Aktüel

Kireçte Kabak Tatlısının Psişik Hali


Sezer Aygün 22 Haziran 10:38

Üzerinizde nazar olduğunu hissedebilenlerden misiniz? Peki birden bir arkadaşınız aklınıza geldi. Hemen peşi sıra ondan telefon alır mısınız? Canınız Antakya’dan kireçte kabak tatlısı çekti. Ama tatlıyla aranızda yaklaşık bin kilometre var. Ziliniz çaldı ve komşunuz kapıda bir tabak tatlı getirmiş. Bilin bakalım bu tatlı ne tatlısı? Şımarıkça “keşke başka dilek dileseydim” cümlesini hak ettiniz artık. Beş duyumuz olan görmek duymak, tat almak, koklamak ve dokunmak dışında birde psişik yeteneklerimiz var. Bu "var"lık kesinlikle objektif bir cümle değil biliyorum. Zira adı Sezer olan birinin sezmek konusunda sıkıntısı olmayacağı ise gerçekten sürrealist bir hadise. Kanıtlayabilir miyim? Hiç sanmıyorum. Ama biraz evvelki örneklerdeki gibi doğa üstü bilgi alma becerimiz konusunun bilimsel adı duyum ötesi algı.   

Duyum ötesi algı

Duyum ötesi algı (Extrasensory Perception-ESP) normal duyu kanalları dışında bilgiyi almak ile ilgili bir deneyim. Pşisik güçler derken telepati, önsezi veya telekinezi isimlerinin yanında bir de dolaylı net görüşten bahsediyoruz. Bu tarz bilgi alma becerilerimiz herkesin deneyimlediği türdendir diye düşünüyorum. Fakat bununla ilgili olarak birçok araştırmacı normal duyu yolları dışında herhangi bir yoldan bilgi aktarımının olmadığına inanıyor. Çünkü bugüne kadar güvenilir biçimde ölçümlenmedi.

Önsezi, olayları önceden sezme hali. Telepati, kendisinin düşüncesini başkasına gönderme veya tam tersi bir durumun açıklaması. Telekinezi, düşünce gücüyle maddeyi etkileme gücü. Dolaylı net görüş ise görüş alanı dışındaki olay veya nesneleri anlayabilme yeteneği... Amerika'da insanların yüzde 49'u bu psişik güçlerin varlığına inanıyor. Geri kalan yüzdelik dilim ise bunların varlığına inanmakla beraber, kendini farklı başlıklara daha çok yakın hissediyor. Peki bu konuda araştırma hiç yapılmamış mı? Elbette çalışmalar var. Yazarı ulaştığında güldüren gayet komik bir sonucu paylaşayım. Çalışmalara katılanlar hile ve sihir kullanmışlar.

Araştırmalarda ne kullanılıyor?

Bu becerilerin kanıtlanması için araştırma yapanlar, Zener kartlarını sıklıkla kullanıyor. Kartlar kapalı tutulurken psişik deneğin arkasında bulunan şekli bilmesi gerekir. Yüz soruda yirmi doğruya ulaşmak şans faktörü. Yirmi beşi yakaladığında ise bunu hakikaten doğru bilip bilmediği yoksa atıp mı tutturduğu konusu tam bir muamma. Bu sebepten araştırmayı yapanlar hileleri ortadan kaldırmak için Ganzfield işleminden destek alıyorlar. Telepatinin doğruluğu çalışmasında alıcı, sesten yalıtılmış bir odada, rahat bir koltukta gözleri yarı kapalı, kulaklarında ise kulaklık varken bulunur. Diğer ses geçirmeyen odada ise gönderici vardır. Önündeki rastgele fotoğraflardan birine odaklanır. Alıcının bu fotoğrafı bulması gerekir.

Burada araştırmacıların karşılaştığı en büyük sorun aynı deneyi tekrarlasalar bile hiç bir zaman aynı sonucu tutturamıyor olmaları. Bilimsel açıdan bir yasanın koşullar sabit kaldığı sürece içeriğin hep aynı kalması gerekir veya tekrarlandığında da hep aynı sonucun çıkması... Fakat psişik olayların deneylerinde (ESP) sonuçlar tutarsızlıklarla dolu ve bu konuda başka araştırmalar aynı sonucu bulamıyorsa sonuçların tesadüf oluşmuş olması muhtemel. Araştırmacıların geldiği nokta bu.

Son olarak, insanın hayal kurup da yapmadığı bir şey var mıdır; bilemiyorum. Yapısal olarak var olmayan bir şeyi de hayal etme yeteneğimizin olduğunu zannetmiyorum. Kainat var olduğu sürece bilim ve bilimsel çalışmalara muhtacız. Kesinlikle doğru ve düzgün sonuçlarla ilerlememiz gerekir. Çünkü dokunarak görerek işiterek yaşadığımız ve Newton fiziğiyle açıkladığımız bir dünyamız var. Fakat bununla beraber evrende kuantum açısından ilanihaye, sonsuz bir bakir alan da mevcut. Yani henüz bilinmeyen... Bu alanı görmemek veya yok saymak, modern bilimin içinde bile olsak bizi kısıtlı tutar. Hapseder. Gerçek ile yalanı ayırt etmek görevi ise yine bilime düşüyor.

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum