım. Freud’un söylediklerini gerektirdiği kadar anlayıp anlayamadığımdan bile kuşkuluyum. Buna rağmen -çok gecikmiş de olsa- “Oidipus ile Musa arasına sıkışmış”, yapayalnız ve tek başına çalışma odasına sığınmış, bu ufak tefek “ateist Yahudi” bin yapıtlarının büyüsünden öte, neredeyse bir tür yazgı birliğinin getirdiği duygusal yakınlaşmanın etkisiyle de olacak (yeni bir şeyler söyleme olacağının olanaksızlığını bile bile de olsa) çok bilinen biyografisinin, yani “aile romanı”nın ve ödünsüz eleştirileri ile kökten inkarlarını içeren “tarihsel romanları”nın bazı bölüm başlıklarını birileriyle paylaşarak bir kez daha saygılarımı sunmak istiyorum.

Serol Teber

Bilimsellikten fanteziye giden yol

1896 yılında Viyana Nöropsikiyatri Birliği’nin düzenlediği bir toplantıda Sigmund Freud, histerinin nedenleri üzerine yaptığı çalışmalardan ilk kez bahsetmiştir. Dönemin otorite hekimlerinden Richard Kraft-Ebing bu çalışmalarla ilgili kibar bir aşağılama cümlesi kurmuştur: Bilimsel bir peri masalı. Freud’un çalışmalarını bütünüyle ele aldığımızda gördüğümüz tutum; sanki bu eleştirel cümlenin üzerine kurulmuş gibi. Rüyalar ve gerçekler gibi… Bilimsellikten fanteziye giden yol gibi…

Konuştuğu her cümlenin olay olduğu, attığı her adımın konuşulduğu ve kabul görmekte oldukça zorlandığı dönemler de bile kendinden ve düşüncelerinden ödün vermemiş Freud. Başarılı olacağından ve iyi ya da kötü tarihe geçeceğinden çok eminmiş. En azından çok konuşulacağından… Henüz 28 yaşında sevgilisine yazdığı mektupta buram buram özgüven kokan cümlelerini okuyabilirsiniz.

Sevgilim, senin gönderdiğin mektuplar ve sana ait olanlar hariç, bugüne değin -ortalama 14 yıldır- tuttuğum kimi notlarımın, günlüklerimin, mektuplarımın önemli bir kısmını, çalışma yazılarımın bir bölümünü yaktım…İleride biyografimi yazacak olanları şimdiden yanlış yollara yönlendirmiş olmanın keyfini yaşıyorum…”

Freud okurken ve dinlerken hep şunu düşündüm: Onu bu gerçeklikle fantezi arasında getirip götüren neydi? Ne yaşamıştı? Nasıl bir ortamda büyümüştü? Ne zaman bu derin düşüncelere dalmıştı? Bu girdapta kendisini nasıl bu kadar iyi ifade edebilmişti? Sadece kendisini mi anlatmaya çalışıyordu; yoksa soğuk savaşta olduğu birileri mi vardı? Bilimsel Bir Peri Masalı kitabı ile Serol Teber bu sorularımın çoğuna cevap veriyor. Aynı zamanda bunu yaparken sizi hiç sıkmıyor. 

Dedikodu tadında Freud

Sigmund Freud’un öz babasının Jacob Freud olmama ihtimalinden, annesiyle üvey abisinin arasında fiziksel bir ilişki olma ihtimaline kadar pek çok -dedikodu tadında- bilgi mevcut kitapta. Freud’un annesinden hep “dikkat çekici, cazibeli” bir kadın olarak bahsetmesi; bakıcısı ile ilgili cinsel dürtüler uyandıran anılarının olması, Viyana’ya göç etme sebepleri arasında üvey abisi ile annesinin işikilerinin kesilmeye çalışılması gibi bilgiler de neredeyse kanıta dayandırılmakta. Bu göç hikayesinin Totem ve Tabu kitabındaki, babanın sürüdeki erkek çocuklardan kurtulma kuramının temelini oluşturduğu da yazarın düşünceleri arasında. 

Okyanus Yayınları’nın 4. baskısı bendeki Bilimsel Bir Peri Masalı. Kapağında Freud denilince ilk akla gelen purolu fotoğrafı var. Didik Didik Freud dinlediyseniz, kitabı okurken Serol Teber’in sesi kulaklarınızda çınlıyor. Bence daha keyifli oluyor. Önce podcast olarak da bulabileceğiniz bu yayınları dinleyip sonra kitabı okumanızı tavsiye ederim. 

M'too

Uygarlığın Huzursuzluğu kitabını okuduğum yer hala hipnoz seanslarımdaki güvenli alanım. Gürleyik Şelalesi kesinlikle görülmesi gereken yerlerden. Oradan sonra başarılı bir Freud mekanı bulmak zorundaydım ve kendimi ODTÜ yollarına bıraktım. A4 kapısına yakın olan mekanların hepsi birbirinden keyifli. Bu haftanın mekanıysa M’too Cafe idi. Hafif bir kahvaltının ardından lezzetli bir kahve eşliğinde kitabımı okudum. Kahvaltıda gelen her şeyin çift sayıda olması beni çok mutlu etti. Özellikle zeytinlerin. Anlamsız takıntılarımdan sadece biri çift sayıda zeytin yemek. Belki sizin de vardır böyle ortamlarda dile getirseniz dalga geçileceğinden korktuğunuz takıntılarınız. Endişeye gerek yok, insan olmanın doğasında var saçmalık.

Hem insan olmanın doğası hem de Freud felsefesi ile ilgili anlatacak çok şey var. Bir gün güzel bir mekanda oturup uzun uzun konuşabilmek, tartışabilmek dileğiyle…

Sevgiler…

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum