Aktüel

Genital Sakatlama ya da Kadın Sünneti Nedir?


Sezer Aygün 28 Aralık 17:25

Aslında bambaşka bir konuyu araştırırken denk geldim. Sadece başlık olarak bildiğim bu konunun biraz daha derinine inince beni çok şaşırtan bilgileri ve gerçekleriyle karşılaştım. Hiç uzatmadan konuya giriş yapıyorum. Başlığımız; kadın sünneti nedir?

"İnsan bedeni seks demektir, seks ise günahtır"

Bunu diyen Kenya'nın Isiolo bölgesinde Borana adlı Kabilede yaşayan Bishara Sheikh Hamo. Bishara 11 yaşında saf ve temiz olmak uğruna diğer kızlar gibi 'sünnet' olan çocuklarından biri. Soraya Mire ise on üç yaşında hediye almaya giderken birden bir doktorun evinde bulmuş kendini. İlk önce evin içindeki ameliyathaneye geçmiş. Ardından masaya yatmasını söylemiş doktor. Hareketsiz kalmasını sağlayabilmek için ayaklarını iple bağlamışlar. Bingo! "Artık kadın olmaya hazırsın!" cümlesi yankılanmış.

Amaç ne?

Sünnet ya da diğer adıyla genital sakatlama kadının dış genital organını klitoris ve etrafındaki labia minör adı verilen derinin kesilmesi işlemi. Kesilen kısımlarda bulunan açıklık birbirine yapıştırarak kapatılıyor. Geriye idrarın ve adet kanamasının akacağı küçük bir delik kalıyor. Bu tören genç kızları fiziksel olarak işaretleme ve gelecekte evlenme şanslarını artırmaya yönelik. Biraz daha derinlerde ise erkeklerin kadınların cinsel motivasyonlarını etkilemek istediklerini görmek mümkün.

Çünkü Afrika'da Etiyopya gibi çok fakir toplumlarda erkekler evlenmek istedikleri kadınların bakire olmasını istiyor. Ve dolayısıyla kadın davranışlarını kontrol etmeye dair aşırı uçlarda davranmayı hak görüyor. Eğer kadınların cinsellikten zevk almaları engellenirse evlenene kadar temiz kalabilirler. Sünnetliyse bakire olduklarını düşünüp onlarla evlenmeyi tercih ederler. Sünnet olmayan kadınlar sağlıksız, pis ya da değersiz olarak görülüyor. Fakat kendilerini temiz kalma standartlara bağlı kalmak zorunda hissetmiyorlar. Tüm bunlara ek olarak "erkeğin cinsel zevkini artırmak" da diğer sebeplerden biri.

Mısır'da 1997'de aşırı tutucu bir grup herhangi bir tıbbi amacı olmayan kadın sünneti ilgili devlet yasağını kaldırttı.

Kızlar genellikle ergenliğe girmeden 4-10 yaşları arası sünnet oluyor. Araştırmacılar ortalama her yıl iki milyon kadının sünnet olduğunu tahmin ediyor. Bu rakam tüm dünya nüfusuna vurulduğunda 100 milyon kadın demek. "Bu kadar kadın nerede?" diye merak edebilirsiniz. Aşağı yukarı 30 Afrika ve Ortadoğu ülkesi bu geleneği sürdürmeye istekli. Bu ülkelerdeki her farklı etnik ve sosyokültürel gruptan insanlar yasal düzenlemelere rağmen yaygın olarak bunu uyguluyor. Ayrıca Batı Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda'da yaşayan göçmen nüfus içinde de bu uygulama hala geçerliliğini korumakta.

Kadın sünnetinin erkeklerdeki eş değer karşılığı penisin kesilmesi.

Komplikasyonları var mı?

Soraja Mire'nin babası general olduğu için şanslıydı. Onu bir doktor sünnet etti. Ancak işlem hiçbir tıbbi bilgisi olmayan kişiler tarafından gerçekleştiriliyor. Genital bölge sinir uçlarının ve damar yapısının çok fazla olduğu bir bölge. Bu sebepten o bölgede hiçbir anestezi uygulaması olmadan olan işlemler çok ciddi acıya sebep oluyor. Hatta ölüme bile yol açabilecek kanama riski bulunuyor. Hijyene önem verilmiyor. Aynı jileti bir çok kızda kullanılıyor. Cerrahi prosedürlerin olmayışı yüzünden enfeksiyon, kistler, kalıcı yara izleri gibi bir çok komplikasyon ihtimali var. Sünnet cinsel ilişkiyi acılı, doğumu ise olabildiğince riskli hale getiriyor. Şekli bozulan genital organlar yüzünden kadınlar kaygı ve depresyonla mücadele etmek zorunda kalıyor. Adet kanamaları zorlaşıyor. Kısır kalma endişesi taşıyorlar.

10 yaşında sünnet edilen Fatima o gün yaşadıklarını şöyle anlatıyor; "Sonrasında enfeksiyon kaptım. Bu, çocuğum olmayacak demek. Kendimi şimdi bir kadın gibi hissetmiyorum çünkü hiçbir şey hissedemiyorum. Her gün bunu düşünüyorum ve çok öfkeleniyorum."

Kendisi de sünnet olmuş Mısırlı blogger ve film yapımcısı Omnia İbrahim, "hiçbir şey hissetmediğini ve arzu duymadığını" anlatıyor. Bedenini lanetlli olarak gördüğünü söylüyor.

İngiltere'de Black Health adlı bir yardım kuruluşu, Londra ve diğer bazı şehirlerde "sünnet partileri" yaparak 8 binden fazla kız çocuğunun sünnet edildiğini iddia etti. Bu sünnetleri Afrika'dan getirilen ebeler yaptı.

Çözüm

Birleşmiş Milletler bu konuyla alakalı sağlık örgütleriyle beraber bir çok yasa çıkardı. Ancak sosyokültürel inanışlar sınır tanımıyor. Bir çok Afrika ülkesi bu geleneği kendi kültürlerinin gereği olarak görüyor. Bu geleneğin kaldırılması için çalışan Mısırlı ve Afrikalı kadınlar direnişlerle karşılaşıyorlar. Kadın veya erkek fark etmeden, buna engel olan her türlü davranışın dış güçler tarafından olduğuna inanan halktan destek görmüyorlar. Kadın sünnetine taraftar olan birinin şu sözleri bir çok şeye açıklık getiriyor "Bu işlem kadınların cinsel güdülerini kabul edilebilir makul seviyeye çekmelerine yardımcı oluyor."

Şimdi Bishara sünnetin fiziksel ve ruhsal sağlık üzerine değiştirilemeyen etkileri olduğunu tüm dünyaya anlatan bir aktivist. Soraya Mire ise diğer kadınların sessizliğinin aksine aslında hiçbir tıbbi faydası bulunmayan bu işlemi durdurmaya karar verdi. Soraya 36 yaşında kadın sünnetini protesto etmek için Fire Eyes (ateşten gözler) adında bir belgesel çekti. Kadın sünneti toplumların kendi hazlarını elde etmeye yönelik ne kadar ileriye gidebileceğini gösteren aşırı uç bir örnek. Fakat toplumsal veya bireysel bilinçaltının değişmesi mümkün olmakla beraber zaman ve emek ister. Tabii önce bir bilinç oluşacak ki sonra da altı olsun. Sonuç olarak diyebiliriz ki; her koşul ve mekanda eğitim şart!

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum