Aktüel

İNSANLIĞIN HAZİN HİKAYELERİNDEN BİRİ: ARAL GÖLÜ


Sezer Aygün 2 Şubat 10:56

20. yüzyıl yaşam stratejileri, genellikle doğaya karşı savaş halinde. İnsanoğlu, gezegendeki tüm kaynaklarını doğayla iş birliği yaparak kullanmak yerine, yarın yokmuşçasına vahşice sömürüyor ve sanki tek ihtiyaç petrolmüş gibi de, "Petrol biterse ne olacak?" diye sorguluyor. Buna karşılık, dünyanın yüzde yetmişi su olduğu halde sadece yüzde üçünü kullanılabildiğimiz suyun, tehlike altında olduğunun farkında değil. Denizlerdeki aşırı avlanma, kirlilik, nehir yataklarının değiştirilmesi ve küresel ısınma ile tatlı su kaynaklarımızın devamlılığı tükeniyor. Bunun sayısız örneklerinden biri olan Aral Gölü'nün hikayesinden bahsedeceğim size bugün.

Küresel su döngüsü

Önce biraz küresel su döngüsünü anlatalım. Su döngüsü, suyun güneşten aldığı enerjiyle denizi, havayı ve karayı dolaşması anlamına gelmekte. Yani İçme suyu ihtiyacımızı karşılayan su havzaları ve bunların sayısız faydaları da bu su döngüsü sayesinde. Bu havzalar dünyanın toprak parçasına yağan yağışlarla ve nehirlerin beslemesiyle oluşuyor (110 bin kilometreküp). Deniz dışındaki tüm bitki ve hayvanlar bu kaynaklardan beslenmekte. Dolayısıyla okyanuslardaki buharlaşmanın 70 bin kilometreküpü ormanlara ve sulama yapılamayan diğer bütün bitkilere temiz su kaynağı sağlar. 40 bin kilometreküplük kısmı ise yüzeysel akış ile nehirler, dereler ve göller sayesinde yeraltı su sistemlerine bağlı tüm canlılar için yenilebilen su kaynağıdır. Yerine başka hiçbir şeyi koyamayacağımız bir değer olan bu kaynaklar, yüzyıllardır toplumların ihtiyacını gideriyor. Ama Aral Gölü de dünyanın bu önemli su kaynaklarından biriydi. Yıllar evvel...

İnsanlığın yok ettiği Aral

Bir zamanlar dünyanın dördüncü büyük kapalı havza gölü olan Aral Gölü, Özbekistan ve Kazakistan arasında bulunmakta. Amuderya ve Siriderya nehirlerinin göle taşıdığı 55 milyar metreküp su ile mevcut su miktarını muhafaza ediyor. 1960'lardan itibaren Sovyet yetkilileri tarafından pamuk ve pirinç tarımı için kullanılmaya başlanıyor. Göl de diğer sular gibi güneşin etkisiyle buharlaşarak su kaybediyor. Fakat nehirlerden gelen su ile kaybettiği tüm suyu geri kazanıyordu. Tabii 60 yıl öncesi... Bu nehirlerin ciddi bir şekilde yanlış kullanımı sonucu 50 yıl sonra, göl ikiye bölünüyor. Maalesef sularının yüzde 80’ini kaybediyor. Kuzeyde küçük ve güneyde ise nispeten daha büyük bir göl oluşuyor.

Bir göl kuruyunca insan en fazla nelerle karşılaşabilir ki?

60 bin balıkçının geçim kaynağı olan balık türlerinin çoğu yok oldu. Gölün kuruması ile göle akıtılan tarım ilaçları ve zehirli kimyasallar göl yatağında kaldı. Rüzgarların da etkisiyle bu kimyasallar geniş bir araziye toz halinde yayılınca hem hava hem toprak kirlendi. Bölgede; büyüme sorunları, doğurganlıkta azalma, kalp ve ciğer hastalıkları, yeni kanser türleri ortaya çıktı. İnsanlar bu hastalıklarla tanışmak, uğraşmak ve göç etmek zorunda kaldılar. Su sıkıntısı baş gösterdi. İklim değişikliği ve mevsimler arası dengesizlikler oldu. Hava sıcaklığı artarken nem oranı düştü.

Toplumların devamlılığı, bağlı oldukları ekosistemi ne kadar koruduklarına bağlı. Aksi takdirde ekolojik intihar gerçekleşir ve sayısız toplum bu sebeple çökmüştür.

Jared Diamond

Çözüm var mı?

Aral Gölü'nün etrafında bulunan ülkeler bir araya gelip çalışmalar başlattıysa da göl küçülmeye devam ediyor. Bununla beraber 2005 yılında mühendisler 6 metre yükseklikte ve 13 kilometre uzunluğunda bir set yaptılar. Ama zannedilmesin ki bu set, gölü eski haline getirmeye yönelik. Set, gölün bu beklenmeyen etkilerini azaltmak için yapılan umutsuz bir çalışma. Yetkililer, yağışlarla birlikte yaklaşık bin kilometresinin yeniden suyla dolacağını umuyor. Fakat bu sadece insanoğlunun doğaya açtığı savaşın yenilgisini azaltma çabaları. Hafıza kaybından mütevellit beyinde temassızlık vuku bulan insanoğluna bir hatırlatma da benden.

Eski Mezopotamya’da yaşamış olan Sümerler, İndüs Nehri vadisinde yaşamış olan Harraplar; Amerika kıtasındaki Anasazi, Hohokam ve Mayalar yaşadıkları ekosistemi koruyamadıkları için çökmüş toplumlardır. Ama bizim hala bir şansımız ve doğanın su üretme fabrikaları olan sağlıklı su havzalarımız var. Bunları korumanın sayısız faydası mevcut. Ekosistemi koruma projelerine kibrit suyu döküp ocağımıza incir ağacı diken ve bilumum peyzaj işleri için her daim yanı başımızda olan çalışmalar hala devam etmekte. Acil önlemler alınmazsa; çocuklarımız ve torunlarımız elimizde kalan güzellikleri  görme ve bunun keyfini sürme fırsatını kaçırmış olacak.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum