Aktüel Bilim & Teknoloji

Geri Dönüşüm Gerçek Mi Yoksa Bir Aldatmaca mı?


Son yılların hem moda hem de teknoloji trendlerinden birisi geri dönüşüm. Özellikle birçok teknoloji firması, dönüştürülmüş malzeme kullanarak üretim yaptığına dair PR çalışmaları yapıyor. Tabii bu tabiat ve insanlık için muazzam olsa da firmaların bu konudaki samimiyetleri şüpheli. Peki bunca firma, bu konuda reklam çalışması yaparken, sayılarda durum nedir? Geri dönüşüm, gerçekten başarılı bir işleyişe mi sahip, yoksa durum sandığımız kadar iç açıcı değil mi? Geri dönüşüm, esasen özellikle son yıllarda birçok firmanın tüketicilerine sunduğu bir hedef olarak çok ciddi bir konu haline geldi. Hem üreticiler hem de tüketiciler daha yeni yeni bu işin ciddiyetini fark etti. Tabii bilim adamlarının ve doğanın binlerce uyarısına kayıtsız kalınan yıllardaki tahribat öylesine büyük ki geri dönüşüm ile geriye dönmek zor. İmkansız değil ama çok zor.

Sorun bilinçsiz tüketici

Hepimiz yakın zamanda bir "boynuna dolanmış atık yüzünden ölmek üzere olan kuş/kaplumbağa/fok balığı gibi hayvanların kurtarılması" videosu izlemişizdir. Her izlediğimizde kısa bir heyecanın ardından mutlulukla doluyor içimiz. Ancak buna sebep olanın bizzat kendimizin olduğunu henüz kabul edemiyoruz. Şu anda dünya çapında okyanuslarda tahmini 100 milyon ton plastik var. Yani geri dönüşüm henüz olması gereken yerde değil. Çünkü tüketiciler, basit bir mavi bidona bıraktıkları atık ile sorunu çözebileceklerini düşünüyorlar. Ancak işin aslı öyle değil. Mavi bidonlara koyduğumuz şeylerin çoğu çöpe atılıyor, çünkü bunlar, atık şirketlerinin para kazanamayacağı şeyler. Geri dönüşüm ekonomisinin temeline hizmet etmiyor.
https://www.youtube.com/watch?v=lVPSTkYihCY
Zaten bu konudaki ulusal bilincimizin de yerlerde olduğunu o bidonlara biraz bakarak anlayabiliriz. Zira yakın zamanda uzun bir arayıştan sonra bulduğum "atık pil kutusu" içindeki kola, sigara, meyve suyu paketleri aslında bu konudaki bilincimizin atık kadar değersiz olduğunun göstergesi. Yani sadece sokak hayvanı besleyerek doğaya saygı gösterilmiyor. Atık yönetimi de bu işin bir parçası. Özellikle Covid sonrası, tek kullanımlık ürünlerin tüketimi %30'dan %50 seviyesine geldi. Bu da doğal olarak, daha fazla çöp demek. Hepimiz işin basitine kaçarak tek kullanımlık ürün tercih ediyoruz. Fakat doğru yöntem, kişisel geri dönüşüm değil; tüketmemek aslında. Böylece firmaları bu ambalajlara zorlamak gerek. Ancak şu an için öyle bir durum söz konusu değil. Bunun üç sebebi var: Petrol fiyatları, Çin ve tasarım!..

Üreticiler için öncelik karlılık

Çünkü özellikle petrol fiyatlarındaki düşüş sonrası firmalar, geri dönüşüm özelliği zayıf petrokimya ürünü ambalajları tercih ediyor. Bu daha ucuz bir yöntem. Ayrıca Çin'de 2018 sonrası geri dönüştürülebilir madde ithalatının yasaklanması da bu süreci iyice zorlaştırdı. Böylece dönüşen atık temini ciddi oranda zayıfladı. Diğer sorun da tasarım. İyice hafifleyen ve incelen ambalajların geri dönüşme potansiyeli azaldı. Çünkü bu kadar hafif bir ambalaj hem daha az fiziksel madde içeriyor hem de geri dönüşüm prosesi karmaşıklaşıyor. Sonuçta geri dönüşüm daha az karlı hale geliyor. Yani sorunun esas çözümü olan üreticiler, -tüketici eğilimi ile- daha ekonomik olan zararlı ve geri dönüşümsüz plastiklere yöneliyor. Biz de bu yönteme çanak tutup mavi bidonlardan medet umuyoruz. Aslında uzmanların önerdiği çok daha efektif bir model var. Geri dönüşümü sosyal hayatımızda bir döngüye sokmak... Kısaca şöyle örnek vereyim. Haftasonu AVM'ye gitiniz. Marketten bir pet şişe su aldınız. Şişeyi çöpe atmak yerine Burger King siparişinizde kasiyere verip kolanızda büyük seçime geçtiniz. Yemek bittikten sonra geri dönüşüm bardağı markete verip yine dönüşebilir ambalajlı diş macunu aldınız ve onu da başka bir yerde kullandınız. Bu döngü belki şu an kolay gözükmüyor. Zira en basit şekilde depozitolu gazlı içecek şişelerinde bile evrensel iade oranı vahim: %25!
Yani esas mesele geri dönüşümün zorlukları ya da ekonomisi değil. Sürdürülebilir bir şekilde bunu başarırsak zaten model, hem üreticiler için karlı hem de tüketiciler için sağlıklı olacaktır. Bu konuda geri dönüşüm uzmanı Tom Szaky şöyle diyor:
Sürdürülebilirliği önemsemeyen bir tüketiciyi değiştirebiliriz ve bu açıkçası en önemlisi. Sadece bunu tutkulu bir proje olarak görenleri değil, herkesi bir araya getirmeliyiz. Tom Szaky - TerraCycle ve yeniden kullanım platformu Loop CEO'su

Geri dönüşüm artık hayati

Yani geri dönüşüm basit mesele değil. Bu konuda ikna olmuş insanlar ya da markalar yerine geri dönüşümü benimsemiş bir düzen yaratmak şart. Bunun öncüsü de sanırım öncü özellikli firmalar olacak. Mesela Apple... Teknoloji alanında bunun için çalışan firmalar var. Daha önce bahsettiğim kablo sorunu gibi birçok e-atık için çözüm arıyor teknoloji dünyası. Neden aramasın ki? Şu an yalnızca %12.5 gibi düşük bir geri dönüşüm oranı olan e-atıklar, altın veya gümüş gibi değerli metalleri yüksek miktarda içerir. Şöyle örnek vereyim: Amerikalılar, her yıl 60 milyon doların üzerinde altın/gümüş içeren telefonları çöpe atıyor.
https://www.youtube.com/watch?v=Iw4g6H7alvo
Tüm dünyada e-atıkların tümünün değeri 50 milyar dolardan fazla. Bu rakamı şöyle irdeleyebilirsiniz. Bu seneki Birleşmiş Milletler raporuna göre küresel açlığa, acil ve geçici çözüm üretmek için gereken miktar 5.5 milyar dolar. Böylece açlık sınırındaki yaklaşık 34 milyon insan ölmeyecek. Yani sadece e-atıkları geri dönüşüme sokmak bile küresel açlık sorununa çözüm olabilir.
Açlık virüsü çoğalıyor. Açlık, dakikada 7 kişiyi öldüren Covid-19'dan daha tehlikeli bir seviyede. İnsani yardım kuruluşu Oxfam
Bu konuda başta Apple olmak üzere birçok firmanın çalışması var. Tabii ki kast ettiğim konu kutudan kablo çıkarmak değil. Ama yine de bir yerden başlamak gerek. Teknoloji şirketlerinin bu konudaki yaklaşımları bir sonraki yazımda olacak. Peki siz teknolojik atıklarınızda bireysel olarak ne kadar bilinçli davranıyorsunuz? Belki dünyada her dakika başı 11 insanın açlıktan öldüğünü bilmek bu konuda gerekli özeni göstermenizi sağlayabilir.
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum