Aktüel

Kitap İncelemesi: Beyin Siz misiniz?


Sezer Aygün 14 Ocak 13:51

20 yıl önce evimize internetin girdiği ilk akşamı hatırlıyorum. "Şimdi bununla ne yapacağım?" diye, öylesine bakakalmıştım. Benzer şekilde tüm insanlığın ortak mirası olan beyni de antik dönemdeki doktorlar, beynin kutsal olduğuna inandıklarından açıp bakmak istemezlermiş. Ta ki 19. yüzyıla kadar... O zamanın cesur cerrahları, beyne müdahale etmişler ama -tıpkı benim internete baktığım gibi- sadece bakarak. İnsanlığın, tam kapasite kullanımının yolunu henüz bulamadığı ve kemik bir kasa içinde bulunan beynin, sadece son bir yıllık yeni verilerini aktarıyorum size. Bilinenin, bilinmeyenin yanında denizde bir katre kaldığı bu organda; yüz milyar nöron ve bir trilyon glia (beyine lojistik destek veren yapı) hücresi bulunmakta. Bu yüz milyar nöron, 10 üzeri 16 işlem hızında çalışmakta. Bu, saniyede 400 milyar işlem demek. Ama tabii ki yapısı bundan ibaret değil.

Beynimizin yapısı

Sadece bir sperm hücresi 37,5 megabayt hafıza ile bir yumurtayı döllüyor ve oluşma sırası beyine geldiğinde ise beynin hafızası, 2,5 milyon gigabayta çıkıyor. Bununla beraber 70 milivolt elektrik akımı var ve damar yapısının uzunluğu on binlerce km. Bir trilyon yüz milyar hücre kendi içinde lif denilen yapı vasıtasıyla bağlantı halinde ve her bir nöron bağlantı kurmak, verileri iletmek gibi görevleri yaparken onun tüm ihtiyaçlarını gideren on tanede uşağı (glia) var. Yani o çalışırken rahat etmesi için sistem de kurulmuş.

Beyin cerrahı Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın “Beyin Sizsiniz” adlı kitabında diyor ki: "Newton fiziğine göre bir mikron beyin parçasını ölçüp kaç tane nöron var hesaplamışız. 2,5 milyon gigabayt hafızamızın var olduğu söylemişiz ama Kuantum açısından hiç bakmamışız. Bu açıdan beynin hafızası ilanihaye sonsuzdur. Çünkü uzaydaki, okyanustaki, hatta sulardaki moleküllerden daha fazla güç var beyinde. Dünyada bir olayı bir kişi yapabiliyorsa uygun şartlar oluştuğunda onu herkes yapabilir." Örneği de şöyle veriyor hoca: "Sabahleyin idam olacağını bilen bir insan, eğer konnektomlarını o gece çok iyi çalıştırırsa sabah idamdan kurtulabilir (Konnektom: Nöron ve Snapsler arasındaki bağlantı)." Beyin yeni bağlantılar kurar ve bağlantıları kuvvetlendirir. Tabii ki buna inanırsanız ve nöronlarınızı eğitirseniz... Bunlarla ilgili birçok bilgiyi bu kitapta bulacaksınız.

Beynimizdeki frekanslar

Beyini incelemeye devam edelim. Beynin iki lobu var. Biri matematik sever ama bencil ve rahatına düşkün. Diğeri ise daha insancıl ve idareli. Her ne kadar farklı olsalar da ortada ikisini birbirine bağlayan Korpus Kallozum bulunur ve bunun görevi, tüm konularda ortak karar verilmesi için çabalamak. Tüm bunların yanında beyinde birtakım dalgalar da mevcut. Kulağın duymadığı ama beynin algıladığı bazı titreşimlerin varlığı, ilk kez 1875 yılında keşfedilmiş. Bu titreşimler kişinin bilinç durumuna göre değişiyor. Konuşurken ya da hareket halindeyken 14-30 hz arasında beta dalgaları yayılıyor etrafa. Bu frekansta bilinçle hareket edilir ve bu nedenle aktif düşünülür ve çözüm üretilir. Daha çok yetişkinlerin girdiği bir dalgadır. Günlük yaşantımızda betadan yayın yaparız. Fakat sadece insan değil, hareket eden birçok şey beta dalgaları yayıyor da desek doğru olur.

7-14 hz de bulunan Alfa dalgası, olabildiğince gevşeme halidir. Örneğin, uyku öncesi bu hale gireriz veya çok sevdiğimiz bir diziyi tüm konsantrasyonumuzla seyrederken alfa frekansına geçmiş bulunuruz. Nefes çalışmaları yaparken ya da meditasyonlarda da bu frekansta oluruz. Huzura giden köprüdür ama bunu kapalı devre yayını gibi düşünün. Oturduğunuz sitenin TV yayını gibi mesela... Burada nöronlar kendi arasında elektromanyetik iletişim kurarlar. Size Alfa frekansı ile ilgili küçük bir mutfak sırrı; yemek yemekte zorlanan küçük çocuğunuz, konsantre olmuş bir şekilde çizgi film seyrederken kulağına sessizce “Birazdan yemek yiyeceksin” dediğinizde birazdan kalkıp daha az dirençle yemek yediğine şahit olma ihtimaliniz yüksek.

Theta frekansı 4-8 hz hızındadır. Burada kapı tamamen aralanır ve zamanın ötesine geçersiniz. Rüya aleminde, sonsuz ihtimaller tarafındasınızdır yani uykunun "REM" kısmındasınızdır. Dua etme zamanındasınızdır. Thetada, bilinçli zihinsel faaliyetler çok azalmıştır. Uyku ve uyanıklık arasında daha çok teslim olduğunuz, derin meditasyon esnalarında görülür. Yaratıcı fikirler, hayal gücü yüksektir, sezgiler güçlüdür. Odaklanmayı ve farkındalığı arttırır. Theta frekansında istenilen düşünce, bilgi, tavır ve hareket oradan şuuraltına yerleştirilecektir. Hatta bu beyin dalgalarını veya megahertzi dışardan biz suni olarak yapıp dalgalar oluşturabiliriz. Bununla da kişide depresyona girme, şen şakrak olma veya içine kapanık olma halleri de mümkün (Beyin Sizsiniz, sayfa 82). Ayrıca çocukların da yedi yaşına kadar Theta frekansında kaldığı söylenir.

Duyguların frekansı

Delta dalgasında ise "kollektif şuur" haline geçilir. Frekansı 0-3.9 hz'dir. Derin uykudur ve son olarak beşinci dalga boyu, gama beyin dalgasıdır. 40 hz boyutunda olan bu dalga çoğunlukla heavy metal müzik dinleyenlerin frekansıdır. Savaşlarda işgal edilen halkın moralini bozmak için kullanılan müziklerin bu frekansta yapıldığı söylentisi de mevcut. Bununla beraber Gama dalgasının da yapılan çalışmalarla, bilinçli farkındalığı artırdığı söyleniyor. Fakat bir komplo teorisi der ki: "Bu dalga boyutuyla ilgili birçok bilgi gizlenmekte."

Duyguların da frekansları var. Korku, hüzün, neşe, sevgi, aşk... Hepsi de kendi titreşiminde, benzer durumları kendisine çeker. Duyguların ve durumların farkındalığını artırarak frekansları değiştirmek mümkündür. Örneğin; 6.9 hz müzikte kendinizi dingin hissederken titreşimi yükselttiğinizde bu dinginlik gider ve birden saldırganlaşabilirsiniz. Gül yağı ve lavanta yağının kişinin titreşimini artırdığı da iddia edilmektedir. Son olarak nöroanatomist Dr. Jill Bolte Taylor’ın 90 saniye kuralını hatırlatmak istiyorum: “Yaşadığımız her duygunun bedende kalma süresi 90 saniye. Hangi duygu içinde olursak olalım 90 saniyeden sonrası artık kendi seçimimiz.”

İnsanlar subliminal olarak çoğunlukla negatif, zaman zaman ise pozitif bilgilere maruz kalmakta. (25. kare) Dünyada beyin sinir bilimi konusunda süregelen birçok çalışma mevcut. Neuroscience (Beyin Sinir Bilimi) ve Neuromerketing ile "kontrol mekanizmaları kurulmaya çalışıldığı" bilgisinin de çok gizli kalmadığını tahmin edebilirsiniz. Sevgili doktorumuz diyor ki: "Biz sadece Beta modunda kalmayıp Alfa ve Theta modunda kapılarımızı açabiliriz.  Dolayısıyla konnektomlarımızı alt üst eden şu cep telefonlarından tutun da cebimizde taşıdığımız kaleme varıncaya kadar nano moleküller, nano parçacıklar, nano metrik eşyalar ile konnektomlarımızı alt üst eden durumları tersine çevirmek bilimsel olarak mümkün."

Bu yazıyı kargala!
0 Yorum