Sinema & TV

GİZLİ SAYILAR NEDEN GİZLİ KALMAMALI?


Sezer Aygün 6 Nisan 12:13

Gerçek bir hikayeden uyarlanmış film Batı Virginia’da geçiyor. Kütüphanelerin, otobüslerin siyahlar ve beyazlar şeklinde ayrıldığı yıllar... Hepsi siyahi olan üç kadın... Matematikçi Katherine Johnson, Dorothy Vaughan ve Mary Jackson'ın tarih yazan destanı... Film, 60'larda Amerika’nın uzay programı için matematik, bilgisayar programlama ve havacılık mühendisliğindeki kritik öneme sahip alanlardaki kadınların dramatik hikayesini anlatıyor. Her türlü baskıyla mücadele eden siyahi kadınlar için yapılmış bir film Gizli Sayılar. Fakat böyle gözükmesinin yanında aslında tüm dünyada ayrımcılığa ve önyargılara maruz kalanların izlemesi gerekir. Sesinin yeterince duyulmadığını düşünen, yenik düşmüş, sessiz kalmak zorunda bırakılmış, cinsiyetçiliği ya da ırkçılığı kaçınılmaz kabul etmiş insanlar için "tam bir seyirlik" diyebilirim.  IMDb puanı 8.1. ve süre 2 saat 7 dakika.

Siyahi bilgisayarlar (colored computers)

Ruslar Korabl-Sputnik 4 adlı uzay aracını, 9 Mart 1961'de uzaya gönderir. Amerika ise Rusya’yı yakın takiptedir. Ruslar "niyetimiz hayatın uzayda da devam edeceğini göstermek” derler. Diğer taraftan bu girişimlerin tehlikeleri de vardır. Yani aslında uzaya gönderilen her bir istasyon bir casus gibi çalışmaktadır. Doğal olarak Amerika da "tamamen güvenlik" sebebiyle uzay çalışmalarına hız verir.  İşte o NASA’yı bir kampüs olarak hayal edin. O kampüsün arka kısımlarındaki binanın bodrum katında çalışan siyahi kadınlar (colored computers), Amerika’nın uzay çalışmalarına her türlü katkıyı sağlıyorlar. Beyaz insanların aldığı birçok haktan da yoksun olarak... Fakat ilginçtir ki onlara computer olarak hitap ediyorlar.

Kadınların genel olarak mühendislik programına dahil edilmediği bir zaman diliminden bahsediyoruz. İmkansız olanla ilgilenmeyi hayal bile etmeyen bu kadınlar, aslında bir deha olmasına rağmenBurada daha önce hiç siyahi bir kadın olmadı, beni utandırma”, “İşini yap başını aşağıda tut cümlelerine maruz kalırlar. Kahve makinasını kullanırken düşmanca bakışlarla muhatap olurlar. Beyazlarla aynı tuvaleti kullanamayıp her ihtiyacında birkaç bina ötede bodrum katına inmek zorunda kalırlar. Zekalarından dolayı bir oda dolusu erkeğin rekabetiyle uğraşmak zorunda olmaları da cabası...

Asıl sorun üçüncü sınıf erkeklerin elde ettiğine erişebilmek için kadınların kesinlikle birinci sınıf işler yapmak zorunda olmaları. Bu bile bazen yetmez. Çünkü o birinci sınıf işleri de çoğunlukla üçüncü sınıf erkekler değerlendiriyordur.

Ursula le Guin

Gizli Sayılar aslında dürüst çalışkan ve zeki kadınların yaşadığı bu ayrımcılıkla kariyerde veya gerçek yaşamda birçok gerçeği ortaya koyan bir belgesel gibi. Nokta atışı sahneler var. Hiç mi klişesi yok? Tabii ki var. Fakat katlanılan zorlukları seyredince "klişesi bile güzel" diyeceksiniz. Asla sürpriz bozan bilgiler vermeden "NASA'da herkes aynı renk işer" ve Katherine'nin sadece erkeklerin katıldığı toplantılara karşı çıkan sahnede ayrımcılığın üstesinden nasıl geldiği sahnelerine dikkat edin. Muhteşem!..

Amerika’nın 1776'da bağımsızlık bildirgesinden sonra en son siyahi vatandaş George Floyd’un bir polis tarafından öldürülmesine kadar artık dünyada hayata nakşedilmiş birçok gerçek var. Eşitliği bozan önyargıların ve her türlü ayrımcılığın son bulmasına niyetle keşke bir çok insan bu filmi seyretse de "idamı geri getirme hayalleri kurmak yerine uzayda insanlığın kaçırdığı neler var”ı merak etse.

Son tahlilde kelime oyunlarıyla önyargılar ve ayrımcılık

Gizli Sayılar, gerçek bir hikaye fakat birçok film yapıldığı dönemin ruhsal yapısı hakkında bilgi verir. O dönemde önyargılardan başlayıp ayrımcılığa giden yolda çok çekmiş ve çekmekte olan insanlık var. Bu filmden hareketle; "ayrımcılık ve önyargı oluşturmanın kime, neye katkısı var?" gibi bir soruyla aslında yazılması gereken birçok konuyu da özetlemek istiyorum.

Kafamızda kelime filtreleri vardır. Eğer bir yerde önyargıları kırmak istiyorsanız en basitinden kelimeleri kullanın. Fransa'da bilim insanları bilim alanında kadınların sayısının az olmasından yola çıkarak bir araştırma yaparlar. Vardıkları sonuç itibariyle bilim adamı yerine bilim insanı demeye başlarlar. 15 yıl sonra kadın bilim insanı sayısında %25 artış olur. Tam tersi önyargı oluşturmak da mümkün.

Hikaye bu ya, Hitler ve Stalin bir gün barda karşılaşırlar. Hitler canının çok sıkıldığını söyler. Stalin’de ne yapmak istediğini sorar. Bir milyon Yahudiyi bir de evinin köşesindeki bisiklet tamircisini öldürmek istediğini söyler. Stalin sorar; "hadi Yahudileri anladım da bisiklet tamircisi niye?" Hitler cevap verir. "Biliyordum bir milyon Yahudiyi hiç merak etmeyeceğini."

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum