Sinema & TV Kitap & Edebiyat

HAKAN GÜNDAY DOSYASI VE UYSALLAR


Haberini aldığımdan beri heyecanla beklediğim Uysallar dizisi için kendime cumartesi akşamı planı yaptım. Son zamanlarda keyif alarak izlediğim bir dizi olmadığını da düşününce benim için özel bir akşam olacağından emindim. O zaman heyecanlı bir izleyici olarak, bu dizinin hakkını sonuna kadar vermem gerekir diye düşündüm. Bu sebeple de dizinin senaristi Hakan Günday’a olan hayranlığımı tazelemek için bir Hakan Günday dosyası yapmaya karar verdim. Henüz diziyi izlemediğim için yorum yapamayacağım. Ama siz dizi yorumu da okumak isterseniz, Onur Ömeri’in Karavanı’na göz atabilirsiniz.

Piçlerin çocukları olmaz. Piçler, aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir. Piçlere sır verilebilir. Ölümleriyle son bulan sırdaşlıkları vardır. Piçlerin cinsel hayatı düzensizdir. Piçlerin bedenleri ve akılları, diğer insanlarınkilerin aksine nasırlaşmaz. Onların nasırlaşan tek yerleri ruhlarıdır. Piçler sadece kendi aşklarına saygı duyarlar. En yakın dostlarının kadınlarına dil ve el uzatabilirler. Bu durumda piç tabii ki suçlu, ancak piçlik meşrudur. Piçler düzensiz hayatlarında düzenli olarak içki içerler. Belli sayıdaki kadehten sonra sarhoş olup sızarlar. Sızdıkları yerin adı huzurdur. Piçlerin babalarıyla olan ilişkileri mezar taşı kadar soğuk, yeni dökülmüş kan kadar sıcaktır. Piçler insan öldürmedikleri, ağır suçlar işleyemedikleri, korkak ve hain oldukları için yaşadıkları yerleri zorunlu kalmadıkça terk edemezler. Piçin davranış ve tercihlerini sadece bir başka piç kabul edebilir olarak değerlendirir ve “Neden?” sorusu piçliği yok eder. Piçler açtı. Piçler kirliydi. Ter, toz ve çamur kokuyorlardı. Üşüyorlardı. Ama gülüyorlardı.

PİÇ

Bağımlı oluyorum

Bir kitap arkası yazısıyla girmişti Hakan Günday hayatıma. Ankara’daki yatılı lise yıllarımın en keyifli aktivitelerinden biri, hafta sonu Dost Kitabevi’nde kitap karıştırmaktı. Önce kapak resmiyle beni büyüleyen Piç, arka kapak yazısıyla da Hakan Günday zehrini damarlarıma salmıştı. Kendisi öyle olduğunu düşünmese de yeraltı edebiyatının vücut bulmuş hali benim için. Aykırı hayatlar, antikahramanlar onunla güzel. 2003 yılında kalemiyle tanıştığımdan beri her kitabını ayrı heyecanla bekliyor, ayrı bir keyifle okuyorum. Onunla henüz tanışmayanlara da bir Hakan Günday kitabı -özellikle Piç- hediye ediyorum. Sanırım bu konuda misyonerim.

2013 yılında çıkardığı Daha kitabını ikinci kez okumak için Eymir’e gitmiştim. Bu hafta da salı rutinimde Eymir’e gitmek istedim. Ankara’da doğal su ve yeşillik bulmak biraz zor ne de olsa. Eymir Gölü her mevsim ayrı güzel benim için ve ayrı anlamlı… Bir mekanda kapanıp kalmak yerine biraz yürüyüp müzik dinledim (Yaşlı Amca-Eymir). Sonra bir tepeye tırmanıp taşların üzerine oturdum. Göl manzarası, kuş sesleri, uzaktan gelen kahkahalar, hafif esen rüzgar ve yumuşacık bahar güneşi… Uzun uzun yaptırılmış bir masaj kadar keyifli… Hipnoz seanslarında güvenli alan olarak kullanılmak üzere hafızaya alınmış bir an…

Hakan Günday gerçekliği

Ne var ki hiçbir Hakan Günday kitabı size böyle bir huzur vadetmez. Çünkü onun kahramanlarının farkındalığı hep yüksektir. Farkındalığı yüksek her insanın yaşadığı varoluşsal sancıları yaşarlar. Dolayısıyla okuyucuya da fazlasıyla yaşatırlar. Hakan Günday kitapları nabzınızı yükseltir, algılarınızı açar. Bir o kadar da kafanızı karıştırır. Ama her durumda kahramanın hissettiklerini hissedersiniz. Onlarla alkol alıp sokakta sızar, onlar kadar müşterinizi dolandırabilirsiniz. Mezarlık kenarında yaşarken bunu paraya çevirebilir ya da bir tarikat toplantısında kara çarşafınızın içinde mastürbasyon yapabilirsiniz. Cesetler arasında sıkışıp kaldığınızı hissedebilir ve panik atak geçirebilirsiniz. İşte bu gerçeklik sizi kendine bağımlı yapar. 

Sadece şimdi var. İnsan ne söylerse, ne yaparsa ondan ibaret. Ve bunun bilincine varmak her şeyi değiştiriyor. Özellikle de anı… Çünkü "şimdi"yi özgür kılmanın tek yolu onu geçmiş ve gelecekten bağımsız yaşamaktan geçiyor. 

KANA DİZ KANA

An’da kalmakla ilgili yazdığı bu metin, Hakan Günday’ın eşsiz denemelerinden birinden alıntı: Kana Diz Kana... Bütün kitaplarının kapak resmini hazırlayan Emre Orhun bir çizgi roman hazırlıyor. Konuşma balonlarının boş halini Hakan Günday’a gönderiyor. Hakan Günday sadece çizgilere bakarak balonları yazıyor. Kitabın sonunda Emre Orhun tarafından yazılmış hali de var. Bence kesinlikle deneyimlenmesi gereken bir yazı türü. Biri hissederek çiziyor; diğeri çizginin hissettirdiklerini yazıyor. Sonuç olarak ortaya oldukça farklı ve güzel bir eser çıkıyor: Kana Diz Kana.

Yeni başlayanlar için

Hakan Günday okumaya yeni başlayacaksanız bence ilk kitabı olan Kinyas ve Kayra ile başlamalı ve yazma sırasıyla okumalısınız. Çünkü her kitapta daha iyi bir kalem okuyacaksınız. Bu zamana kadar hiçbir kitabı beni hayal kırıklığına uğratmadı. Daha ve Şahsiyet’te gösterdiği senaryo performansını da giderek güçlendirdiğine eminim. Bu nedenle Uysallar dizisiyle ilgili de beklentim oldukça yüksek. Bu cumartesi bir Hakan Günday senaryosu izlemeye zihinsel olarak çok hazırım. Onur Saylak da özellikle takip ettiğim bir diğer insan. Bence ikisinin arasındaki enerji müthiş. 

Okuma listenizde Hakan Günday yer alsın lütfen. Çünkü biz çok okuyalım ki o daha çok yazsın. Biz çok izleyelim ki o yine yazsın.

Bir fahişe ile bir rahibenin, bir cani ile bir polisin yan yana yattığı mezarlıklar bana, hayattaki tek gerçek, tek yalansız manzara olarak görünürdü.

KİNYAS VE KAYRA
Bu yazıyı kargala!
0 Yorum