Kitap & Edebiyat Sinema & TV

Galler'in Efsanevi Prensesi Lady Diana


Galler'in Punk aktivisti... Utangaç kreş öğretmeninden dünya ikonuna, Galler Prensesi Lady Diana... Yaşamından tutun ölümüne kadar sansasyonel bir hayatın içinde olan Prenses Diana bir öncü, aktivist, stil ikonu ve 20. yüzyılın en etkili insanlarından biridir. Hayatının çoğunu ilgi odağında, baskıcı kurallar altında yaşayan ve sergilediği karakterle tüm dünyaya ölümünün ardından geçen bunca yıla rağmen kendinden söz ettiren devrimci bir kadındır aynı zamanda. Anne ve babası o henüz dokuz yaşında küçük bir kız çocuğuyken boşanan Diana, ailesinin beş çocuğundan dördüncüsüdür. Büyükannesi; kraliçe anneye nedime olarak hizmet eden kraliyet görevlisiydi. Aynı zamanda kraliçenin yakın arkadaşıydı. Hatta kraliyetteki yeri oldukça sağlam olan büyükanne, kraliçenin partilerini de organize eden bir nevi asistandı. Lady Diana, Kraliçe Elizabeth'den kiralanan ve Norfolk'ta bulunan Sandringham Malikanesi'nde büyüdü. Küçüklüğünden beri balerin olmak isteyen Diana, bunun için fazla uzun boylu bir kızdı. Fakat yine de bale okudu. Profesyonel bir dansçı olmak gibi bir hedefi vardı. O dönemlerdeki bale öğretmeni Anne Allan seneler sonra Diana'yı şöyle tanımladı: ''Ruhunda dans vardı. Dansın ona verdiği saf keyfi görebiliyordum. Hareket edebiliyor olmanın ve dans edebilmenin verdiği özgürlüğü seviyordu. Duygusal yaşamındaki incinmişliklerini hafifletmesine yardımcı olabildiğini görebiliyordum.'' Bu son cümle her şeyi özetler gibi aslında. Babası bir unvanı devraldıktan sonra ''Lady'' Diana oldu. ''Lady Di'', Prens Charles ile evlendiğinde "Galler Prensesi" unvanını aldıktan sonra bile takma adı olarak kullanılmaya devam etti. Okul onun için büyük bir anlam ifade etmiyordu. Dokuz yaşına kadar evde eğitim gördü ve geri kalan eğitimine yatılı okulda devam etti. Başarısız bir okul hayatından on altı yaşında ayrıldı. Prens Charles ile tanışmadan önce İsviçre'de kısa bir dönem tekrar okula gitti; dadılık ve öğretmenlik de dahil olmak üzere bir çok garip işte çalıştı. Ücretli bir işi olan ilk kraliyet geliniydi. Ta ki 1981 senesinde Prens Charles ile evlenene kadar.

Charles ile evliliği ve çocukları

Prens Charles ilk önce Diana'nın ablasıyla sevgiliydi. Yani Lady Diana gelecekteki kocasıyla ablası Sarah aracılığıyla tanıştı. Diana ve Charles aslında uzaktan akrabaydılar. Tudor Kralı VII. Henry'nin soyundan gelen, on altıncı kuzenlerdi. Evlenmeden önce Prens Charles ile çok uzun görüşmeleri olmamıştı. O sıralarda Diana sadece 19 yaşında, prens de 32 yaşındaydı. Tüm dünya medyasının merak ettiği evlilik nihayet gerçekleşti. Ünlü tasarımcıların elinden çıkan o nefes kesici gelinliği rekor kırmıştı. Evlilik yemininde kraliyetin alışık olmadığı bir şey yaptı Diana. Yeminlerin bir kısmını ihmal etti. Ortak dua kitabındaki "kocasına sözlerinde itaat edeceğini söyleme" geleneğini çıkararak engelleri yıktı ve yeni bir gelenek başlattı. Bunun yerine "onu seveceğine, teselli edeceğine, onurlandıracağına ve onu hastalıkta ve sağlıkta koruyacağına" söz verdi. Sonrasında hem Kate Middleton hem de Meghan Markle aynı geleneği devam ettirdiler. Tahtın varislerinin evde doğması kraliyet geleneğiydi. Bu kuralı da bozan asi Lady, hem Prens Harry'yi hem de Prens William'ı hastanede dünyaya getirdi. Prens William, bir hastanede doğan gelecekteki ilk hükümdar olacaktı. Ebeveynlik tarzı bir kraliyet için çok sıra dışıydı. Diana sıradan bir kraliyet annesi değildi. Çocuklarını mümkün olduğu kadar ''normal'' bir şekilde yetiştirmeye kararlıydı.

Aykırı ve duyarlı Lady

Diana kendisine hediye veren herkese teşekkür kartları yazardı. Hatta doğduktan sonra Prens William'a hediye getiren binlerce kişiye teşekkür notları yazdı. Bugün el yazısı mektuplarından bazıları, notun içeriğine ve diğerleriyle benzerliğine bağlı olarak açık artırmayla satılıyor. HIV farkındalığı için çığır açan bir aktivistti aynı zamanda. Diana 1987'de eldiven giymeden bir HIV hastasının elini sıkarken fotoğraflandığında tarih yazdı. Fotoğraf HIV farkındalığı mesajını yaymaya ve halkın hastalığa ilişkin algısını eğitmeye yardımcı oldu. O günün hemen ardından prenses, Londra Middlesex Hastanesi'nde özellikle virüs bulaşmış hastaları tedavi eden Birleşik Krallık'ın ilk HIV/Aids birimini açtı. Bir çok ünlü arkadaşı vardı. İsveçli pop grubu olan ABBA'nın büyük bir hayranıydı. Hatta Cambridge Düşesi ve Prens William 2011'deki düğünlerinde ABBA'nın bazı müziklerini çalarak Diana'yı zarif bir şekilde onurlandırdılar. Kameralar onu her yerde takip ederken Diana'nın fotoğraflarına dikkat etmesi gerekiyordu. Küçük el çantalarını göğüs dekoltesi için bir koruma olarak kullandı ve tabii ki dönemin en büyük modalarından biri oldu. Kraliyetin tuhaf kurallarına karşı bir şekilde alternatifler üretmekten hiç vazgeçmedi.

İhanet, boşanma ve ölüm

Diana'nın boşanmasını da tüm basın yakından izledi. Bu boşanma hikayesini kendi tarafından anlatabilmek için düşüncelerini teybe kaydetti. Bu kayıtlı belgeleri kraliyetler hakkında yıllardır haber yapan İngiliz gazeteci Andrew Marton'a, bir arkadaşı vasıtasıyla ulaştırdı. Marton, kasetler hakkında, ''Prenses mutsuzluğundan, ihanet duygusundan intihar girişimlerinden ve daha önce hiç duymadığım iki şeyden bahsediyordu; 'Bulimia Nevroza' adlı bir yeme bozukluğu ve Camilla adında bir kadın'' dedi. 1992'de Andrew Marton Diana'dan aldığı kasetlere dayanarak "Diana: Gerçek Hikayesi-Kendi Sözleriyle" adlı bir kitap yayımladı. Kitap en çok satanlar listesine girdi ve prenses ile ilgili tüm yargıları değiştirdi. Kitapta Diana'nın koruması olan Barry Mannakee ile aralarında duygusal bir ilişki olduğunu deşifre etti. Terapi seanslarının kaydedildiği bir kasette Diana, ''derinden aşık olduğunu ve tüm her şeyden vazgeçip onunla yaşamaktan oldukça mutlu olduğunu'' söyledi. Doğrudan Mannakee adını vermese de ondan söz ettiğine inanılıyor. Mannake, 1987'de bir motosiklet kazasında öldü fakat ölümünün kaza olmadığına dair birçok teori var. 1996'da Prens Charles'dan boşandıktan sonra unvanı iptal edildi. Boşanmanın şartlarında; ''İngiltere Kraliçesi olma ve majesteleri olarak adlandırılma hakkından vazgeçecekti. Aslında Kraliçe II. Elizabeth Diana'nın onur unvanını korumasına hazır olduğunu bildirdi fakat Prens Charles buna izin vermedi. Boşanmanın hemen bir yıl ertesinde 1997 senesinde trajik bir şekilde ölen Diana, Northampton'daki Althorp Malikanesi'ne gömüldü. Mülk beş yüz yılı aşkın bir süredir Spencer ailesine ait. İyi dileklerde bulunanların saygılarını sunabilecekleri bir tapınağın bulunduğu küçük bir ada da onun anısına adanmıştır. Kraliyet mücevherlerinin özel tasarımcıları varken Diana, nişan yüzüğünü dahi bir katalogdan seçmişti. Yüzük artık Cambridge Düşesi Kate Middleton'a ait ve Prens William için bu son derece önemli. Bu yüzüğü annesinin varlığının kalıcı bir sembolu olarak görüyor.

Son söz

Halkın prensesi Prenses Diana, aristokratlardan ve dünya liderlerinden sıradan insanlara kadar tüm dünyada milyonlarca insanın hayatına ve kalbine dokundu. Ölümü ulusu derinden etkiledi ve iki küçük oğlunun hayatını sonsuza dek değiştirdi. Yakın zamanlarda prensesin ölümüyle ilgili çarpıcı spekülasyonlar ortaya atılıyor. Kimsenin hiçbir zaman emin olamadığı bu sansasyonel ölümün izleri araştırılıyor yeniden. "Diana'nın ruhu huzura kavuşur mu?" bilemem ama çocuklarının buna ihtiyacı olduğu kesin. Lady Di Spencer, gittiğin yerde mutlusundur umarım.
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum